<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481</id><updated>2012-02-05T23:52:31.205+02:00</updated><title type='text'>Dostlar için...EN'lerim...</title><subtitle type='html'>Dünde beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>177</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-7168038712342044915</id><published>2011-08-10T23:12:00.000+02:00</published><updated>2011-08-10T23:13:17.212+02:00</updated><title type='text'>Kuran – ı Kerim’de Bahsedilen Bitkiler</title><content type='html'>Kuran – ı Kerim’de Bahsedilen Bitkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O’dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (Enam Suresi, 141)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 67)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.” (İsra Suresi, 91)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik. (Kehf Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: “Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.” Altından (bir ses) ona seslendi: “Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.” Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” (Meryem Suresi, 23-25)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz. (Müminun Suresi, 19)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?” (Şuara Suresi, 148)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birbiri üstüne dizilmiştomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. (Kaf Suresi, 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. (Rahman Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinler, hurmalar, (Abese Suresi, 29)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüste dizili meyveleri sarkmışmuz ağaçları, (Vakıa Suresi, 29)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncire ve zeytine andolsun, (Tin Suresi, 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (Vakıa Suresi, 28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları olsun (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki, düşünesiniz. (Bakara Suresi, 266)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.” (İsra Suresi, 91)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik. (Kehf Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz. (Müminün Suresi, 19)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice bahçeler ve üzüm bağları. (Nebe Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KURAN’DA GEÇEN SEBZE İSİMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz (ise şöyle) demiştiniz: “Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın.” (O zaman Musa:) “Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır’a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır” demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah’tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah’ın ayetlerini tanımazlıkları ve Peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞAÇLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. (Nahl Suresi, 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (Nahl Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: “O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var.” (Taha Suresi, 18)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. (Hac Suresi, 18)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: “Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;” diye seslenildi. (Kasas Suresi, 30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: “Ben sizi bu ağaçtan menetmemişmiydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememişmiydim?” (Araf Suresi, 22)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİKKAT ÇEKİLEN BİTKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin ve Diğerleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O’dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (Enam Suresi, 141)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateşona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran’daki Benzetmeler İçinde İsmi Geçen Bitkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (Araf Suresi, 58)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifa Özelliği Taşıyanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. (Meryem Suresi, 25-26)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CENNET BİTKİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birbiri üstüne dizilmiştomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. (Kaf Suresi, 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. (Rahman Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüste dizili meyveleri sarkmışmuz ağaçları, (Vakıa Suresi, 29)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüklü dalları bükülmüşkiraz (ağaçları), (Vakıa Suresi, 28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEHENNEM BİTKİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darı Dikeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar için (zehirli olan) dari’ dikeninden başka bir yiyecek yoktur. (Gaşiye Suresi, 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zakkum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? (Saffat Suresi, 62)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkar olanın yemeğidir. Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi. (Duhan Suresi, 43-46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. (Vakıa Suresi, 52)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Kuran’dan Genel Bilgiler “Harun Yahya”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-7168038712342044915?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/7168038712342044915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=7168038712342044915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7168038712342044915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7168038712342044915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2011/08/kuran-kerimde-bahsedilen-bitkiler.html' title='Kuran – ı Kerim’de Bahsedilen Bitkiler'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5096539328697235411</id><published>2011-07-31T19:47:00.002+02:00</published><updated>2011-07-31T19:53:19.987+02:00</updated><title type='text'>Ya Mübarek Ramazan Hoşgeldin.</title><content type='html'>Yarın mübarek ramazan ayının ilk günü.Cenab-ı Allah tüm müslümanlara oruç tutmayı nasip etsin.Oruç tutanlara kolaylıklar ihsan etsin.Mübarek Ramazan Ayı tüm inanlara bolluk ve bereketler getirsin.Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5096539328697235411?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5096539328697235411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5096539328697235411' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5096539328697235411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5096539328697235411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2011/07/ya-mubarek-ramazan-hosgeldin.html' title='Ya Mübarek Ramazan Hoşgeldin.'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8037453398894251421</id><published>2011-07-31T19:32:00.010+02:00</published><updated>2011-07-31T19:41:50.830+02:00</updated><title type='text'>KARABURUN DOĞA ,SESSİZLİK VE DENİZ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6Q5CnJH50SE/TjWTl4xqzZI/AAAAAAAAAos/ro5wYGQHbFo/s1600/SNC00650.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-6Q5CnJH50SE/TjWTl4xqzZI/AAAAAAAAAos/ro5wYGQHbFo/s200/SNC00650.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635572787829198226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-xz1XOhjuV6U/TjWTcZLOhBI/AAAAAAAAAok/lcarN8SXYs4/s1600/SNC00648.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-xz1XOhjuV6U/TjWTcZLOhBI/AAAAAAAAAok/lcarN8SXYs4/s200/SNC00648.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635572624727639058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-51cxEGRkiA0/TjWTQxkQLfI/AAAAAAAAAoc/mdzA0pL0ODs/s1600/SNC00647.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-51cxEGRkiA0/TjWTQxkQLfI/AAAAAAAAAoc/mdzA0pL0ODs/s200/SNC00647.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635572425116626418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-X9ij1hvwBOI/TjWTGy07zUI/AAAAAAAAAoU/velwqQs88gk/s1600/SNC00646.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-X9ij1hvwBOI/TjWTGy07zUI/AAAAAAAAAoU/velwqQs88gk/s200/SNC00646.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635572253656337730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-jSm8A8cFSmc/TjWS9VaCvLI/AAAAAAAAAoM/GMjWhxj5Uwg/s1600/SNC00645.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-jSm8A8cFSmc/TjWS9VaCvLI/AAAAAAAAAoM/GMjWhxj5Uwg/s200/SNC00645.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635572091140095154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-uSDqAzDYK4s/TjWS0QqZeBI/AAAAAAAAAoE/25OVa773ijU/s1600/SNC00644.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-uSDqAzDYK4s/TjWS0QqZeBI/AAAAAAAAAoE/25OVa773ijU/s200/SNC00644.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635571935247693842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-I2MCwQO1Qbw/TjWSmzUfO_I/AAAAAAAAAn8/-jBlEjvVWvo/s1600/SNC00643.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-I2MCwQO1Qbw/TjWSmzUfO_I/AAAAAAAAAn8/-jBlEjvVWvo/s200/SNC00643.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635571704032869362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-KPfTLTyJsvE/TjWSQkagr5I/AAAAAAAAAn0/SipOLtVkuEg/s1600/SNC00642.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-KPfTLTyJsvE/TjWSQkagr5I/AAAAAAAAAn0/SipOLtVkuEg/s200/SNC00642.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635571322074476434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Izfw-S2or0g/TjWSBE5qo6I/AAAAAAAAAns/UMtj9mZEcvo/s1600/SNC00641.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Izfw-S2or0g/TjWSBE5qo6I/AAAAAAAAAns/UMtj9mZEcvo/s200/SNC00641.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635571055917179810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-gXpSlLUVUfg/TjWRy-37_MI/AAAAAAAAAnk/P7iYdLPxQqk/s1600/SNC00640.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-gXpSlLUVUfg/TjWRy-37_MI/AAAAAAAAAnk/P7iYdLPxQqk/s200/SNC00640.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635570813781146818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8037453398894251421?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8037453398894251421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8037453398894251421' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8037453398894251421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8037453398894251421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2011/07/karaburun-doga-sessizlik-ve-deniz.html' title='KARABURUN DOĞA ,SESSİZLİK VE DENİZ...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-6Q5CnJH50SE/TjWTl4xqzZI/AAAAAAAAAos/ro5wYGQHbFo/s72-c/SNC00650.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2540385376932429192</id><published>2010-02-27T22:40:00.004+02:00</published><updated>2010-02-27T23:03:06.351+02:00</updated><title type='text'>the Hocali massacre by Armenians</title><content type='html'>&lt;strong&gt;All of them were human..but the mistake(!) of 613 people dead were azerbaijani&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;the massacre by Armenians &lt;br /&gt;In the Hocali town of the Upper Karabakh region in Azerbaijan, 613 people were brutally tortured and faced genocide by Armenian Armed Forces without distinguishing civilians, women, children and elderly. Among the murdered, there are 83 children, 106 women and more than 70 elderly. Eight families were completely murdered. From this massacre a total of 487 seriously injured people were survived. 1275 people were taken as hostages and 150 people were lost. Examination of the bodies proved that most of the bodies were burnt, their eyes were cut out, and their body parts including the ears, noses and heads were cut off. Even the pregnant women and children faced the same violence. This brutal massacre by Armenians can be defined completely with the definitions of genocide and crimes against humanity accepted by the international community.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The actions of the Armenians who participated in the Hocali genocide are equivalent with the definition of genocide in the international law agreements including Geneva Convention, Agreement on Human Rights Declaration, Citizen and Political Rights, Declaration on the Protection of Women and Children in Emergency and Armed Conflict and the Article 2 of the ‘United Nations Convention on the Prevention and Punishment of the Crime Genocide’ stating the “intent to destroy, in whole or in part, a national, ethnical, racial o religious group”. Furthermore, the Hocali genocide matches with the related articles a clause which states “killing member of the group” and b clause which states “causing serious bodily or mental harm to members of the group”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Because of the above reasons, we the ones with the following signatures, recognize the Hocali incidents by Armenians as Genocide and invite all the humanity to accept the Hocali massacre as Genocide with conscientious responsibility. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;http://www.hocalisoykirimi.com/otherlanguage.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2540385376932429192?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2540385376932429192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2540385376932429192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2540385376932429192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2540385376932429192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/02/hocali-massacre-by-armenians.html' title='the Hocali massacre by Armenians'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-881750822455953196</id><published>2010-02-26T23:54:00.005+02:00</published><updated>2010-02-27T00:15:35.023+02:00</updated><title type='text'>HOCALİ KATLİAMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hH-OOIkUI/AAAAAAAAAnI/F0D-yIXhsOo/s1600-h/hocali+6.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hH-OOIkUI/AAAAAAAAAnI/F0D-yIXhsOo/s200/hocali+6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442679283972084034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hHxVUgyMI/AAAAAAAAAnA/osC0yzijm3c/s1600-h/hocali+5.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 155px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hHxVUgyMI/AAAAAAAAAnA/osC0yzijm3c/s200/hocali+5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442679062539585730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hHg2-iLeI/AAAAAAAAAm4/hoefh8NOzSU/s1600-h/hocali+1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hHg2-iLeI/AAAAAAAAAm4/hoefh8NOzSU/s200/hocali+1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442678779516431842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;HOCALI KATLİAMI&lt;br /&gt;Merhaba dostlar,&lt;br /&gt;Bu gün 1992 yılında,Rusya destekli Ermeni Ordusunun,613(resmi rakam),1300(gayri resmi rakam)azeri türkü'nü katlettiği,yani soykırım uyguladığı acı olayın 19'u yıldönümü.İlginçtir,yıllardır 1915'te Türkler tarafından soykırıma maruz kaldığını ifade eden Ermenistan,yakın tarihimizde sivil,masum ve savunmasız insanlara soykırım uyguluyor.Dünya bu olaya yıllardır kayıtsız kalıyor.Azarbeycan ve Türkiye'nin bu konudaki çabaları yetersiz kalıyor.Ama işin ilginci,akşama kadar bir sürü haber izledim televizyonlarımız bu olaydan bahsetmedi.En büyük trajlı Hürriyet'te bu gün konuyla ilgili hiçbir şeye rastlamadım.Oysaki ermeniler 1915 'le ilgili her ortamda soykırım kararı aldırmaya çalışıyor.Bu konuda kamoyunda duyarlılık sağlama adına bu yazıyı yazıyorum.Umarım bu çorbada benimde tuzum olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-881750822455953196?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/881750822455953196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=881750822455953196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/881750822455953196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/881750822455953196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/02/hocali-katliami.html' title='HOCALİ KATLİAMI'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S4hH-OOIkUI/AAAAAAAAAnI/F0D-yIXhsOo/s72-c/hocali+6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8481465735604073666</id><published>2010-02-15T00:00:00.000+02:00</published><updated>2010-02-15T00:01:20.723+02:00</updated><title type='text'>"Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum!"</title><content type='html'>Londra'daki caminin yeni imamı&lt;br /&gt;şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor&lt;br /&gt;ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş.&lt;br /&gt;İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş.&lt;br /&gt;Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?.."&lt;br /&gt;Ama içinden bir ses diyormuş ki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil.&lt;br /&gt;Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?.&lt;br /&gt;Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... Düşünebilirim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş,&lt;br /&gt;inmeden önce şoförün yanına gitmiş,&lt;br /&gt;20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"paranın üstünü fazla verdiniz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şoför gülümsemiş ve demiş ki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siz camiinin yeni imamısınız değil mi?&lt;br /&gt;Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde,&lt;br /&gt;İslam'ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim,&lt;br /&gt;nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş,&lt;br /&gt;yere yığılacakmışçasına bir direğe tutunmuş&lt;br /&gt;ve kendine gelmeye çalışmış,&lt;br /&gt;gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8481465735604073666?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8481465735604073666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8481465735604073666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8481465735604073666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8481465735604073666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/02/allahm-az-daha-islam-20-kurusa.html' title='&quot;Allah&apos;ım az daha İslam&apos;ı 20 kuruşa satıyordum!&quot;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4261151418374271639</id><published>2010-01-31T16:04:00.001+02:00</published><updated>2010-01-31T16:04:36.802+02:00</updated><title type='text'>Önemli Olan Vermektir..</title><content type='html'>Önemli Olan Vermektir..&lt;br /&gt;Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kı z getirdiler. Tek&lt;br /&gt;yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı&lt;br /&gt;hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın&lt;br /&gt;mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki&lt;br /&gt;oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir&lt;br /&gt;an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm&lt;br /&gt;kanımı' dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve&lt;br /&gt;gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük&lt;br /&gt;çocuğun yüzü de giderek soluyordu...&lt;br /&gt;Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :&lt;br /&gt;'Hemen mi öleceğim ?'&lt;br /&gt;Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip,&lt;br /&gt;öleceğini düşünüyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4261151418374271639?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4261151418374271639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4261151418374271639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4261151418374271639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4261151418374271639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/01/onemli-olan-vermektir.html' title='Önemli Olan Vermektir..'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6208333565534583321</id><published>2010-01-31T15:59:00.000+02:00</published><updated>2010-01-31T16:03:51.184+02:00</updated><title type='text'>Yolumuzdaki Engeller...</title><content type='html'>Yolumuzdaki Engeller...&lt;br /&gt;Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya&lt;br /&gt;koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye&lt;br /&gt;gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray&lt;br /&gt;görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın&lt;br /&gt;etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle&lt;br /&gt;eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu .&lt;br /&gt;Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.&lt;br /&gt;Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına&lt;br /&gt;itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına&lt;br /&gt;çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde&lt;br /&gt;bir kesenin durduğunu gördü.&lt;br /&gt;Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...&lt;br /&gt;'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.' diyordu kral.&lt;br /&gt;Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.&lt;br /&gt;'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6208333565534583321?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6208333565534583321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6208333565534583321' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6208333565534583321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6208333565534583321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/01/yolumuzdaki-engeller.html' title='Yolumuzdaki Engeller...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-141180848895485312</id><published>2010-01-28T22:52:00.000+02:00</published><updated>2010-01-28T22:53:11.002+02:00</updated><title type='text'>EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ</title><content type='html'>EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir  konferansa&lt;br /&gt;gitmek üzere yola&lt;br /&gt;çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda&lt;br /&gt;oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi&lt;br /&gt;kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir öneride&lt;br /&gt;bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç  tanımıyorlar., o halde&lt;br /&gt;bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı,&lt;br /&gt;ben de arka sırada seni dinlerim." Şoför, gerçekten çok başarılı bir&lt;br /&gt;konuşma yapmış ve  sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine&lt;br /&gt;oturacağı  sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu&lt;br /&gt;sormuş.&lt;br /&gt;Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:&lt;br /&gt;"Böylesine basit bir&lt;br /&gt;soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş.&lt;br /&gt;Sonra da salonun arkasında&lt;br /&gt;oturan  Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş: "Şimdi size arka sırada&lt;br /&gt;oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile&lt;br /&gt;yanıtlayacak."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-141180848895485312?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/141180848895485312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=141180848895485312' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/141180848895485312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/141180848895485312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/01/einstein-ve-soforu.html' title='&lt;strong&gt;EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ&lt;/strong&gt;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-9082146927009764859</id><published>2010-01-25T18:25:00.010+02:00</published><updated>2010-01-31T16:17:42.545+02:00</updated><title type='text'>İHRACAT FAZLASINDA;FİYAT VE KALİTE DE EN'LER CNR TEKSTİL'DE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S2WQ-9MR0pI/AAAAAAAAAmw/fTmAIWR0g4A/s1600-h/GOOGLE+EARTH.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 331px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S2WQ-9MR0pI/AAAAAAAAAmw/fTmAIWR0g4A/s400/GOOGLE+EARTH.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432907936744723090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dostlar,&lt;br /&gt;CNR tekstil,en iyi kaliteyi uygun fiyata toptan ve perakende satışlarla sizlere sunuyor.Lütfen ilgilendiğiniz modellerle ilgili r.yetis@hotmail.com mail yada msn adresinden yada 532 401 52 03 yada 24 nolu telefonlardan bizimle bağlantıya giriniz.&lt;br /&gt;Merkez mah.,Süleyman Nazif sokak no:28 güngören adresindeki mağazamızda sizleri ağarlamaktan mutluluk duyarız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-9082146927009764859?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/9082146927009764859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=9082146927009764859' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9082146927009764859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9082146927009764859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2010/01/ihracat-fazlasindafiyat-ve-kalite-de.html' title='İHRACAT FAZLASINDA;FİYAT VE KALİTE DE EN&apos;LER CNR TEKSTİL&apos;DE'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/S2WQ-9MR0pI/AAAAAAAAAmw/fTmAIWR0g4A/s72-c/GOOGLE+EARTH.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5403841902072294995</id><published>2009-12-21T22:11:00.002+02:00</published><updated>2009-12-21T22:12:23.467+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sy_Wn-vRWLI/AAAAAAAAAmA/BxPxbWXWELY/s1600-h/T19164.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 275px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sy_Wn-vRWLI/AAAAAAAAAmA/BxPxbWXWELY/s320/T19164.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417784859094505650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda kar...&lt;br /&gt;Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.&lt;br /&gt;Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.&lt;br /&gt;Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu... &lt;br /&gt;Sucuk lükstü.&lt;br /&gt;Yumurta lezzetli. &lt;br /&gt;Ekmek her zaman ekmek gibi... &lt;br /&gt;Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda kar...&lt;br /&gt;İçeride kanaat...&lt;br /&gt;İçeride huzur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon yoktu. &lt;br /&gt;Gazete de her zaman olmazdı. &lt;br /&gt;Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! &lt;br /&gt;Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. &lt;br /&gt;Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. &lt;br /&gt;Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar... &lt;br /&gt;Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?&lt;br /&gt;Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.&lt;br /&gt;Çay da kokardı... &lt;br /&gt;Domates de...&lt;br /&gt;Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda kar...&lt;br /&gt;İçeride huzur...&lt;br /&gt;Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... &lt;br /&gt;Ne güzel cahildik. &lt;br /&gt;Mutluluğun resmini çiziyorduk...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5403841902072294995?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5403841902072294995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5403841902072294995' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5403841902072294995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5403841902072294995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/dsarda-kar.html' title=''/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sy_Wn-vRWLI/AAAAAAAAAmA/BxPxbWXWELY/s72-c/T19164.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2560066650739933857</id><published>2009-12-13T10:49:00.004+02:00</published><updated>2009-12-13T10:53:44.178+02:00</updated><title type='text'>Nardugan..... "Doğum,güneşin yeniden doğuşu"</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySrT1bKlRI/AAAAAAAAAlg/jwxBIRAqGi4/s1600-h/%C3%A7am+agac%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 51px; height: 78px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySrT1bKlRI/AAAAAAAAAlg/jwxBIRAqGi4/s200/%C3%A7am+agac%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414641009253061906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eskiTürklerin yeniden doğuş bayramıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Türklerin, tekTanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacıbulunuyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim&lt;br /&gt;bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin&lt;br /&gt;kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük&lt;br /&gt;şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarakalgılanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bayramın adı NARDUGAN &lt;br /&gt;(nar=güneş,&lt;br /&gt;tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DualarıTanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar,dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler&lt;br /&gt;diliyorlar Tanrıdan.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu bayram için,evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın  etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılar,büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır,uğur gelirmiş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.&lt;br /&gt;Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum,güneşin yeniden doğuşu"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sümerolog&lt;br /&gt;Muazzez İlmiye ÇIĞ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2560066650739933857?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2560066650739933857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2560066650739933857' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2560066650739933857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2560066650739933857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/nardugan-dogumgunesin-yeniden-dogusu.html' title='Nardugan..... &quot;Doğum,güneşin yeniden doğuşu&quot;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySrT1bKlRI/AAAAAAAAAlg/jwxBIRAqGi4/s72-c/%C3%A7am+agac%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3455645795035494985</id><published>2009-12-13T10:41:00.002+02:00</published><updated>2009-12-13T10:43:54.288+02:00</updated><title type='text'>Kredi Kartı Kullanırken,lütfen Dikkat !</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySpPxzVVxI/AAAAAAAAAlY/r0fe6XiXYok/s1600-h/kredi+kart%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 94px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySpPxzVVxI/AAAAAAAAAlY/r0fe6XiXYok/s200/kredi+kart%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414638740537956114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir restoranda akşam yemek yedikten sonra kredi kartımla ödemeyi gerçekleştirirken başıma ilginç bir olay geldi. Bu yeni bir şifre çalma işlemi gibi duruyor. Sadece dikkatli olmanız konusunda bilgilendirmek istedim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1-      Hesap istedikten sonra kredi kartınızı verdiniz.&lt;br /&gt;2-      Garson POS cihazıyla geldi ve şifrenizi girmenizi istedi.&lt;br /&gt;3-      Şifrenizi girdiniz.&lt;br /&gt;4-      Garson işlemi başlattı.&lt;br /&gt;5-      10 sn sonra size “Bakiyeniz yetersiz veya hatlarda problem var” uyarısı aldığını iletti ve tekrar deneyelim dedi.&lt;br /&gt;6-      İşlemi iptal etti ve slibi yırttı attı. Sonra yeniden işlemi başlattı.&lt;br /&gt;7-      Şifrenizi tekrar girdiniz ve ödeme sorunsuzca gerçekleşti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Masum görünüyor aslında ve her gün başımıza gelebilir, hatalı girebilirsiniz şifrenizi, garson yanlış girebilir vs. olağan şeyler bunlar ama atladığınız önemli bir nokta var.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Garson size rakamın yazılı olduğu POS cihazını getirip şifrenizi girmenizi istediğinde POS’un enter tuşuna basmazsa ve POS’un ekranına bakmadan şifre girerseniz yazdığı rakamın yanına şifrenizi yazmaya başlıyorsunuz. Eğer o noktada dikkatli değilseniz, dalmışsanız, muhabbetin ortasındaysanı z vs. fark etmeyebilirsiniz. Örneğin 36,75YTL’lik bir yemek yediniz, Garson POS’un enter’ına basmayınca şifreniz 1234 ise bu tutar 36.751.234 YTL oluyor ve kredi kartı bakiye yetersiz diyor. O sırada el çabukluğu ile yanlış slibi yırtıp alan Garson şifrenize kolaylıkla sahip olabiliyor. Zaten hesabı ödemek için kredi kartınızı ilk verdiğinizde ise kredi kartı numarası ve arkadaki CCV numarasını  çoktan not etmiş olabilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Basit bir yanlış anlaşılma ile birlikte kredi kartı bilginiz bir başkasının eline kolaylıkla geçebiliyor eğer dikkatsizseniz, içtiyseniz ve çakır keyifseniz vs. vs. Ve garson’un bu numaradan her zaman “Kusura bakmayın yanlış girdik herhalde” diyerek masumca sıyrılma ihtimali var. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Amman Dikkat J (Bu tip işlemle karşılaştıktan sonra direkt ilk yırtılan slibi alın. (Bende var bi tane şimdi şifrem yazıyor üzerinde J) ve pek tabi şifrenizi değiştirin anında)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3455645795035494985?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3455645795035494985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3455645795035494985' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3455645795035494985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3455645795035494985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/kredi-kart-kullanrkenlutfen-dikkat.html' title='Kredi Kartı Kullanırken,lütfen Dikkat !'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SySpPxzVVxI/AAAAAAAAAlY/r0fe6XiXYok/s72-c/kredi+kart%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3993343502446723693</id><published>2009-12-10T09:55:00.001+02:00</published><updated>2009-12-10T09:56:31.119+02:00</updated><title type='text'>Kaybolduğunuzda cep'le hayatınızı kurtarın</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SyCpqfvlOwI/AAAAAAAAAlQ/1gEen2d62ZA/s1600-h/931.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 54px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SyCpqfvlOwI/AAAAAAAAAlQ/1gEen2d62ZA/s200/931.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413513299640007426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uludağ'da genç bir kayakçının ölümüyle sonuçlanan olayda Ceptelefonu Şirketi, Telekomünikasyon Kurumu kurallarından olan; "konum bilgileri sadece savcılık talebi halinde verilebilir, şahıslara veya başka kurumlara verilemez" kuralı gereğince bilgi veremediği ve bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle genç kayakçının ölümü sonrasında suçlanmıştı. &lt;br /&gt;Durumu değerlendiren Ceptelefonu şirketleri, mevcut kuralı çiğnemeden duruma çözüm aramış ve aşağıdaki düzenlemeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır. &lt;br /&gt;Bütün Ceptelefonu aboneleri'nin bilmesi gerektiğini düşünerek paylaşıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceptelefonu abonelerine bir servis yapıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an aktif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; ACIL ya da NEREDEYIM yazıp 7777 veya 2222 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor.&lt;br /&gt;Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var. Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYBOLMAK veya en yakın polise, jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin başına gelebilecek bir olaydır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cep Telefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BULUNDUGUNUZ BOLGE: &lt;br /&gt;Istanbul, Kadikoy, Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu caddesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;COGRAFI KONUMUNUZ: &lt;br /&gt;(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SIZE EN YAKIN NOKTALAR: &lt;br /&gt;Tem Polis Buro Amirligi 103 m (+902164104113) , &lt;br /&gt;Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000) , &lt;br /&gt;Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri. S. 32 m (+902165740505) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3993343502446723693?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3993343502446723693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3993343502446723693' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3993343502446723693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3993343502446723693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/kayboldugunuzda-ceple-hayatnz-kurtarn.html' title='Kaybolduğunuzda cep&apos;le hayatınızı kurtarın'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SyCpqfvlOwI/AAAAAAAAAlQ/1gEen2d62ZA/s72-c/931.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6103328400449851511</id><published>2009-12-09T10:26:00.002+02:00</published><updated>2009-12-09T10:32:59.919+02:00</updated><title type='text'>Obama'dan Erdoğan'a: Selamün aleyküm</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sx9fbYZ2bsI/AAAAAAAAAlI/X4161WirGUQ/s1600-h/9414225.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sx9fbYZ2bsI/AAAAAAAAAlI/X4161WirGUQ/s320/9414225.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413150201134608066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ABD Başkanı Barack Obama’nın, Başbakan Erdoğan’ı Beyaz Saray’daki Oval Ofis’e girdiğinde “Selamün Aleyküm” diyerek karşıladığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde bugün yayımlanan haberlere gore, Obama Erdoğan’a once “Welcome” (Hoş geldiniz) dedi, arkasından da “Selamün Aleyküm” diyerek elini sıktı.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası Müslüman olan Obama'nın bu tavrına Erdoğan da “Aleyküm Selam” diyerek yanıt verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ABD Başkanı Obama, Haziran ayında Kahire Üniversitesi’nden Müslüman dünyasına yönelik yaptığı konuşmaya da “Selamün Aleyküm” diyerek başlamıştı.&lt;br /&gt;...........................................................................&lt;br /&gt;Ne kadar önemli değil mi? Oysa gündemde daha önemsiz bir sürü gelişme var!!!!!&lt;br /&gt;Tokat'ta yedi askerimiz şehit oldu,yüreğimiz yanıyor.&lt;br /&gt;İstanbul'un göbeğinde otobüs yakılıyor,gencecik kızımız yanıyor,malesef iki gün önce o da hayatını kaybediyor.Üstelikte DTP'liler aileye taziyelerini sunuyorlar?&lt;br /&gt;Zira biz uyumaya devam edelim...&lt;br /&gt;Tv'lerde ve gazetelerde magazincilere rating yaptıralım...&lt;br /&gt;Herkes hak edildiği şekilde yönetilir miş....&lt;br /&gt;Umarım okuyan sayımız artarda ,bizlerde ileride daha iyi şekilde yönetilmeyi hak ederiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6103328400449851511?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6103328400449851511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6103328400449851511' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6103328400449851511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6103328400449851511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/obamadan-erdogana-selamun-aleykum.html' title='Obama&apos;dan Erdoğan&apos;a: Selamün aleyküm'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sx9fbYZ2bsI/AAAAAAAAAlI/X4161WirGUQ/s72-c/9414225.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3946054828868902055</id><published>2009-12-09T10:21:00.001+02:00</published><updated>2009-12-09T10:21:53.590+02:00</updated><title type='text'>Hani Alkış.....</title><content type='html'>Lazın biri bir gün bir uçağa biniyor.&lt;br /&gt;Olacak ya uçak arıza yapıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçağın pilotu bir anos yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-uçağımız düşmek üzere lütfen gereksiz eşyaları atın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"herkes geereksiz eşyalarını attıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir anos daha geliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"uçağımız düşmek üzere lütfen bütün eşyalarınızı atınız" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün eşyaları atıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir anos daha geliyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"uçağımızın altı düşmek üzere herkes üste tutunsun herkes" tutunuyor ve uçağın altı düşüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve son bir anos daha geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"aranızdan bir kişi atlayacak yoksa uçağımız yere çakılacak" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkesin gözü lazın üstünde ve lazda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" tamam ben atlarım ama hani alkış"..........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3946054828868902055?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3946054828868902055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3946054828868902055' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3946054828868902055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3946054828868902055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/hani-alks.html' title='Hani Alkış.....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-862401114813890286</id><published>2009-12-09T09:45:00.003+02:00</published><updated>2009-12-09T10:12:52.099+02:00</updated><title type='text'>Günün Sözü</title><content type='html'>Akıllı adam, bulduğundan daha fazla fırsat yaratan adamdır.  &lt;br /&gt;Francis Bacon&lt;br /&gt;Para herşeyi yapar diyen adam, para için herşeyi yapan adamdır.  &lt;br /&gt;Benjamin Franklin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-862401114813890286?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/862401114813890286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=862401114813890286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/862401114813890286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/862401114813890286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/gunun-sozu.html' title='Günün Sözü'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-7296508902351102742</id><published>2009-12-07T21:36:00.001+02:00</published><updated>2009-12-07T21:39:58.730+02:00</updated><title type='text'>Şeker Hoca'dan inciler....</title><content type='html'>&gt; &gt; Malatya'lı imam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Celal Tilgen, Malatya'daki şeker Camii'nin imamı şeker Hoca. Ama bu lakabı sadece camiye borçlu değil.&lt;br /&gt;&gt; &gt; Vaazlarını laptopla veriyor.  vaaz arası reklam alıyor.&lt;br /&gt;&gt; &gt; Vaazını 'Malatyaspor Galatasaray'ı yensin, amin' diye bitiren &lt;br /&gt;&gt; &gt; ama kimseden tepki almayan bir din adamı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Şeker Hoca bir alem hoca : 'Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi,zaten devenin de iyisine binmiş!' diyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yılbaşından bu yana dünyada 5 bin can alan domuz gribiyle mücadeleye katılan Malatya'nın 'Şeker Hoca' lakaplı imamı Celal Tilgen, dünkü Cuma namazı öncesi cemaate maske dağıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmasının büyük bir bölümünü domuz gribine ayıran 'Şeker Hoca' lakaplı Tilgen, gribin daha çok toplu kullanılan alanlarda yayıldığını belirterek böyle bir uygulamaya gittiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Tilgen, geçen günlerde konuştuğu sağlık görevlisinin kendisine domuz gribinden birçok insanın öleceğini söylediğini belirtti. Tilgen, “Tedbiri alın takdiri Allah'a bırakın. Aslında ben cemaatin yerinde olsam bir süre sokakta ve evde de maskeli dolaşırdım. Çünkü bu gözle görülmeyen bir mikrop. Bu afettir, musibettir, bu, insanın kendi eliyle yarattığı bir beladır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın ekolojik dengesinin bozulduğunu söyleyen Celal Tilgen, “Artık teneffüs edeceğimiz temiz hava kalmadı, her gün değişik hastalıklar çıkıyor” diye konuştu. Tilgen, maske uygulamasını domuz gribi geçene kadar devam ettireceklerini ancak bu uygulamanın da zorunlu olmayacağını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teravih namazında eli boş gelen kadınlara :&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon programlarına börek çörek yapıp gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz! ' diye takılıyor.&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker hoca Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşını sorduğumuzda '52 modelim!' diyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sorular ve cevaplar:&lt;br /&gt;&gt; &gt; Cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bunun esbab-ı mucibesi?&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde yananlardan bahsetmem. Cami korkutma yeri değil, sevdirme yeridir.Adam camiye zaten dert, ızdırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz? '&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Camide promosyon uygulamanız varmış?&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye gelen çocuklara camiyi sevdirmek gerekir. Onlara sorular soruyorum,bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet, çeyrek, cumhuriyet altını veriyorum.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır?&lt;br /&gt;&gt; &gt; ' Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Hep böyle grand tuvalet mi giyersiniz?&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'İslam dini cübbe, sarık, takke ve tesbihten ibaret değildir.&lt;br /&gt;&gt; &gt; Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti. Kutuplarda yaşasa öyle mi giyecekti?'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere, çaputlar bağlıyorlar, ' Al sana göbek, ver bana bebek!' bunlarla uğraşıyorlar. Malatya'da Keşaf Baba Türbesi var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli yapıyorlar. Yakını içki içen eline viski, şarap, rakı ne varsa mezara getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı değil mi? Bunlar dini, takvim yapraklarında, cami diplerinde öğrendikleri için oluyor.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş, niye?&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var. Namazın farzını&lt;br /&gt;&gt; &gt; kıldırdıktan sonra; 'Haydi şimdi gidin çalışın, memleket düzlüğe çıksın!' diyorum.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; Şeker Hoca devam ediyor:&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Şeker Camii'ne yalınayak gelinmesini yasakladım. Ayağında mantar, egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayakla basılan yere secde ediyorlar. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na cemaate galoş giydirelim dedim. Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım camiye.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; ***&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan birini gördüm ama çok karanlıktı, tanıyamadım.'Kimisini z?' dedim, 'Turgut Özal'ım' dedi. O sırada Başbakandı. Korumalarını atlatıp gelmiş. Annesi Hafize Hanım'la tanıştırıp aile imamları olmamı, dini konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi.&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Babam için 5 kere hatim indirmiyorum, ancak bir kere yapabilirim! ' dedim. '&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&gt;Peki öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okurmusun?' dedi.&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Ya Amerika'da, Arabistan'da ölürseniz, nasıl geleyim?' dedim, onu da kabul etmedim.&lt;br /&gt;&gt; &gt; Ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; ***&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu. Halde çalışan birine; 'Sen camiye avizeleri getir, ben senin reklamını yapayım!'dedim. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Cami doluyken cemaate; 'Namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur, bilmeyen olur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Haydi ondan da vazgeçtim, abdestin farzını sorsam onu da bilen olur, bilmeyen olur.. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Ama&lt;br /&gt;&gt; &gt; kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlu'nda satıldığını bilip oraya gidersiniz!' dedim. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 gün sonra avizeleri getirdi. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hocam, gelen giden benim dükkanı soruyor, caminin başka&lt;br /&gt; ihtiyacı var mı?' diye sordu.'&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; ***&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; 'Bir ara dünya kupası maçı vardı. Birkaç rütbeli kişi teravih&lt;br /&gt;&gt; &gt; namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu. 'Hocam ne yapacağız?' diye sordular. 'Teravihe gelin, hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm! ' dedim. Birkaç rekatı hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rolantiye almışım. Maça geciktiler. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hocam ne yaptın? İyi gidiyordun,sonra birden yavaşladın?' dediler. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Yahu radara yakalandık! Görmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?' dedim.&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-7296508902351102742?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/7296508902351102742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=7296508902351102742' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7296508902351102742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7296508902351102742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/seker-hocadan-inciler.html' title='Şeker Hoca&apos;dan inciler....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4535426171448421776</id><published>2009-12-06T23:52:00.002+02:00</published><updated>2009-12-06T23:56:08.566+02:00</updated><title type='text'>"Herkes yediğinden ikram eder...!!!!"</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwoZNZukcI/AAAAAAAAAlA/57HkA0bWKHY/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 93px; height: 94px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwoZNZukcI/AAAAAAAAAlA/57HkA0bWKHY/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412245265751904706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani Osmanlı'ya acayip bir hakaret! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şah sandığı açıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlam veremiyorlar tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Herkes yediğinden ikram eder...!!!!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4535426171448421776?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4535426171448421776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4535426171448421776' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4535426171448421776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4535426171448421776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/herkes-yediginden-ikram-eder.html' title='&quot;Herkes yediğinden ikram eder...!!!!&quot;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwoZNZukcI/AAAAAAAAAlA/57HkA0bWKHY/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8263008954980587510</id><published>2009-12-06T23:23:00.002+02:00</published><updated>2009-12-06T23:28:59.149+02:00</updated><title type='text'>'Atatürk Galatarasaray'lıydı'</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwiFU9P8JI/AAAAAAAAAk4/xQPrkQEDenI/s1600-h/a53.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwiFU9P8JI/AAAAAAAAAk4/xQPrkQEDenI/s400/a53.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412238327112790162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnan Kıraç: 'Atatürk Galatarasaray'lıydı'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Lisesi’nden 1959 yılında mezun olan 74 mezuna mezuniyetlerinin 50. yılı dolayısıyla madalya ve beratları törenle verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Lisesi’nde düzenlenen törende konuşan Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç, 28 yıldan beri Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni ziyaret ettiği 2 Aralık tarihinde 50. yıl mezunlarına madalya ve beratların verildiğini, bu yıl pazar gününün 6 Aralık tarihine denk gelmesi nedeniyle töreni bugün düzenlediklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk hakkında çok konuşulduğunu, kiminin Fenerbahçeli, kiminin ise Beşiktaşlı olduğunun söylediğini kaydeden Kıraç, "Biz de diyoruz ki Atatürk Galatasaraylıydı. Çünkü Atatürk Cumhuriyeti kurduğunda yanında 23 Galatasaraylı vardı. Bu Cumhuriyetin temellerinin atılmasında böyle Galatasaraylılar var. Bu kişilerin isimlerinin yer aldığı bir kitabı yakında çıkaracağız" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıraç, Galatasaray eğitim kurumlarında 1988’i kız, 2245’i erkek olmak üzere toplam 4233 öğrencinin öğrenimini sürdürdüğünü belirterek, "Galatasaray eğitim çıtasını çok yükseltti. Liseye girmek için müracaat eden 1 milyon 11 bin kişi arasından Galatasaray Lisesi’ne en son sıradan giren öğrenci, Türkiye sıralamasında 420’nci sırada yer alıyor. Okula bu yıl giren öğrencilerden ilk 100 içindeki 15 öğrenci de lisemizi tercih etti. Liseden mezun olanlar da istedikleri fakülteye girebildi" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıraç, bu yıl 1 milyon 350 bin öğrencinin üniversiteye başvurduğunu ve sınavda Türkiye 9’ncusunun Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne 1. sıradan girdiğini ve ve bu fakülteye giren sonuncu öğrencinin ise Türkiye 68’ncisi olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başarının son 10 yılda sağlandığını dile getiren Kıraç, bunda emeği ve katkısı olan tüm yöneticilere ve mezunlara teşekkür etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıraç, çocukları bir arada tutabilmek için lisede eğitim süresini 5 yılda tutmak istediklerini, bu nedenle yatılılığı özendirmeye çalıştıklarını ve bu yıl 300’e çıkan yatılı öğrencilerin büyük bölümünün yatılılık ücretlerinin vakıf tarafından karşılandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakıf üniversitelerinde burs oranının yüzde 30 olmasına karşın kendilerinde bunun yüzde 15 seviyesinde olduğuna da işaret eden Kıraç, mezunlardan hem üniversite hem de liseden birer çocuk okutmalarını istedi. Kıraç, lisede yeni bir uygulama başlattıklarını ve eski mezunların kendi numaralarını bir öğrenciye vererek ona sahip çıkıp, ağabeylik, ablalık yapabileceğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıraç, Türkiye’de yılda 550-600 bin gencin üniversiteden mezun olduğunu, bunların ancak 5’te birinin okuduğu mesleği yaptığını, 5’te ikisinin iş bulduğunu ancak okuduğu mesleği yapamadığını, 5’te 2’sinin ise işsiz olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye genelinde 28 üniversitenin eğitim kalitesinin iyi olduğunu ve öğrencilerin büyük bölümünün dil bildiğini dile getiren Kıraç, Galatasaray Üniversitesi’nin de Türkiye’nin 6 üniversitesi arasına girdiğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün açılışını yapacakları Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde Galatarasay’ın ilk kez kendini Türk toplumuna açacağını da belirten Kıraç, burayı gezen herkesin Galatasaray’ı tüm kurumlarıyla tanıyacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Lisesi Müdürü Meral Mercan da 528 yıllık tarihi olan liseden mezun olanların Galatasaraylı olmanın gerektirdiği birlikteliği nesilden nesile aktardığını ve ülkenin batıya açılan ilk penceresi olan bu eğitim kurumunun yenilikçi mirasını korumak zorunda olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Törende diğer konuşmaların ardından Lise Müdürü Meral Mercan 1959 yılı mezunlarına madalya ve beratlarını sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat’ın da katıldığı törende daha sonra 1959 yılı mezunlarıyla birlikte eski ve yeni mezunlar pilav yedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8263008954980587510?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8263008954980587510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8263008954980587510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8263008954980587510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8263008954980587510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/ataturk-galatarasaraylyd.html' title='&apos;Atatürk Galatarasaray&apos;lıydı&apos;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxwiFU9P8JI/AAAAAAAAAk4/xQPrkQEDenI/s72-c/a53.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2646587131634574168</id><published>2009-12-06T14:43:00.000+02:00</published><updated>2009-12-06T14:44:29.976+02:00</updated><title type='text'>Psikiyatrist.....</title><content type='html'>Adam psikiyatriste giderek derdini anlatiyordu : &lt;br /&gt;- Hep ayni rüyayi görüyorum : Bir kapi var, üzerinde bir yazi... Kapiyi itiyorum, &lt;br /&gt;itiyorum bir türlü açilmiyor. Ter içinde uyaniyorum. &lt;br /&gt;- Kapinin üzerinde ne yazili ? &lt;br /&gt;- Çekiniz yazili. &lt;br /&gt;- Anlasildi... Siz kapiyi çekmiyor itiyorsunuz... Çekin de açilsin?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2646587131634574168?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2646587131634574168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2646587131634574168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2646587131634574168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2646587131634574168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/psikiyatrist.html' title='Psikiyatrist.....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8487800211671566999</id><published>2009-12-06T14:35:00.000+02:00</published><updated>2009-12-06T14:36:25.523+02:00</updated><title type='text'>Şanslı Sarışın....</title><content type='html'>Canım Güzin Ablacığım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk'la birbirimizi görür görmez aşık olduk..&lt;br /&gt;Haluk hem yakışıklı bir çocuk, hem de kırmızı Bemeve'si var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni ailesiyle tanışturmak için evine götürdü.&lt;br /&gt;Fakat evde kimsecikler yoktu.&lt;br /&gt;-Şimdi gelirler, beklerken birer bardak kola içelim.. dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk kendi kolasını içer içmez uyumaya başladı.&lt;br /&gt;O kadar itip kaktım ama uyanmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ablacığım, sevdiğim erkek acaba hasta mı?.&lt;br /&gt;-Evlenmemde bir mani var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumuz: Bedriye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzin Abla'nın cevabı:&lt;br /&gt;-Benim Sevgili Yavrum,&lt;br /&gt;-Anan seni Kadir Gecesi doğurmuş.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8487800211671566999?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8487800211671566999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8487800211671566999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8487800211671566999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8487800211671566999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/sansl-sarsn.html' title='Şanslı Sarışın....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5837764621313520021</id><published>2009-12-06T14:14:00.002+02:00</published><updated>2009-12-06T14:15:52.119+02:00</updated><title type='text'>Türkiye, 28 büyük ekonomi içinde en hızlı büyüyen 8. ülke oldu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxugUeu2gUI/AAAAAAAAAko/gX17dNIpnWk/s1600-h/fft20_mf447750.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 365px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxugUeu2gUI/AAAAAAAAAko/gX17dNIpnWk/s400/fft20_mf447750.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412095650923184450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Türkiye, 28 büyük ekonomi içinde en hızlı büyüyen 8. ülke oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada, 1994-2009 döneminde en hızlı büyüyen ülke Batı Afrika’nın küçük ülkesi Ekvator Ginesi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin, satınalma gücü paritesiyle gayri safi yurtiçi hasılasını (SGP-GSYH), son 15 yılda (1994-2009 dönemi) 5,4’e katladı. Bu dönemde cari fiyatlarla dolar bazında yıllık ortalama yüzde 11,9 büyüyen Çin, SGP-GSYH’sini 1,6 trilyon dolardan 8,7 trilyon dolara yükseltti.&lt;br /&gt;         A.A muhabirinin Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, Son 15 yılda, SGP-GSYH’sini 2,5’e katlayan Türkiye, 28 büyük ekonomi içinde en hızlı büyüyen 8. ülke oldu. SGP-GSYH’sini, 1994-2009 döneminde dolar bazında cari fiyatlarla 352,1 milyar dolardan 869,1 milyar dolara ulaştıran Türkiye, bu dönemde yıllık ortalama cari fiyatlarla dolar bazında yüzde 6,2 büyüdü.&lt;br /&gt;         En hızlı büyüyen Çin’i, yıllık ortalama yüzde 9,2 ile Hindistan, yüzde 7,5 ile Mısır, yüzde 6,9 ile Malezya, yüzde 6,8 ile Polonya, yüzde 6,7 ile İran, yüzde 6,6 ile Güney Kore, yüzde 6,2 ile Türkiye izledi.&lt;br /&gt;         Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin yüzde 4,8’le 21., İngiltere’nin yüzde 4,5’le 23. sırada yer aldığı büyüme oranında Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya son sıraları paylaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIZLI BÜYÜYEN İLK 10’DA TEK AB ÜYESİ POLONYA...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En hızlı büyüyen ilk 10 ülke içine Avrupa Birliği’nden sadece Polonya girerken, Mısır, Malezya, İran, Türkiye ve Pakistan’ın ilk 10’da yer alması dikkat çekti. BRIC ülkeleri olarak adlandırılan Çin, Hindistan ilk 2 sırayı paylaşırken, Rusya 14, Brezilya 18. sırada yer aldı. Büyük ekonomiler içinde, en parlak büyümeyi gösteren Çin, 1994 yılında Almanya’dan küçük bir ekonomiyken, 2009 yılında Almanya’nın 3 katından büyük, Hindistan, 1994 yılında İtalya’dan küçükken, 2009 yılında İtalya’nın iki katından büyük ekonomiler haline dönüştüler.&lt;br /&gt;         Bu dönemde Türkiye’de büyük ülkelerden Avustralya’yı geride bıraktı, Endonezya, Rusya, İspanya, Brezilya, Kanada, ABD, İngiltere, Meksika, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya ile arasındaki farkı oransal olarak azalttı. Türkiye, 1994 yılında İtalya’nın üçte birinden daha küçük bir ekonomiyken, 2009 yılında İtalya’nın yarısı büyüklüğüne erişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENDONEZYA, TÜRKİYE, İRAN VE AVUSTRALYA DA TRİLYON DOLARLIK EKONOMİLER OLACAKLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         IMF tahminlerine göre, halen 8,7 trilyon dolarlık bir milli gelire (SGP-GSYH) sahip olan Çin, 2014 yılına kadar 15 trilyon doları, halen 3,5 trilyon dolarlık Hindistan, 5,5 trilyon doları aşan bir ekonomi haline gelecek. 2014 yılına kadar, Endonezya (1,37 trilyon), Türkiye (1,13 trilyon), İran (1,05 trilyon), Avustralya (1,03 trilyon) da 1 trilyon dolarlık milli geliri aşan ekonomiler olacaklar. ABD’nin 17,4 trilyon dolarla Çin’in az farkla da olsa önünde liderliğini koruyacağı 2014’de, Rusya 2,7, Brezilya 2,6, Meksika 2, Güney Kore 1,8 trilyon dolarlık ekonomiler konumuna yükselecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE 16. SIRADAKİ KONUMUNU KORUYACAK, AFRİKA’NIN BÜYÜĞÜ MISIR OLACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         2014 yılına kadar Hindistan, Japonya’yı geçerek 3., Rusya, İngiltere’yi geçerek 6., Brezilya, Fransa’yı geçerek 8., Güney Kore, İspanya’yı geçerek 12., Kanada, İspanya’yı geçerek 13., Suudi Arabistan, Hollanda’yı geçerek 21., Mısır, Güney Afrika’yı geçerek 24. büyük ekonomi haline gelecekler. 1994 yılına göre, 2009 yılında Avustralya’yı geçerek yeniden 16. büyük ekonomi olan Türkiye, konumunu 2014’de de koruyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYADA EN HIZLI BÜYÜYEN EKVATOR GİNESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada, 1994-2009 döneminde en hızlı büyüyen ülke Batı Afrika’nın küçük ülkesi Ekvator Ginesi oldu. Ülke bu dönemde SGP-GSYH’sini dolar bazında 55 katına çıkardı. 1994 yılında 391 milyon dolarlık SGP-GSYH’si olan Ekvator Ginesi, 2009 yılında bu rakamı 21 milyar 501 milyon dolara yükseltti.&lt;br /&gt;         Ekvator Ginesi’ni 6,5 kat artışla Katar, 6,4 katla Bhutan, 5,7 katla Ruanda ve Azerbaycan, 5,6 katla Myanmar (Birmanya), 5,4 katla Çin, 5,3, katla Angola, 4,5 katla Türkmenistan, 4,2 katla Mozambik izledi. Türkiye, dünya sıralamasında İsrail’in ardından 71. oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5837764621313520021?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5837764621313520021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5837764621313520021' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5837764621313520021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5837764621313520021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/turkiye-28-buyuk-ekonomi-icinde-en-hzl.html' title='Türkiye, 28 büyük ekonomi içinde en hızlı büyüyen 8. ülke oldu'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxugUeu2gUI/AAAAAAAAAko/gX17dNIpnWk/s72-c/fft20_mf447750.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-7037469274499203583</id><published>2009-12-05T18:44:00.003+02:00</published><updated>2009-12-05T18:56:18.189+02:00</updated><title type='text'>Ritmin peşinde bir yürek: Engin Gürkey</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxqPqhpy90I/AAAAAAAAAkg/bBCJ5hJUw0g/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 86px; height: 78px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxqPqhpy90I/AAAAAAAAAkg/bBCJ5hJUw0g/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411795862990026562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dostlar,dün akşam kendisiyle tanışma onurunu yaşadığım,Türk müziğinin en iyilerinden Engin Gürkey'i sizlere tadim etmekten mutluluk duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font face="Verdana" size="1" color="#999999"&gt;&lt;br/&gt;&lt;a style="font: Verdana" href="http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&amp;videoid=64210173"&gt;Engin Gürkey &amp; Nabız&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;object width="425px" height="360px" &gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"/&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"/&gt;&lt;param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=64210173,t=1,mt=video"/&gt;&lt;embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=64210173,t=1,mt=video" width="425" height="360" allowFullScreen="true" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br/&gt;&lt;a style="font: Verdana" href="http://www.myspace.com/engingurkey"&gt;Engin Gürkey &amp; Nabız&lt;/a&gt; | &lt;a style="font: Verdana" href="http://music.myspace.com/index.cfm?fuseaction=videos"&gt;MySpace Müzik Videoları&lt;/a&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;Ritmin peşinde bir yürek: Engin Gürkey&lt;br /&gt;1967 yılında İstanbul’da doğdu. Müzik eğitimine 1976 yılında, İstanbul Belediye Konservatuvarı vurmalı çalgılar bölümünde Yücel Berrak ile başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan sanatçı, aynı yıl bu kurumda Öğretim Elemanı olarak görev aldı. 1994 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yılında İ.Ü.D.K vurmalı çalgılar bölümünde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik vurmalı çalgılar yanında Türk, Latin Amerika ve Afrika vurmalı çalgılarını da kullanan sanatçı, stüdyo müzisyenliğinin yanı sıra, 2000 yılında &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlattığı Gürkey Perküsyon Atölyesi, Engin Gürkey Perküsyon Topluluğu ve Engin Gürkey Ensemble ile birçok konser ve festivale katıldı. 1992 yılında &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Vurmalı Çalgılar Topluluğu, 2006 yılında  ülkemizin ilk ve tek bayan perküsyon topluluğu olan Zilli ile 2008  yılında yeni projesi Nabız’ı kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yılında Türkiye’de ilk defa İstanbul Mehmet zilleri tarafından üretilip kendi adı verilen P-FX “Hand and Stick” zillerinin tasarımını yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;::YER ALDIĞI ORKESTRALAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1985-1992 yılları arasıda İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda konuk sanatçı olarak görev aldı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Orkestrası, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayangil Türk Müziği Oda Orkestrası ve Korosu, Enka Sinfonietta, CRR Senfoni Orkestrası, İstanbul Oda Orkestrası, Milli Reasürans Oda Orkestrası ile &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akbank Oda Orkestrası’nda grup şefi olarak yurtiçi ve yurtdışında birçok konser ve festivallere katıldı.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          &lt;br /&gt;::YER ALDIĞI GRUP VE TOPLULUKLAR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstanbul Vurmalı Çalgılar Topluluğu, Turkuaz Dans Company, Velvele, Chamelon Quartet, Piano’nun Türküsü, Mızrabın Nefesi, Hı-jazz, Yansımalar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncesaz, Hybrid Project. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;::YAYINLANMIŞ MÜZİKLERİ&lt;br /&gt; Yansımalar grubunun “Serzeniş”, “Vuslat” ve “Pervane”, Donovan Mixson “Hybrid Project”, Hı-jazz “Hı jazz” albüm çalışmalarında besteleri birlikte ile &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yer aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zilo" Film Müziği, Çağdaş Bale için dans, Yıldız Kenter’in yönetip tek başına sahnelediği  “Oskar ve Pembe Meleği” oyunu ile “Annem Savaş İsterdi” adlı şiir albümünün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müziklerini yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;::ALBÜMLERİ&lt;br /&gt;Engin Gürkey / Perküsyon Topluluğu “World Of Percussion”  2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Gürkey / “Güldede” 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Gürkey / Nabız "Balkanist" 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;::SANATÇI BUGÜN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ. Ü. Devlet Konservatuvarı ve İ.T.Ü. Miam’da Vurmalı Çalgılar Sanatçı Öğretim Görevlisi olarak, bunun  yanında Dünya Perküsyon ve Ritimleri için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazdığı eğitim programı ile Gürkey Perküsyon Atölyesinde eğitim verirken, konser ve albüm çalışmalarını Engin Gürkey Perküsyon Topluluğu, Engin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürkey Ensemble ve Nabız ile sürdüren sanatçı, İstanbul Vurmalı Çalgılar Topluluğu ile Zilli’nin sanat yönetmenliğini yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;::KATILMIŞ OLDUĞU BAŞLICA FESTİVALLER&lt;br /&gt;25. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, 10. Akbank Caz Festivali, Yapı Kredi Müzik Festivali, 3. Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Uluslararası Magosa Müzik Festivali, 27. Uluslararası Sopot Müzik ve Sanat Festivali -Polonya, 1. Aspendos Avrupa Klasik Müzik Festivali, 1. ve 2. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Cemal Reşit Rey Gençlik Festivali, 41. ve 42. Uluslararası Bursa Müzik Festivali, 9. Uluslararası Les Traverseés Tatihou –France,  9. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Eskişehir Festivali, 3.Afyon Klasik Müzik Festivali, 3. Uluslararası Tünel Sanat Festivali, 5. Uluslararası Jahan E. Khusrau Müzik Festivali, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Delhi-Hindistan, 1. Uluslararası CRR Dünya Müziği Günleri, 13. İstanbul Jazz Festivali.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-7037469274499203583?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/7037469274499203583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=7037469274499203583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7037469274499203583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7037469274499203583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/ritmin-pesinde-bir-yurek-engin-gurkey.html' title='Ritmin peşinde bir yürek: Engin Gürkey'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxqPqhpy90I/AAAAAAAAAkg/bBCJ5hJUw0g/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4671171211759207404</id><published>2009-12-05T13:32:00.001+02:00</published><updated>2009-12-05T13:32:57.623+02:00</updated><title type='text'>Hamamdaki Padişah....</title><content type='html'>Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda Erzurum'dan İstanbul'a gelmiştir. Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider...  Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad'dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir. Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar peştemali beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... Ve ekler: 'Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler. ' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra 4.Murad da Habib babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır. .. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona... Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle konuşur: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Evladım' der, 'Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim. ' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar... Haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: 'Buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin' Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad'ın sırtını bir güzel keseler... Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Baba' der, 'gel Ben de senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... Sultan Murad'a vezir olmak varmış... Bak adamlar içerde def, dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib baba Sultan Murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... Sultan Murad'ın Habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  'Be evladım' der, Habib baba, 'Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad'a keselettirir. ..'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4671171211759207404?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4671171211759207404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4671171211759207404' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4671171211759207404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4671171211759207404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/hamamdaki-padisah.html' title='Hamamdaki Padişah....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5206613928103976581</id><published>2009-12-03T21:34:00.002+02:00</published><updated>2009-12-03T21:51:46.576+02:00</updated><title type='text'>Hiç Domuz Eti Yemediğinizden Emin misiniz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxgTeGL5-0I/AAAAAAAAAkY/DTyMPXU02Wc/s1600-h/b-15398-domuz.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxgTeGL5-0I/AAAAAAAAAkY/DTyMPXU02Wc/s320/b-15398-domuz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411096360063204162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gaziosmanpasa Hacimasli köyü domuz çiftligi'nin sulari ve kati atiklari 300 metre mesafedeki Sazlidere Baraji'na akiyor. Baraj on milyon kisinin su ihtiyacini karsiliyor. Çiftlikte 5 bin domuz var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yillik 3 milyon kg. civarinda et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kirmizi et üretiminin yarisi. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarina ve marketlere 'kiyma' seklinde satiliyor. Domuz etini Salam, sosis olarak da piyasa ya sürmek en çok kullanilan yöntem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neden domuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Dinen yasak olmasina, Türk yemek kültürüne aykiri bulunmasina ragmen neden domuz cazip bir konu?' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü domuz yetistiriciligi karli bir is. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yasina göre yilda bir, iki, bazen de üç kez ve her batinda 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yilda iki kez dogum yapsa, her batindan 10 yavru yasasa, 20 sene yasayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahasi yeni dogmus bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çikabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal Sartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yag olarak ayrilabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg 'lik bir domuzdan 75 kiloluk yag elde edilebiliyor. Bu da dana yada koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenmesi kolay, cam disinda -leş dahil- her şeyi hatta kendi pisliğini bile yiyebiliyor. Her domuz da ortalama 80-100 kiloya ulastigi zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yilda yaklasik 1 milyon kg. et çikiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satildigi meçhul. Diger çiftlikler de göz önüne alindiginda Türkiye'de yaklasik 3 milyon kg domuz etinin piyasaya degisik yollarla sürüldügü ortaya çikiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki toplam kirmizi et tüketiminin de 6 milyon kg. oldugu göz önüne alinirsa tablonun vahameti daha da netlesiyor. Kilosu 1 ile 3.5 milyon lira arasinda satilan bu domuz etlerinin agirlikli olarak kiyma, sucuk, salam ve sosis olarak satildigi dile getiriliyor. Çiftlik çalisanlarindan I.T.'nin verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak bes firma domuz satin aliyor: Ç., P., N., N. ve S. ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ç. aldigi ürünleri Salam Sosis olarak piyasaya sürerken ayni zamanda Tesvikiye'deki Sarküterisinden de nihai tüketiciye ulasiyor. (ki bu firmanin bir de T. adi altinda otellere ürün sattigi bir markasi daha bulunuyor... ) Ayni zamanda butik magazalarda ve ulusal zincir magazalarda satilan BONUS markali ürünlerin üre ticisi de Ç.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Ayazaga'daki Ç.'nun hemen yaninda üretim yapan S. firmasi da salam, sosis ve jambonlarini markasiyla satiyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çesitli zamanlarda far kli isimlerde piyasaya sürüyor. Daha önce Sütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde P. adiyla satiliyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food zincirlerinden L.C.'s P. tam 10 yili askin sü reden beri et mamullerini S. firmasindan temin edip bizlere bir gü zel yediriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- P. 5 yil öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip M.'larda açik açik ürünlerini satarken, son yillarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Peki ya bunlari göz göre göre magazalarinda sattiran satin alma müdürleri aldiklari rüsvetin yani sira bu milletin vebalini aldiklarini da biliyorlar mi sizce?' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.'in ciddi anlamda piyasaya yayilmasindaki en büyük faktör M.' tur . O dönem M.'un et mamulleri satin almasinda olan (Su an oyuncak reyonunda satin almacilik yapan) C. bey'in büyük paralar karsiliginda P.'le isbirligi içerisinde oldugunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kisi oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya &lt;br /&gt;M.'ta çalisan tüm tezgahtarlarin eksiksiz olarak her ay sonunda P. 'in sahibi M. A. beyden (veya satis müdürü sifati ile çalisan A. Ö.'tan) maaslarini ve primlerini (bizlere sattiklari et mamulleri üzerinden ) aldiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;Peki &lt;br /&gt;M. G. M.'in (Su anki degil bir önceki) satin almaciligini yapan kisinin Su an BAGDAT CADDESINDE bulunan P. - B. restoranlari' nin sahibi oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Izmir'in kalesi olarak görülen K. Marketler'in satin almaciligini yapan bayanin P.'in resmi hissedari oldugunu biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKI AMERIKAN FAST FOOD ZINCIRI &lt;br /&gt;D. P. ve ALMAN EKOLÜ DR.O. PIZZALARIN IÇERISINDE P. ET MAMULLERININ KULLANILDIGINI BILIYOR MUYDUNUZ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKI G. MARKALI VE PIYASALARDA SATILAN O. MARKALI ÜRÜNLERI P.'IN ÜRETTIGINI VE BUNUN KARSILIGINDA NE KADAR PARA YEDIRDIGINI BILIYOR MUSUNUZ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Peki, sizce Türkiye'de domuz eti yemeyen insan kalmis midir?' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- N. öncelikle 7 T. markasi ile taninmakla beraber Güneydeki - Her sey dahil - tatil köylerinin birnumarali tedarikçisi, e tabi yabanci turistlerin yaninda yerli turistlerde güme gidiyor. Bu firmalar özellikle büyük alisveris merkezlerinde ayri bir stant açiyorlar. Ancak küçük Sarküterilerde karisik olarak duruyor ve birçok tüketici farkina varmadan domuz ürünlerini satin alabiliyor . Üstelik isin ilginç tarafi bu firma Simdi de firma tanitim cd si hazirlamis C. gibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptigini anlatiyor. Ama 7 T. SOSIS hafta sonlari marketlerde KDV dahil 2.900 YTL ye satiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde hayvan küspesi gibi lafini bile etmek istemedigimiz katkilar kullaniyorlar ... Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapilip piyasa sürüldügü bir baska yer de N.'nin üretimin i yapan kisinin islettigi Dolapdere'deki imalathane. (I. markali salam sosis imalatçisi ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- N. ünlü EMINÖNÜ HASIRCILAR ÇARSISININ IÇINDE yillardir taninan N. PASTIRMACI'nin modern hali !!! Su an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPASA MEGACENTER (GIDA HALI) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylik -günün 24 saati çalistiklarini düsünürseniz- 70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede N. ayda 270 ton et mamulü üretiyor ve satiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aradaki 200 tonluk kapasite açigini ise ISTANBUL DISINDA ne id ügü belirsiz imalathanelerde, merdiven alti firmalarda üretim yaptirip üzerine ' %100 N. KALITESI' bastiktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPASA'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C. ve diger tüm zincir magazalarda P.'in uyguladigi benzer taktikleri uygulayan N. bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, C. Y.'in dedigi gibi janjanli ambalaja sahip N. pastirmalari' nin sahipleri olan E. ve E. M. kardeslerin ayni zamanda Çorlu'daki domuz çiftliklerinin yari hissesine sahip olduklarini da biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 yilinda patlak vermis olan kaçak buffalo etlerinin de N. pastirmalari' nin sahipleri olan E. ve E. M. kardesler tarafindan getirildigini hatt a Bayrampasa'daki imalathanelerinin gaz etecilerin ve kameralarin gözü önünde basildigini, E. M.'nin S. TV'ye, o dönemin 1 trilyon lirayi kendi elleriyle hediy e ettigini, sonra da M., H. ve S. gazetelerine verdikleri dev ilanlarla tüm olanlari ve baskinlari yalanladiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N. Pastirmalarinin hem % 5 hissesine sahip olan, hem de imalat müdürlügünü yapan M. adindaki sahsin ayni dönemde kardesi ile Bagcilar semtinde açmis oldugu imalathanede at ve esek etinden yaptigi pastirmalari dilimleyerek zincir marketlere sattiklarini biliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yilinda da Ugur Dündar ekibi tarafindan basilarak ekranlarda gösterildigini hatirlayabildiniz mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz konusunda herkes topu baskasina atiyor. Bu noktada tüketicinin yapmasi gereken seyi Çevre Saglik Il Müdürlügü Gida ve Çevre Kontrol Subesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdürü Irfan Yilmaz özetliyor; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.' 'Kisacasi ne yediginize dikkat edin. Çok emin olmadiginiz bilmediginiz markalarin ambalaj güzelligine kanmayin.' Ömer KIZILIRMAK TÜBITAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5206613928103976581?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5206613928103976581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5206613928103976581' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5206613928103976581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5206613928103976581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/h.html' title='Hiç Domuz Eti Yemediğinizden Emin misiniz?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxgTeGL5-0I/AAAAAAAAAkY/DTyMPXU02Wc/s72-c/b-15398-domuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-856118088714806758</id><published>2009-12-01T23:28:00.032+02:00</published><updated>2009-12-01T23:49:29.284+02:00</updated><title type='text'>Dünya'nın EN'leri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNRFOAheI/AAAAAAAAAkQ/uNdFefqnD9M/s1600/fft20_mf442562.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNRFOAheI/AAAAAAAAAkQ/uNdFefqnD9M/s320/fft20_mf442562.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385851953743330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNMcmcSEI/AAAAAAAAAkI/W9D8GLmJN4c/s1600/fft20_mf442560.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 243px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNMcmcSEI/AAAAAAAAAkI/W9D8GLmJN4c/s320/fft20_mf442560.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385772330895426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNEmDV9jI/AAAAAAAAAkA/pCZ9-ydY5iQ/s1600/fft20_mf442558.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 254px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNEmDV9jI/AAAAAAAAAkA/pCZ9-ydY5iQ/s320/fft20_mf442558.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385637429081650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNAT3GFoI/AAAAAAAAAj4/Zve0RUa28Lo/s1600/fft20_mf442556.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 291px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNAT3GFoI/AAAAAAAAAj4/Zve0RUa28Lo/s320/fft20_mf442556.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385563826394754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWM70_UmsI/AAAAAAAAAjw/r4vDPQmyuxs/s1600/fft20_mf442554.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 264px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWM70_UmsI/AAAAAAAAAjw/r4vDPQmyuxs/s320/fft20_mf442554.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385486819924674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWM20Q9BjI/AAAAAAAAAjo/G0YsOTegzKM/s1600/fft20_mf442552.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMwDNox-I/AAAAAAAAAjg/NOUBVkSN86I/s320/fft20_mf442552.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385284479633378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMriavr0I/AAAAAAAAAjY/ub87A4r0nXg/s1600/fft20_mf442550.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMriavr0I/AAAAAAAAAjY/ub87A4r0nXg/s320/fft20_mf442550.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385206956764994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMnuI4ZtI/AAAAAAAAAjQ/nq0jjojTaVQ/s1600/fft20_mf442548.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 248px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMnuI4ZtI/AAAAAAAAAjQ/nq0jjojTaVQ/s320/fft20_mf442548.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385141383587538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMjToEi8I/AAAAAAAAAjI/WyK8bHMkvuw/s1600/fft20_mf442546.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 259px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMjToEi8I/AAAAAAAAAjI/WyK8bHMkvuw/s320/fft20_mf442546.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410385065547172802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMfaMyAAI/AAAAAAAAAjA/YeNxCUqZ7vc/s1600/fft20_mf442544.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMfaMyAAI/AAAAAAAAAjA/YeNxCUqZ7vc/s320/fft20_mf442544.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384998592282626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMbeFtkxI/AAAAAAAAAi4/nQdp223NUtM/s1600/fft20_mf442542.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMbeFtkxI/AAAAAAAAAi4/nQdp223NUtM/s320/fft20_mf442542.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384930916897554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMXHMtMXI/AAAAAAAAAiw/DB4V6r748wo/s1600/fft20_mf442540.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 249px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMXHMtMXI/AAAAAAAAAiw/DB4V6r748wo/s320/fft20_mf442540.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384856052740466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMRyUoDzI/AAAAAAAAAio/VFl-JSd6HsU/s1600/fft20_mf442535.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMRyUoDzI/AAAAAAAAAio/VFl-JSd6HsU/s320/fft20_mf442535.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384764549467954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMM8az3KI/AAAAAAAAAig/NUbs9y0YqNw/s1600/fft20_mf442533.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 246px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWMDoBzYrI/AAAAAAAAAiQ/RgiMGI8_K9k/s320/fft20_mf442533.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384521267995314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWL_OT4ziI/AAAAAAAAAiI/T-88nj-qdK8/s1600/fft20_mf442531.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 245px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWL_OT4ziI/AAAAAAAAAiI/T-88nj-qdK8/s320/fft20_mf442531.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384445645049378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWL7FU9qSI/AAAAAAAAAiA/lEYILBP2Cqc/s1600/fft20_mf442529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 202px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWL7FU9qSI/AAAAAAAAAiA/lEYILBP2Cqc/s320/fft20_mf442529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384374514166050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWL1AjWOWI/AAAAAAAAAh4/ZRDCG-B9P9Q/s1600/fft20_mf442527.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 228px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLw2tUXeI/AAAAAAAAAhw/T790MTMqoWQ/s320/fft20_mf442527.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384198791093730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLsLwbeiI/AAAAAAAAAho/9eFqtgsoJRQ/s1600/fft20_mf442525.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 247px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLnLWfH8I/AAAAAAAAAhg/TY-OK7gdm3U/s320/fft20_mf442525.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410384032533782466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLicaY3DI/AAAAAAAAAhY/CFpVhG1SRgI/s1600/fft20_mf442523.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 251px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLicaY3DI/AAAAAAAAAhY/CFpVhG1SRgI/s320/fft20_mf442523.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410383951214206002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLdpyq0RI/AAAAAAAAAhQ/_pvJqMka0a0/s1600/fft20_mf442521.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 263px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLdpyq0RI/AAAAAAAAAhQ/_pvJqMka0a0/s320/fft20_mf442521.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410383868906361106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLWdDkWKI/AAAAAAAAAhI/SODkSfY_M5M/s1600/fft20_mf442517.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 262px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLGENu6DI/AAAAAAAAAhA/8yzuMqJLzWI/s320/fft20_mf442517.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410383463682336818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLBAkUDRI/AAAAAAAAAg4/qM6yNPL3CjU/s1600/fft20_mf442515.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWLBAkUDRI/AAAAAAAAAg4/qM6yNPL3CjU/s320/fft20_mf442515.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410383376803958034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWK5bDsEnI/AAAAAAAAAgw/EAuTdjg_hbU/s1600/fft20_mf442513.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 260px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWK5bDsEnI/AAAAAAAAAgw/EAuTdjg_hbU/s320/fft20_mf442513.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410383246475924082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-856118088714806758?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/856118088714806758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=856118088714806758' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/856118088714806758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/856118088714806758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/dunyann-enleri.html' title='Dünya&apos;nın EN&apos;leri'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWNRFOAheI/AAAAAAAAAkQ/uNdFefqnD9M/s72-c/fft20_mf442562.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1958557146898966950</id><published>2009-12-01T23:21:00.001+02:00</published><updated>2009-12-01T23:22:58.681+02:00</updated><title type='text'>Ceylan Giyim satıldı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWJKIAgS_I/AAAAAAAAAgo/qg74BOKGjuw/s1600/fft11_mf442675.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 174px; height: 100px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWJKIAgS_I/AAAAAAAAAgo/qg74BOKGjuw/s200/fft11_mf442675.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410381334396816370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ceylan Giyim satıldı&lt;br /&gt;Bir zamanlar Türkiye'nin en büyük çocuk giyim mağazası olan Ceylan Giyim'de satış süreci bugün itibariyle sona erdi. Ceylan Giyim'in yeni sahibi CFK Kurumsal Finansal Danışmanlık'ın Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Öztürk oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş, şirket sermayesinin yüzde 46,36’sına tekabül eden hisseleri bugün imzalanan hisse satış sözleşmesi ile alan Ayhan Öztürk’ün şirketin en büyük hissedarı olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;         Ceylan Giyim’in Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan açıklamasında, gerçekleşen hisse alım satımına ilişkin bilgi verildi.&lt;br /&gt;         Açıklamada, şirketin yüzde 19,20 oranında hissedarı olan Abdurrahman Zeki Özdoğan’ın kendisini asaleten ve şirket sermayesinde yüzde 19,20 oranında hissesi bulunan Ü. M. Ceylan Atuk’u ve şirket sermayesinde yüzde 0,60 oranında hissesi bulunan Gönül Özdoğan’ı ve şirket sermayesinde yüzde 12,00 oranında hissesi bulunan Topkapı Boya Örme ve Sanayi A.Ş’yi vekaleten (toplamda şirket sermayesinin yüzde 51 hissesine sahip hissedarlar olarak) İMKB Başkanlığına gönderilen yazı yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SATILAN HİSSELERİN DAĞILIMI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıda şöyle denildi:&lt;br /&gt;         “1) Şirketin yüzde 51 hissedarları olarak, şirket sermayesinin yüzde 46,36’sına tekabül eden 3 milyon 166 bin 123 lira nominal değerde hisseleri bugün imzalanan hisse satış sözleşmesi ile Sayın Ayhan Öztürk’e beheri 1,00 liradan toplam 3 milyon 166 bin 123 liraya satmış bulunmaktayız.&lt;br /&gt;         2) Satış Sonrasında Sayın Ayhan Öztürk şirketimizin en büyük ortağı olmuştur.&lt;br /&gt;         3) Satılan hisselerin,&lt;br /&gt;         3a) 1 milyon 311 bin 360 lira nominal değerdeki kısmı Sayın Ü.M Ceylan Atuk’a ait olup şirket sermayesine oranı yüzde 19,20’dir. Bu satış sonrasında Sayın Ü.M Ceylan Atuk’un şirket sermayesinde payı kalmamıştır.&lt;br /&gt;         3b) 819 bin 600 lira nominal değerdeki kısmı Topkapı Boya ve Örme Sanayi Ticaret A.Ş’ye ait olup şirket sermayesine oranı yüzde 12,00’dir. Bu satış sonrasında Topkapı Boya ve Örme Sanayi Ticaret A.Ş’nin şirket sermayesinde payı kalmamıştır.&lt;br /&gt;         3c) 1 milyon 35 bin 163 lira nominal değerdeki kısmı Sayın Abdurrahman Zeki Özdoğan’a ait olup şirket sermayesine oranı yüzde 15,16’dır. Bu satış sonrasında Sayın Abdurrahman Zeki Özdoğan’ın şirket sermayesinde 276 bin 197 lira nominal değerde (şirket sermayesinin yüzde ,04’ü oranında) payı kalmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZEL DURUM AÇIKLAMASI YAPACAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıda, şirketin en büyük ortağı konumuna gelen Ayhan Öztürk’ün, CFK Kurumsal Finansman Danışmanlık AŞ’nin ana ortağı ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olduğu belirtilerek, satış işlemin sonrasında Ayhan Öztürk’ün sahip olduğu yüzde 46,36 oranındaki hisseler, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri: IV, No:&lt;br /&gt; 44 sayılı Tebliği uyarınca yüzde 50’nin altında olduğu için çağrı yükümlülüğü doğmadığı, ancak Ayhan Öztürk’ün çağrı konusunda özel durum açıklaması yapacağı duyuruldu.&lt;br /&gt;         Ayhan Öztürk ve/veya göstereceği adaylardan oluşması beklenen yeni Yönetim Kurulu üyelerinin ancak yapılacak ilk olağanüstü Genel Kurul toplantısında gerçekleşeceği belirtilen yazıda, yapılacak ilk Genel Kurula kadar şirket Yönetim Kurulunun, yapacağı ilk toplantıda Ayhan Öztürk’ü Genel Müdür olarak atayacağı, Genel Müdür olarak atanacak Ayhan Öztürk’ün şirketi her konuda tam ve en geniş yetkiyle temsil ve ilzama yetkili olacağı kaydedildi.&lt;br /&gt;         Yazıda, satış işleminin Merkezi Kayıt Kuruluşunda gerekli işlemlerin yapılmasını takiben sonuçlanacağı belirtildi.&lt;br /&gt;         Satan ortakların, hali hazırda ellerinde kalan yüzde 4,64 oranındaki 317 bin 177 lira nominal değerdeki hisseyi 3 yıl içinde borsada satmayı planladıkları da ifade edildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1958557146898966950?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1958557146898966950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1958557146898966950' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1958557146898966950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1958557146898966950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/ceylan-giyim-satld.html' title='Ceylan Giyim satıldı'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWJKIAgS_I/AAAAAAAAAgo/qg74BOKGjuw/s72-c/fft11_mf442675.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2681410115454128475</id><published>2009-12-01T22:43:00.022+02:00</published><updated>2009-12-01T23:10:12.898+02:00</updated><title type='text'>Dünya’nın en borçlu ülkeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCyOsn-ZI/AAAAAAAAAgg/ikHvX3on1po/s1600/fft20_mf442916.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 113px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCyOsn-ZI/AAAAAAAAAgg/ikHvX3on1po/s200/fft20_mf442916.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410374326805854610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCtyhUdoI/AAAAAAAAAgY/GHnH1C0X_q0/s1600/fft20_mf442883.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCtyhUdoI/AAAAAAAAAgY/GHnH1C0X_q0/s200/fft20_mf442883.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410374250522769026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCpZSn5CI/AAAAAAAAAgQ/X6YqiANl-HM/s1600/fft20_mf442881.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 109px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCpZSn5CI/AAAAAAAAAgQ/X6YqiANl-HM/s200/fft20_mf442881.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410374175030764578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWClBUfr9I/AAAAAAAAAgI/d3MLgW2471k/s1600/fft20_mf442879.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWClBUfr9I/AAAAAAAAAgI/d3MLgW2471k/s200/fft20_mf442879.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410374099876687826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCg72gn_I/AAAAAAAAAgA/KKJd1tqs5yA/s1600/fft20_mf442877.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCg72gn_I/AAAAAAAAAgA/KKJd1tqs5yA/s200/fft20_mf442877.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410374029689266162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCcri-QDI/AAAAAAAAAf4/zKqSTAInFqU/s1600/fft20_mf442875.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCcri-QDI/AAAAAAAAAf4/zKqSTAInFqU/s200/fft20_mf442875.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373956592877618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCX2hp8nI/AAAAAAAAAfw/WcjKvVUEqJQ/s1600/fft20_mf442873.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCX2hp8nI/AAAAAAAAAfw/WcjKvVUEqJQ/s200/fft20_mf442873.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373873640796786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCRzrgPQI/AAAAAAAAAfo/izMkthU8lsI/s1600/fft20_mf442871.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 113px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCRzrgPQI/AAAAAAAAAfo/izMkthU8lsI/s200/fft20_mf442871.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373769797582082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCMPzincI/AAAAAAAAAfg/XWb-Cj7J6sc/s1600/fft20_mf442867.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCMPzincI/AAAAAAAAAfg/XWb-Cj7J6sc/s200/fft20_mf442867.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373674268270018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCHQzEFJI/AAAAAAAAAfY/zW6HAAOhVbU/s1600/fft20_mf442865.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCHQzEFJI/AAAAAAAAAfY/zW6HAAOhVbU/s200/fft20_mf442865.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373588635358354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCCNQXMUI/AAAAAAAAAfQ/Cyu2BMiNX20/s1600/fft20_mf442861.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCCNQXMUI/AAAAAAAAAfQ/Cyu2BMiNX20/s200/fft20_mf442861.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373501785157954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWB0beFAiI/AAAAAAAAAfA/9lOvYX0bkX4/s1600/fft20_mf442859.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWB0beFAiI/AAAAAAAAAfA/9lOvYX0bkX4/s200/fft20_mf442859.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373265082614306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBtPoByWI/AAAAAAAAAe4/QLvWw8PL6pU/s1600/fft20_mf442857.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBtPoByWI/AAAAAAAAAe4/QLvWw8PL6pU/s200/fft20_mf442857.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410373141644036450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBZ6XIflI/AAAAAAAAAeo/ti59ntlbD_8/s1600/fft20_mf442855.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBZ6XIflI/AAAAAAAAAeo/ti59ntlbD_8/s200/fft20_mf442855.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372809518513746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBSvgyS8I/AAAAAAAAAeg/DgchnOlVyoE/s1600/fft20_mf442853.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBSvgyS8I/AAAAAAAAAeg/DgchnOlVyoE/s200/fft20_mf442853.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372686347127746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBMy1sg4I/AAAAAAAAAeY/B7StTEDdHGs/s1600/fft20_mf442851.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBMy1sg4I/AAAAAAAAAeY/B7StTEDdHGs/s200/fft20_mf442851.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372584160920450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBG8GT8wI/AAAAAAAAAeQ/aAnf7CNjx9I/s1600/fft20_mf442849.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 106px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBG8GT8wI/AAAAAAAAAeQ/aAnf7CNjx9I/s200/fft20_mf442849.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372483567317762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBBY8bL0I/AAAAAAAAAeI/WmEPDnGL1UU/s1600/fft20_mf442847.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWBBY8bL0I/AAAAAAAAAeI/WmEPDnGL1UU/s200/fft20_mf442847.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372388231262018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWA4oce_LI/AAAAAAAAAeA/zn02enYC9JU/s1600/fft20_mf442845.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 110px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWA4oce_LI/AAAAAAAAAeA/zn02enYC9JU/s200/fft20_mf442845.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410372237773438130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünya’nın en borçlu ülkeleri&lt;br /&gt;Dünyanın en borçlu yirmi devleti sıralamasında ABD tam 13 trilyon dolar borçla lider. Türkiye ise sıralamada yer almıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) yedi emirliğinden biri olan Dubai’de, Dubai World ve bu şirkete bağlı emlak şirketi Nakheel’in, geçen hafta borçlarını erteleme talebinin yarattığı kaygılar, dünyanın en borçlu ülkelerinin hangileri olduğunu akla getirdi.&lt;br /&gt;         Toplam kamu ve özel sektörün yabancılara, yabancı para mal ve hizmet karşılığı dahil ödemesi gerekli toplam dış borç miktarını gösteren “dış borç sıralamasında” ilk sırada dünyanın en büyük ekonomisi ABD yer alıyor.&lt;br /&gt;         CNBC’nin, Dünya Bankası ve CIA World Factbook’dan derlediği 2009 yılı ilk çeyrek ve ikinci çeyrek verilerine göre, ABD’nin 13 trilyon 454 milyar dolar toplam dış borcu (devlet ve özel sektör dış borç toplamı) bulunuyor. ABD’yi 9 trilyon 87 milyar dolarla İngiltere, 5 trilyon 208 milyar dolarla Almanya ve 5 trilyon 21 milyar dolarla Fransa takip ediyor.&lt;br /&gt;         Toplam dış borcun GSYH’ye oranına bakıldığında ise en kötü durumdaki ülkenin İrlanda olduğu görülüyor. İrlanda’nın milli gelirinin 12,6 katı kadar dış borcu (toplam dış borcun GSYH’ye oranı yüzde 1.267) bulunuyor.&lt;br /&gt;         Her ne kadar ABD, toplam dış borç miktarında ilk sırayı alsa da toplam dış borcun GSYH’ya oranına bakıldığında ABD’nin durumu İrlanda, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, İsviçre, Belçika, Avusturya, İsveç, Danimarka, Norveç, Portekiz ve Finlandiya’dan daha iyi durumda.&lt;br /&gt;         Gelişmiş ülkeler içinde toplam dış borcun GSYH’ye oranı bakımından en kötü durumda olan İrlandayı ise İsviçre, İngiltere, Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya, Fransa ve Portekiz izliyor.&lt;br /&gt;         Bu arada kişi başına düşen dış borç bakımından 567 bin 805 dolarla İrlanda başı çekerken, İrlanda’yı 176 bin 45 dolarla İsviçre ve 148 bin 702 dolarla İngiltere takip ediyor. ABD’de kişi başına düşen dış borç 43 bin 793 dolar, Fransa’da 78 bin 387 dolar, Almanya’da 63 bin 263 dolar, İspanya’da 59 bin 457 dolar ve İtalya’da ise 39 bin 741 dolar seviyesinde bulunuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2681410115454128475?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2681410115454128475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2681410115454128475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2681410115454128475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2681410115454128475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/12/dunyann-en-borclu-ulkeleri.html' title='Dünya’nın en borçlu ülkeleri'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxWCyOsn-ZI/AAAAAAAAAgg/ikHvX3on1po/s72-c/fft20_mf442916.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2139245679387465148</id><published>2009-11-30T01:05:00.002+02:00</published><updated>2009-11-30T01:26:31.384+02:00</updated><title type='text'>Gözler neden farklı renktedir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxMDHOVafkI/AAAAAAAAAd4/OIW4hWxfn_w/s1600/gallery_main-1123_amas_31.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxMDHOVafkI/AAAAAAAAAd4/OIW4hWxfn_w/s200/gallery_main-1123_amas_31.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409671000043978306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gözler neden farklı renktedir?              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların gözlerinin sadece iris denilen orta tabakası renklidir. İrisin ortasında göz bebeği vardır ve ışık bu açıklıktan içeri girerek gözün arkasına geçer. Saydam tabakanın arkasında yer alan iris, kaslar sayesinde, gelen ışık miktarına göre göz bebeğinin boyutlarını değiştirir. İrisin renkli olmasının sebebi içindeki pigmentlerdir. İris renksiz olsaydı gözümüze gelen ışık içerden tekrar dışarı yansıyarak görüşümüzü bozardı. Renkli olması nedeniyle bu yansımayı önler veya en aza indirir. Gözün renginin görme fonksiyonuyla alakası yoktur. Yansımayı önleme görevi için mavi olmuş, kahverengi olmuş fark etmez. İrise rengini veren ‘melanin’ denilen bir pigmenttir. Pigmentlerin iris hücrelerinde dağılışları gözün rengini belirler. Eğer bir gözde bunların sayısı çoksa gözün rengi kahverengi, azsa mavi olur. Yeşil gözleri koyu bir zemin üzerindeki yağlı pigmentlerin sarımtırak noktalan oluşturur &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;lar. Yeşil göz hayranları için bu renge yağın sebep olduğunu öğrenmek şaşırtıcı olmalı. Koyu renk saçlı ve derili insanların vücutları daha çok melanin ürettikleri için gözleri de genellikle kahverengidir. Açık tenlilerin gözleri ise melanin azlığından mavi veya yeşil olur. Ancak unutulmamalı ki göz renginde kalıtım ve genler çok önemli rol oynarlar. Koyu renkli bir insan yedi göbek gerideki mavi gözlü bir büyüğünün göz rengini alabilir. Göz renginin göze giren ve retinaya ulaşan ışık miktarı ile bir ilgisi olmadığı gibi görüş kapasitesi üzerinde de etkisi yoktur. Melanin eksikliği olan ve ‘albino’ diye adlandırılan beyaz saçlı, kirpikli hastaların gözleri ışığa çok hassastırlar. Buradan melaninin gözde ışığa karşı bir koruma işlevi yürüttüğü de anlaşılıyor. Doğdukları zaman bebeklerin gözleri mavi veya laciverttir. Bunun sebebi vücutlarının henüz yeterli pigment üretmeye başlamamış olması ve irisin moleküler yapısı nedeniyle sadece mavi rengi yansıtmasıdır. Bu durum birkaç ay içinde değişir, melanin üretimi ile beraber bebekler ömür boyu sahip olacakları göz rengine kavuşurlar. Bazı insanların göz renkleri ortada bir sebep yokken değişebilir. Bilimsel olarak göz renkleri maviden kahverengiye 15 dereceye ayrılır. Araştırmacılara göre Kafkasya kökenli yetişkinlerin yüzde 10-15'inin göz renklerinde sonradan değişim görülüyormuş ama 15 derecelik skalada 3 dereceyi geçmediği için çok belirgin bir renk farkı oluşmuyormuş. İki gözün farklı renklerde olması, kedi ve köpeklerin bazı türlerinde yaygınken insanlarda çok nadir görülür. Genellikle genetik kökenlidir ve görüş kapasitesini etkilemez. Tarihte Büyük İskender’in gözlerinin de farklı renklerde olduğu rivayet edilir. Aynı renkteki gözlerden birinin sonradan farklı renge dönüşmesi ise çok ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2139245679387465148?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2139245679387465148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2139245679387465148' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2139245679387465148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2139245679387465148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/gozler-neden-farkl-renktedir.html' title='Gözler neden farklı renktedir?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxMDHOVafkI/AAAAAAAAAd4/OIW4hWxfn_w/s72-c/gallery_main-1123_amas_31.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4639100479657023933</id><published>2009-11-30T01:03:00.001+02:00</published><updated>2009-11-30T01:03:42.803+02:00</updated><title type='text'>Yirmi yaş dişi neden geç çıkar?</title><content type='html'>Yirmi yaş dişi neden geç çıkar?              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı. Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır. İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar. Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4639100479657023933?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4639100479657023933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4639100479657023933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4639100479657023933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4639100479657023933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/yirmi-yas-disi-neden-gec-ckar.html' title='Yirmi yaş dişi neden geç çıkar?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-744529783475045749</id><published>2009-11-30T00:29:00.004+02:00</published><updated>2009-11-30T00:35:02.032+02:00</updated><title type='text'>Denizyıldızları karaya vurdu....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxL2-qeKALI/AAAAAAAAAdw/2E19_BLgzus/s1600/fft15_mf440834.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxL2-qeKALI/AAAAAAAAAdw/2E19_BLgzus/s200/fft15_mf440834.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409657658838483122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxL25mbfrDI/AAAAAAAAAdo/8bV27VROKBg/s1600/fft15_mf440832.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxL25mbfrDI/AAAAAAAAAdo/8bV27VROKBg/s200/fft15_mf440832.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409657571854232626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mavi balina ve yunusların karaya vurmasından sonra bu kez de denizyıldızları karaya vurdu. Rusya’nın pasifik kıyılarında çekilen bu fotoğraflar bilim dünyasında da merak uyandırdı. Bilim adamları böyle bir olayın çok sıra dışı bir durum olduğunu belirtiyor. Daha önce de bir mavi balinanın karaya vurması şaşkınlık yaratmıştı.Muhtemel nedenler,dünyadaki ekolojik değişkenlikler.Dünya iklimindeki değişiklikler,insanlara zarar verdiği kadar diğer canlılara da zor anlar yaşatıyor.Hatırlayacak olursak,başta Çin,Endonazya,Hindistan ve ülkemizdeki aşırı yağışlardan çok sayıda insan etkilenmişti.Enson Kabe'ye 50 yıldır yağmadığı kadar yağmur yağmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-744529783475045749?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/744529783475045749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=744529783475045749' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/744529783475045749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/744529783475045749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/denizyldzlar-karaya-vurdu.html' title='Denizyıldızları karaya vurdu....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SxL2-qeKALI/AAAAAAAAAdw/2E19_BLgzus/s72-c/fft15_mf440834.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-711418687601499665</id><published>2009-11-27T00:14:00.002+02:00</published><updated>2009-11-27T00:18:57.253+02:00</updated><title type='text'>Bayramınız Kutlu Olsun...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw7-w2n--7I/AAAAAAAAAdg/EQcG82T4XTw/s1600/k_koc2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 100px; height: 67px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw7-w2n--7I/AAAAAAAAAdg/EQcG82T4XTw/s400/k_koc2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408540317768940466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tüm Dostların Kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar,bayraın ülkemize ve tüm insanlığa barış,huzur,sağlık ve mutluluk getirmesi dileğimle...&lt;br /&gt;Kazasız belasız hayırlı bayramlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-711418687601499665?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/711418687601499665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=711418687601499665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/711418687601499665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/711418687601499665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/bayramnz-kutlu-olsun.html' title='Bayramınız Kutlu Olsun...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw7-w2n--7I/AAAAAAAAAdg/EQcG82T4XTw/s72-c/k_koc2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2680694246086392967</id><published>2009-11-26T23:59:00.003+02:00</published><updated>2009-11-27T00:07:51.336+02:00</updated><title type='text'>Dostlara Tavsiyeler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw78K8KcDWI/AAAAAAAAAdY/FciAEho98ec/s1600/k2goa47.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 80px; height: 80px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw78K8KcDWI/AAAAAAAAAdY/FciAEho98ec/s200/k2goa47.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408537467397344610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw78FrogcKI/AAAAAAAAAdQ/iDELl8kpPWA/s1600/koptimist106.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 80px; height: 80px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw78FrogcKI/AAAAAAAAAdQ/iDELl8kpPWA/s200/koptimist106.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408537377060712610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba Dostlar,bundan sonra sitemizde son okuduğumkitaplarla ilgili bilgiler,fikirler ve tavsiyeler yer alacaktır.&lt;br /&gt;İlk kitabımız Dünyaca ünlü bisikletçi Lance Armstrong'un yaşam hikayesinin yer aldığı "Yaşama Çevrilen Pedallar" ,&lt;br /&gt;İkincisi Dünyaca ünlü gayrimenkul uzmanı ve emlak milyarderi Donald Trump'un " Büyük Düşün"anlı kitabı olacaktır.Bu kitapları okudum ancak siteye aktarmak için biraz zamana ihtiyacım olacaktır.&lt;br /&gt;Saygı ve sevgilerimle....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2680694246086392967?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2680694246086392967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2680694246086392967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2680694246086392967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2680694246086392967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/dostlara-tavsiyeler.html' title='Dostlara Tavsiyeler...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sw78K8KcDWI/AAAAAAAAAdY/FciAEho98ec/s72-c/k2goa47.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6127129920336515331</id><published>2009-11-26T23:50:00.001+02:00</published><updated>2009-11-26T23:50:48.738+02:00</updated><title type='text'>2010 İLKBAHAR YAZ MODA TRENDLERİ</title><content type='html'>2010 İLKBAHAR YAZ MODA TRENDLERİ PROMOSTYL S.A. SEMİNER ÖZETİ  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2010 İLKBAHAR YAZ MODA TRENDLERİ SEMİNER ÖZETİ&lt;br /&gt;Tarih : 20 Mart 2009 Cuma&lt;br /&gt;Yer : EİB Toplantı Salonu &lt;br /&gt;Sunum : Promostyl S.A.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danışmanlar : Stephen Blomme &amp; Sylvia Meinsma &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından 20 Mart 2009 tarihinde 2010 İlkbahar Yaz Moda Trendleri semineri düzenlenmiştir. Promostyl firması tarafından sunulan seminerde her temanın renkleri, renk kombinasyonları, desenler, kumaşlar, bay – bayan – genç – çocuk hazır giyim formları anlatılmıştır. Sunum ile ilgili özet bilgiler aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temalar ;&lt;br /&gt;1. Wild - Yaban&lt;br /&gt;2. Decadence - Çöküş&lt;br /&gt;3. Postit&lt;br /&gt;4. Wave - Dalga &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tema : Yaban &lt;br /&gt;Düşük teknoloji ve halk ön planda . Yeniden canlandırılan parçalar alternatif bir şekilde sunuluyor. Salaş malzemelerin kullanıldığı bir konsepti içeriyor. Basit ve grafik bir renk paleti var. Bej, mavi ve parlak kırmızı, Fransız bayrak renkleri arasında siyah da kullanılıyor. &lt;br /&gt;Kadın ; 1970’lerin ikonlarından esinleniliyor. Gayrı resmi ama şık. Cildi gösteren üstler var. Aksesuarlarda , şehir şıklığı ve feminen parçalar var. &lt;br /&gt;Günlük giyimde; basit yaşam teması, Amerikalı çiftçiler işleniyor. Tunik, t-shirt, tulum kullanılıyor.&lt;br /&gt;Erkek; Macera öyküsü var. Rahat, umursamaz , şehirde macera arayan kişiler işleniyor. Pamuklu , keten kumaşlar var. &lt;br /&gt;Gençler ; Yoksul çiftçilerden esinleniliyor. Bol pantolonlar, kat kat giyilen kıyafetler. &lt;br /&gt;Çocuk ; Etnik bir esinlenme var. Grafik biçimler kullanılıyor. Kuzey ve Güney Amerika’yı yansıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tema : Çöküş &lt;br /&gt;Romantizm ve lükse yerini bırakma.&lt;br /&gt;Renkler ; Şık ve derin tonlarda renkler var. &lt;br /&gt;Uslu kız renkleri , açık yumuşak tonlar kullanılıyor. Kötü kız kardeş renkleri koyu ve siyah. &lt;br /&gt;Kadın ; Siyah etkisi var. Akışkan çizgiler görülüyor. Vatka kullanımı var. Pijamalar özgürleşiyor , gündelik giyimin parçası oluyor. Umursamazlık tavrı hissediliyor. &lt;br /&gt;Erkek; Klasik ve provokatif bir tarz. Şık, spor ve şehre uygun. Tabu tanımıyor. &lt;br /&gt;Gençler; Güzel geceler konseptinde baskılar önemli, yumuşak kumaşlar, peluş ve jarse kullanılıyor. Tezat ve ritim önemli. Kullanılmış havası olan kıyafetler var. Aksesuarlarda denim var. &lt;br /&gt;Çocuk ; Sanat ve sokak. Aşırılık, provokatif. Denim kullanılıyor. Tulum elbise var. Grafik unsurlar var. Sokak sanatında kullanılan baskılar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Tema : Postit&lt;br /&gt;Minimalizm performans detayları ile biçimleniyor. Tüketim alışkanlıkları değişiyor.&lt;br /&gt;Renkler ; Taze , canlı renk skalası var. Turuncu , yeşil, haki, kahve. Pastel ve florosan tonlar var. Parlak siyah dikkat çekiyor. &lt;br /&gt;Kadın ; Aktif. 1980’lerin esintisi var. Örme ve dokumada kullanım kolaylığı olmasına özenilmiş. Erkek ceketini andıran ceketler var. Spor giyim ve şehir giyimi birleşiyor. Rahat giyim ön planda.&lt;br /&gt;Aksesuarlar ; Geometrik. Şekiller var. Büyük çantalar .&lt;br /&gt;Erkek ; Rahat , şık , şehirli, sportif giyim bir arada. Pastel renkler hakim.&lt;br /&gt;Genç ; Modern teknikler, büyük gibi görünen oversize kıyafetler , tozluklar , pançolar , çift yönlü teknik kompozisyonlar var. Neon ve nötr renkler birlikte kullanılıyor. &lt;br /&gt;Çocuk ; Çılgın 1950’li yıllar. Çevre oyun alanı gibi. Eğlence ön planda. Mavi , havuz rengi.Bermuda , geniş dökümlü çan etek. Neon dokunuşlu pastel renkler. Pembe ve turuncu her şeyi dinamik hale getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Tema : Dalga&lt;br /&gt;Su kültürü. Kilit ekolojik konular. Sürdürülebilirlik önemli bir sembol . Klasikler canlandırılıyor. Yalınlık ve basitlik var. Doğadan, ışıktan ilham alınıyor. Geleneksel ve modern öğeler bir arada. İyilik kavramına vurgu var. &lt;br /&gt;Renkler ; Belli belirsiz renkler. Toz biçimli , kil gibi buğulu renkler , derin siyah mor ve zeytin yeşili ile kullanılıyor. &lt;br /&gt;Kadın ; Organik malzemeler. Rahat şekiller. Asimetrik biçimler. Hacimler büyük.&lt;br /&gt;Aksesuarlar ; Yumuşak tasarım, akıllı çizgiler , aşınmış ahşap , biçimsiz bilezikler, pleksi ya da cam topuklar. Günlük giyimde örme , romantik retro denizci tarzı. Geleneksel paltolara dönülüyor. &lt;br /&gt;Erkek ; Hafta sonu havasında. Akıcı , minimal grafikler , Japon tarzı. Eski moda çizgiler, romantik görünümlü. Aksesuarları rahat. Gazeteci çantası kullanılıyor. &lt;br /&gt;Gençler ; Hacim var. Denizci tarzı. Çıkarılabilir pantolon askıları var. &lt;br /&gt;Çocuk ; İş kıyafeti ve romantizm. Pastel renkler var. Parçalar ve detaylar var. Aşırılığın altı çiziliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6127129920336515331?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6127129920336515331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6127129920336515331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6127129920336515331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6127129920336515331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/11/2010-ilkbahar-yaz-moda-trendleri.html' title='2010 İLKBAHAR YAZ MODA TRENDLERİ'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6647321411163619800</id><published>2009-10-25T11:39:00.002+02:00</published><updated>2009-10-25T12:03:49.926+02:00</updated><title type='text'>Ateş,altın ve Kadın</title><content type='html'>Yunanlı matematikçi &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Pythagoras&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;kadın,erkek ve altın arasındaki ilişkiyi şöyle özetlemiş:Altın ateşle,kadın altınla,erkek kadınla &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;erir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6647321411163619800?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6647321411163619800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6647321411163619800' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6647321411163619800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6647321411163619800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/10/atesaltn-ve-kadn.html' title='Ateş,altın ve Kadın'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6311940283770194172</id><published>2009-10-06T19:35:00.001+02:00</published><updated>2009-10-06T19:35:40.144+02:00</updated><title type='text'>Sağlıklı Yaşam için</title><content type='html'>SAĞLIK: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.  Çok su için.&lt;br /&gt;2.  Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.&lt;br /&gt;3.  Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalar da üretilen yiyecekleri daha az yiyin.&lt;br /&gt;4.  3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).&lt;br /&gt;5.  Kendinize zaman ayırın&lt;br /&gt;6.  Daha çok oyun oynayın.&lt;br /&gt;7.  2008'de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun.&lt;br /&gt;8.  Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.&lt;br /&gt;9.  7 saat uyuyun.&lt;br /&gt;10. Her gün 10–30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.&lt;br /&gt;KİŞİLİK:&lt;br /&gt;11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.&lt;br /&gt;12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.&lt;br /&gt;13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.&lt;br /&gt;14. Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor.&lt;br /&gt;15. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.&lt;br /&gt;16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.&lt;br /&gt;17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.&lt;br /&gt;18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.&lt;br /&gt;19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.&lt;br /&gt;20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.&lt;br /&gt;21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.&lt;br /&gt;22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada o lduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.&lt;br /&gt;23. Daha fazla gülümseyin ve gülümsetin&lt;br /&gt;24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.&lt;br /&gt;SOSYAL YAŞANTI:&lt;br /&gt;25. Ailenizi sık arayın.&lt;br /&gt;26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.&lt;br /&gt;27. Herkesi her şey için affedin.&lt;br /&gt;28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.&lt;br /&gt;29. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.&lt;br /&gt;30. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi hiç ilgilendirmesin.&lt;br /&gt;31. Hasta olduğunuz zaman, işiniz size bakamaz ama. Aileniz ya da Arkadaşınız  bakabilir. Onlarla temasta olun.&lt;br /&gt;HAYAT:&lt;br /&gt;32. Doğru şeyi yapın!&lt;br /&gt;33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.&lt;br /&gt;34. İyilikler  her şeyi güzelleştirir.&lt;br /&gt;35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.&lt;br /&gt;36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.&lt;br /&gt;37. En iyisine henüz sıra gelmedi.&lt;br /&gt;38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, buna sevinin.&lt;br /&gt;39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6311940283770194172?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6311940283770194172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6311940283770194172' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6311940283770194172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6311940283770194172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/10/saglkl-yasam-icin.html' title='Sağlıklı Yaşam için'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-275635144257425820</id><published>2009-09-23T17:03:00.002+02:00</published><updated>2009-09-23T17:04:41.744+02:00</updated><title type='text'>Mutluluk....Hepimizin peşinde olduğu kelime</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sro45Jl-TsI/AAAAAAAAAdI/Gynt6nuDtm8/s1600-h/busraberen_mutluluk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sro45Jl-TsI/AAAAAAAAAdI/Gynt6nuDtm8/s320/busraberen_mutluluk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384678858953739970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk sihirli bir kelime… Ağza alındığı zaman bile küçük bir gülüşte ya da yeni doğan her günde insanı mutlu edebiliyor. Mutluluk genelde bakış açısıyla kişiden kişiye değişebiliyor ( Yolak, 2006 ).&lt;br /&gt;Mutluluk… Bu kelimenin tam ne manaya geldiğini hiç düşündünüz mü? Bir rüya mı? Bir hayal mi? Bir duygu mu? Yoksa bir gerçek mi?&lt;br /&gt;Tüm insanlığın yaşamı boyunca büyük bir çaba, büyük bir koşuşturma, hatta büyük bir ısrarla peşinden sürüklenip durduğu, tam buldum dediği anda tıpkı bir sabun köpüğü gibi yok olduğunu, bir hayalden öteye geçmediğini gördüğü “ mutluluk ”.&lt;br /&gt;Hemen ardından da sanki bir şey olmamışçasına yeniden bir arayış içine girdiği “ mutluluk ”.&lt;br /&gt;Hatta ve hatta tüm bir ömür boyunca kendini bu bitmek tükenmek bilmeyen arayışa mahkûm ettiği “ mutluluk ”.&lt;br /&gt;Telefon, faks, uydu komünikasyonları, cep telefonları ve 20. yüzyılda iletişim alanında bazı buluşlar… Buna rağmen insanlar iletişimsizlikten yakınıyorlar. Koskocaman bir dünyada yalnız ve sevgisizler. &lt;br /&gt;Eşyalar insanları mutlu etmezler. Çağımızda inanılmaz buluşlara tanık oluyoruz. Üreticiler insanın istediği her an her şeyi imal ediyorlar. Alt gelir grupları bile birçok şeye sahip olmaya başladı.&lt;br /&gt;Buna rağmen mutsuzluk devam ediyor ve her gelir düzeyinde mutsuz insana rastlanabiliyor.&lt;br /&gt;Yaşamın her diliminde mutsuz insan sayısı hemen hemen birbirinin aynısıdır. Eğer New York’ta, Paris’te ya da başka pek çok yerde mutsuz bir yaşam sürüyorsanız; Miami sahillerinde, Puerto Rico’da ya da Akdeniz’de lüks otellerde kalsanız da mutsuzluğunuz azalmayacaktır. &lt;br /&gt;İnsanlar size mutluluğu vermezler. Mutluluk, sizin kendi içinizde yarattığınız bir şeydir. Mutluluğu ancak siz kendinize verebilirsiniz.&lt;br /&gt;Kendimizi nasıl gördüğümüz, düşüncelerimizde nasıl sınıfladığımız konusu yaşamımızı yönlendirir ( Maltz ve Barker, 1995 ).&lt;br /&gt;Mutluluk hayatımızda hem amaçtır, hem araçtır. Amaçtır; çünkü sağladığı olumlu bakış, tüm duygu, düşünce ve davranışlarımıza yansır. Coşku verir, enerjimizi, motivasyonumuzu arttırır; özde başlar paylaştıkça çoğalır. Araçtır çünkü yaşama sıkı tutunmak için yaşamla iletişimimizi sağlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUĞUN TANIMLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk; memnun olma halinden yoğun neşeye kadar değişen duygularla ifade edilen bir iyi olma halidir.&lt;br /&gt;Mutluluğun “ kendimizi neşeli ve iyi hissetme hali ”, “ coşkulu hayattan zevk alan, devamlı gülebilen, pozitif olma hali ” gibi tanımları vardır. ( Yolak, 2006 )&lt;br /&gt;Psikologlar, mutluluğu üzüntün ve depresyonun olmaması hali değil, kendi başına bir ruhsal durum olarak tanımlamaktadırlar. Buna göre mutluluk üç temel niteliğe sahiptir: &lt;br /&gt;1. Zevk ve haz ( burada ve bunda kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan duygusal durum; duyu organları aracılığıyla alınan keyfin tadını çıkarmak. ).&lt;br /&gt;2. Zevksiz durumların yokluğu ( ağrıdan ve endişeden kurtulmak; aile, iş, duygusallık ve hobilerle ilişki içerisinde olmak. ).&lt;br /&gt;3. Tatmin ( değerlendirip düşünerek yaşamımızın iyi olduğuna karar vermek; kendinizden daha büyük bir şeyin hizmetinde olmakta bir anlam bulmak. ) ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;Fromm ( 1995 ) mutluluğu; tanrıların bir armağanı değil; insanın içindeki yaratıcılığın sağlamış olduğu bir başarı olarak tanımlamaktadır. Fromm’a göre mutluluk, yaşama sanatında ulaşılmış olan kusursuzluğun ya da yetkinliğin kriteridir; hümanist ahlaktaki anlamı bakımından da erdemin kriteridir. Mutluluk insanın en büyük başarısıdır; insanın kendine ve dış dünyaya karşı takındığı yaratıcı tavra yani yaratıcı yönelişe tüm kişiliğinin verdiği cevaptır. &lt;br /&gt;Kalafat ( 1996 ) mutluluğun bir devamlılık ve aynılık olayı değil, bir takım değişiklikler ve onların getirdiği başarılarda saklı olduğunu ifade etmektedir.&lt;br /&gt;Benazus ( 2004 )’a göre mutluluk, bir kimseye oturduğu yerde sunulan bir armağan değildir. Aniden gelip geçen hazların, yapay oluşumların kısa süreli, geçici mutlulukların dışında her zaman bir çabanın, bir gayretin, bir uğraşın, bir savaşımın kolay kolay ulaşılmayan bir bedeli olarak karşımıza çıkar. Mutluluk, genellikle bir yığın sıkıntının, ıstırabın ardından gelen başarının ödülüdür. Mutluluk, oluşan sorunlara, yaratıcı ve çözümleyici bir şekilde yaklaşabilmekten geçer. Mutluluk, bir yerde vicdan rahatlığı, bir yerde çevrenize olan yansımanızın pürüzsüzlüğüdür. Mutluluk, bireyi kendi farkındalığını bulup, kabullenmesinden sonraki yaşam tarzında yatar. Mutluluk, kimine göre iyi bir evlilik, kimine göre güzel donatılmış bir masa, kimine göre şık bir giyim, kimine göre güçlülük, kimine göre zenginlik, kimine göre nasırı vurmayan bir ayakkabı… &lt;br /&gt;Erdem ( 2005 )’e göre ise mutluluk gayelerin uygunluğu ve birliğinden başka bir şey değildir. Buna göre mutluluk, nispi bir şeydir. Bu, kişilere, kişilerin seciyelerine, çeşitli güç ve kuvvetlerine, arzularına göre hayat boyu sürekli değişir durur. &lt;br /&gt;Hoggard ( 2006 ) ise mutluluğu, refahımız için temel öneme sahip olan bir duygusal durum olarak kabul etmektedir. Mutluluk ile ilişkili duyguların arasında neşe, sevinç, coşku, haz, huzur ve sevgi bulunmaktadır. Ayrıca mutluluk için önerilen tanımlardan bazıları şunlardır; “beklentiden ve ıstıraptan arınmak”, “olayların ve nesnelerin olumlu düzeninin bilincinde olmak”, “kişinin evrendeki ve toplumdaki yerini emniyete alması” ve “içsel huzur”. Mutluluk, uzun dönemli bir içsel duyguya, yaşamın iyi gittiğine dair bir anlayışa karşılık gelir. Korumaya çalıştığımız duygu, uçucu zevk duygusu değil, kalıcı olan bu duygudur.&lt;br /&gt;Özkan ( 1999 ) ‘a göre günümüzün insanı mutluluğu, “ eğlenme ” ve “ iyi vakit geçirme ” olarak algılamaktadır. İnsanlar her ne kadar eğlenmekten zevk duysa da, bu durum insanların mutlu olduğuna işaret etmez. Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil sorunlarla başa çıkabilme yeteneğidir. Mutluluk, sıradan insana göre üzüntü ve acılardan uzak olma durumudur ve mutluluk bir erdemdir. Ayrıca mutluluk insanın kendisiyle ve dış dünyayla barış içinde olmasından kaynaklanan bir iç huzur halidir. &lt;br /&gt;Richard Stevens’a göre, mutluluğun üç temel içereni vardır:&lt;br /&gt;1. İyi duygular ve olumlu bir ruh hali.&lt;br /&gt;2. Yaşam ve canlılıkla dolu olmak.&lt;br /&gt;3. Anlamlılık, yaşamınızla ilgili değerli seçimlerde bulunmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUK AHLAKI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan davranışlarının son gayesi olarak mutlu olmayı amaçlayan ahlak anlayışları Eudoimanist’tir.&lt;br /&gt;Demokritos Eudoimanisme’in babası sayılır. Bu anlayışa göre. “ Bütün insanlar mutluluğu arzu eder. ” Ancak bu ahlak anlayışları, mutluluğun mahiyeti ve ona nasıl ulaşılacağı ve nasıl elde edileceği hususunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. &lt;br /&gt;Herakleitos ile Demokritos’a göre mutluluk, ruhta oluşacak ölçü, düzen, uyumda ortaya çıkar.&lt;br /&gt;“Kendini bil” sözünü rehber edinen ve iyi bilgi ile ayrılaştıran ilkçağ filozofu Sokrates’e göre iyi olmak bilgili olmaktır. Çünkü bilgili olmak ruha fazilet ve mutluluk sağlar. Mutluluk ise ahlaklı olmaktır; mutluluğun temeli olan fazilette akıl bilgisinden başka bir şey değildir. &lt;br /&gt;Platon’a göre ise “iyi” bilgi, haz, ölçülük, güzellik ve doğruluğun bir birleşimidir. İyi, aynı zamanda, faziletin, fazilette mutluluğun kaynağıdır. &lt;br /&gt;Aristoteles’e göre insan davranışlarının gayesi, hayra, iyiliğe ulaşmak olduğuna göre en yüksek iyi de insanı mutluluğa götürür. Mutlu ve faziletli yaşamanın yolu da akla uygun yaşamaktan geçer. &lt;br /&gt;Kynikler okulunun Atinalı Antistenes’e göre hayatın amacı mutluluktur. Fazilette en büyük yaşama gayesidir; çünkü fazilet, en yüksek ve biricik değerdir. En yüksek fazilet ise bilgidir; en kötü şey de hazdır. Mutluluğa ulaşmak için fazilet yeterlidir. Fazilet, aynı zamanda, tanrıya ulaşmanın da yoludur. Bu nedenle, bilgelik, insanı tanrıya dost yapar. Bilge kişide faziletli kişi, yani kendi kendine yeten kimsedir.&lt;br /&gt;Epicuros ferdi mutluluk peşinde koşmuştur. Epikuros’a göre insanın son gayesi mutluluktur.&lt;br /&gt;Stoalılar da ise iyi ve fazilet tabiata ve akla uygunluk yahut en yüksek iyi ve en yüksek gaye olan mutluluk tabiata uygun yaşamada bulunabilir. Stoalılara göre, yalnız fazilet iyidir. Mutlukta yalnız fazilette bulunur. Fazilette tabiata uyum içinde olmak veya tabiata uygun yaşamakla kazanılır. Bu okulda fazilet aynı zamanda, faydalı olanla eş tutulmuştur. Buna göre fazilet aynı zamanda faydalı olandır. Haz ise aşağılık, kaypak ve gelip-geçici bir değerdir. O halde mutlu olmak için fazilet yeterlidir ( Erdem, 2005 ).&lt;br /&gt;Epictetos, “ Tanrı, bütün insanları mutlu olmaları için yaratmıştır. Talihleri ters gidiyorsa kendi yanlışları yüzündendir.” der. Montaigne ise daha öğreticidir. “ çağımızda yüzlerce çiftçi gördüm ki üniversite rektörlerinden daha bilge ve daha mutluydular. Ve ben daha çok onlara benzemek isterdim.” ( Montaigne, 1974 ).&lt;br /&gt;İngiliz filozofu Herbert Spencer’ in tanımı fevkalade karışık konuyu basit bir şekle getirmiştir. Spencer’ e göre yaşam; iç ilişkilerin, dış ilişkilere devamlı bir şekilde uyum sağlama çabası içinde geçen zaman sürecidir. Mutluluğu ise, buna bağlı olarak; iç ilişkilerin, dış ilişkilere uyumu ne kadar mükemmel olursa yaşam o kadar mükemmel olur diyor. Böylece yaşamın mükemmelliği ile mutluluğu tanımlıyor.&lt;br /&gt;Spinoza’ya göre mutluluk, insanları anlama ve onlarla bir olma çabasıyla yoğunlaşmış canlılık durumudur. Mutluluk, kendimiz ve dünyamızla kurduğumuz üretici ilişkinin varlığımıza yansımasıdır. Başka bir ifadeyle mutluluk, faaliyetlerimizle bütünleşmemizden kaynaklanan yüce bir duygudur. Spinoza’ya göre mutluluk erdemin mükafatı değil, erdemin ta kendisidir; tutkularımızı dizginlediğimiz için mutlu olduğumuzu ya da mutluluğun tadına vardığımız söylenemez; tersine mutluluktan büyük bir zevk duyduğumuz içindir ki, tutkularımızı dizginleyebiliyoruz. ( Fromm, 1995 )&lt;br /&gt;Alain’e göre ise mutlu olmak, insanın başkalarına karşıda görevidir. Hatta Alain daha da ileri giderek, sadece mutlu insanların sevilebileceğini iddia eder.&lt;br /&gt;Shad Helmstetter, mutluluğa daha değişik bir açıdan bakar. O, mutluluk konusunda şu üç net sonuca varmıştır:&lt;br /&gt;1. Mutluluk bir tutumdur.&lt;br /&gt;2. Mutluluk her zaman kişiye bağlıdır.&lt;br /&gt;3. Mutluluk her an bir seçimdir.&lt;br /&gt;Shad’a göre herkes mutlu olabilir, eğer isterse. Shad’a göre mutluluğu büyük ölçüde belirleyen programımızdır. Eğer herhangi bir konuda daha iyi bir tutuma sahip olmak istiyorsak, programımızı olumlu bir çizgide değiştirmek zorundayız ( Özkan, 1999 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUK GÖRECELİDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu tek tip bir eşya olmadığından, her birimiz ayrı şeylerle mutlu olur ayrı şeylerden haz alırız. Mutlu olmak için ulaşılmaz şeylerin bizi mutlu etmesi beklentisinden vazgeçtiğimizde, küçük şeylerden de mutlu olmayı öğrenebiliriz. Mutluluk öğrenilebilir. Hayat boyu sürekli değil de belirli kısa süreli bir alan içinde olabildiği gibi, hayatın her anında mutlu olanlarda vardır. En azından sahip olduklarımız ve yaşadığımız tüm güzellikler için şükretmeyi de bilmeliyiz. Her sabah yeni bir gün doğduğu için, güneş doğduğu için, iki gözü, iki eli olduğu için; kısacası birçok şey için şükretmekte insan için mutluluktur ( Yolak, 2006 ).&lt;br /&gt;Mutluluk bir insanın dışsal dünyasındaki değerlerinin, içsel dünyası ile uyum halinde olması halidir. Mutluluğu herkes kendi çabası ile oluşturabilir. Herkes kendi mutluluğunun mimarıdır ( Benazus, 2004 ).&lt;br /&gt;Ne olduğumuzu, nereye varmak istediğimizi biliyorsak, problemlerin üstesinden gelmek üzere verilen mücadelede mutluluktur. Dışarıda üşümüş, yorgun gelip evimize kanepeye oturup ayaklarımızı uzatmak da, dostlarla derin bir sohbet de mutluluktur. ( Yolak, 2006 )&lt;br /&gt;Her mutluluk, onu yaşayan bireyin içsel dünyası ile oluşturduğu uyumlar demetidir. Dünya üzerinde birbirlerine tıpkı benzeyen iki insan nasıl yoksa, aynısı aynısına benzeyen iki mutlulukta yoktur ve olamaz. Mesela, koleksiyoncuyu pulları, avcıyı kekliği, güneş meraklısını kündesi, futbol meraklısını gol, boksörü yerini bulan bir aparkat mutlu edebilir. Yani herkes kendi koyduğu kaideleri ve bu kaidelerin coşturduğu duygularındaki uyuma göre mutlu olur. &lt;br /&gt;Havyarın masasında öncelik olmasının, kendisine mutluluk vereceğine inanmış ya da inandırılmış kişi, aç insanın suya kanıp da yediği kuru ekmeğin tadını da, hazzını da, huzurunu da, mutluluğunu da anlayamaz. Hele hele yanında yağsız da olsa bir tas sıcak çorba da varsa, değmeyin keyfine gitsin.&lt;br /&gt;Mutlu birey, inancını cesaretle uygulamaya koyabilen ve bunda da başarılı olan bireydir.&lt;br /&gt;İnsanı mutlu kılan gerek yaptığı işlerdeki, gerekse yaşadığı hazlardaki emeği, yaratıcılığı ve başarısıdır ( Benazus, 2004 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUK GİBİ DÜŞÜNEBİLMEK&lt;br /&gt;O gün hava çok kötüydü. Durmadan gök gürlüyor, bardaktan boşanır gibi yağmur yağıyordu.&lt;br /&gt;Küçük kız her sabah ki gibi kahvaltısını yapmış ve hergün yürüyerek gittiği okuluna doğru yola koyulmuştu... &lt;br /&gt;Ancak gökyüzünde şimşekler birbiri ardına ve o kadar gürültüyle çakıyordu ki, küçük kızın annesi “yavrum bu havada yolda yürürken korkmasın!” diye telaşlandı... &lt;br /&gt;Anne hemen yola koyuldu ve kızını aramaya başladı. Derken bir baktı, küçük kız az ilerde minik adımlarla yürüyor, ama ne zaman şimşek çaksa durup gökyüzüne bakıyor ve gülümsüyordu. &lt;br /&gt;Annesi önce bir anlam veremedi ama kızının neden böyle yaptığını çok merak etmişti. Kızına iyice yaklaşınca sordu: “Yavrum hiç korkmadın mı bu havada yalnız yürümekten...?”&lt;br /&gt;Hem ne zaman şimşek çaksa durup yukarı bakarak ve gülerek öyle ne yapıyorsun?&lt;br /&gt;Küçük kız cevap verdi: “Gülümsüyorum çünkü Tanrı fotoğrafımı çekiyor...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUĞA ETKİ EDEN FAKTÖRLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.KİŞİSEL DOYUM VE BAŞARI&lt;br /&gt;Bir geçek vardır ki; mutlu insanlarda hayatlarının değişik dönemlerinde büyük güçlüklerle karşılaşmışlardır. Ne var ki onlar bu bunalımlı dönemlerini kendi lehlerine çevirmeyi bilmişlerdir. Hayatın önümüze çıkardığı problemleri doğru anlayabilirsek gücümüzü artırmış oluruz. Yoksa ömrümüzün sonuna kadar problemsiz ve düzgün bir hayat yaşayacağız diye bir garantimiz yoktur.&lt;br /&gt;Mutluluk, hayatın değişik basamaklarından geçtikten sonra kazanılan bir ödüldür. Bu yüzden belirli tecrübe birikimi ve ruh olgunluğu şarttır. Yoksa insan kendiliğinden mutlu olmaz. Ancak ve ancak üretken ve çalışkan insanlar mutluğu hak ederler. Kişiliklerini geliştirmemiş, hayatı yan gelip yatmakla ibaret sayan insanlar en fazla kendilerini aldatırlar. ( Özkan, 1999 ) &lt;br /&gt;Mutluluğun engellerinden bir diğeri ise mutluluğu başarıyla eşit tutmaktır. Mutluluğun başarıyla eşit tutmanın yanlış olduğunu gösteren basit ve etkili iki yol vardır. Birincisi hangi düzeydeki başarının sizi mutlu kılacağını bir yere yazın. Örneğin, bir şirketin genel müdürü olmak mı? Şimdi kazandığınızın 3 katını kazanmak mı? Kendi şirketinizi kurmak mı? vs. İnsanlar onları mutlu edecek başarının tanımını yaptıkları anda, ne düzeyde başarı elde ederlerse etsinler, mutluluk seviyelerinde önemli bir fark olmayacağını anlamaya başlıyorlar. İkinci yol ise çok başarılı insanlarla konuşup, onların mutlu olup olmadıklarını öğrenmektir. ( Prager, 1998 )&lt;br /&gt;Mutluluğu başarıyla eşit tutarsanız, hiçbir zaman sizi mutlu etmeye yetecek düzeyde başarı kazanamazsınız.&lt;br /&gt;Başarının bazı türleri mutluluk getirebilir. Aşkta, insanlarla ilişkilerde, çocuk yetiştirmede, başkalarına olumlu katkıda bulunmada, derin duygular geliştirmede, olgunlaşmada, iyilik yapmada ve kendini tanımadaki başarılar mutluluk getirir (Prager,1998).&lt;br /&gt;Her zaman elde edilen başarıdan daha fazlası elde edilebilir. Başarının mutluluğunuzu etkileyebilmesi için, “ şimdi başarılıyım ” diyebilmeniz gerekir. &lt;br /&gt;Kişisel doyumu yüksek olan bireylerin mutluluk düzeyleri de yüksek çıkmıştır. En yüksek ilişki benliğe ilişkin doyum çıkmıştır ki bu sonuç insanların hayatlarında mutlu olabilmeleri için benlik saygılarının yüksek olması gerektiğini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. SOSYO-EKONOMİK DÜZEY&lt;br /&gt;Yoksulluk kesinlikle çok kötü bir şeydir ve araştırmalar ortalama olarak daha varlıklı insanların kesinlikle yoksul insanlardan daha mutlu olduklarını göstermektedir. Para bir yerde belki de bir mutluluk sebebi olabilir. Ancak tek başına hiçbir şey ifade etmediği gibi hiçbir zaman da mutluluk için birinci etkende değildir.&lt;br /&gt;Mutlulukta ölçü fazlalık değil, yeterliliktir. Birden fazla eve sahip olanın, tek bir gecekondu sahibinden, iki çift ayakkabı sahibi olanın, tek ve alt tarafı pençeli bir ayakkabısı olan daha mutlu olduğu veya olması gerektiği diye bir kayıt yoktur. Eğer böyle olsaydı, tüm zengin ve varlıklı kişilerin mutlu kişiler olması gerekirdi ki, bunu da çevremizi şöyle bir gözlemlediğimizde nasıl bir yanlış değerlendirme olduğunu anlarız. Örneğin geliriniz 500 ytl ve gideriniz 499 ytl ise mutlu olursunuz yalnız geliriniz 500 ytl ve gideriniz 501 ytl ise mutsuz olursunuz ( Benazus, 2004 ).&lt;br /&gt;Cornell Üniversitesi, ekonomist Robert Frank, şu gözlemde bulunmaktadır: “ Mutsuz olan zengin insanlar vardır. Sürekli olarak mutlu olan yoksul insanlarda vardır. Ama eğer varlıklı ve mutsuz bir insansanız, parasız ve mutsuz olduğunuzdan daha mutlu olursunuz.”&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yarım yüzyılda gelir seviyesi endüstrileşmiş toplumlarda bir roket hızıyla yükselmesine rağmen mutluluk seviyesi sabit kaldı. İngiltere, 1960 yılında olduğundan 2 kat ve 2. dünya savaşına göre 3 kat daha zengin. Buna karşın klinik depresyon vakaları 2 kuşak öncesine göre büyük bir artış göstermiş durumda ve iki milyon insanın antidepresan kullandığı tahmin ediliyor. (Goggard, 2006)&lt;br /&gt;BBC mutluluk uzmanı Richard Reeves’e göre; insanlar sürekli olarak, paranın mutluluk kaynağı olduğu üzerinde gerektiğinden fazla duruyor ve diğer önemli şeylerin mutluluğumuz üzerindeki önemini görmezden geliyor. Bu sayede de sistematik olarak mutluluklarını baltalayacak seçimlerde bulunuyorlar. &lt;br /&gt;İngiliz ekonomisti Andrew Oswald ise; insanlar, x miktardaki bir paranın kendilerini mutlak anlamda mutlu edeceğini düşünme hatasını yaparlar. İnsanları mutlu eden şey bu para değil, paranın kendilerine sağlayacağı konumdur ifadesinde bulunur ( Kalafat, 1996 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. YAŞ&lt;br /&gt;Önceki araştırmalar genç insanların yaşlılara göre daha mutlu olduğunu göstermesine rağmen son zamanlarda yapılan çalışmalar mutluluk ile yaş arasında bir ilişki olmadığını göstermiştir ( Kalafat, 1996 ).&lt;br /&gt;Yaşlı insanlar, genç insanlara göre yaşamlarından daha memnundurlar. Hastalık Denetimi ve Önlenmesi Merkezi tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, 20-24 yaş arasındaki insanların kendilerini ayda 3.4 gün mutsuz hissederken, 65-74 yaş arasındaki insanların kendilerini ayda 2.3 gün mutsuz hissettiklerini belirlemiştir ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. İŞ&lt;br /&gt;Yaşamımızın büyük bir kısmını işimizde geçiririz; bu nedenle de iş yaşamımızın mutluluğuz üzerinde büyük bir etkiye sahip olması kaçınılmazdır. Araştırmalar mutlu olan insanların işlerinde daha başarılı olduklarını kanıtlamaktadır. İşteki başarı; mutlulukta denk tutulamaz, ama o iş keyifli ve anlamlıysa mutluğun önemli bir kaynağı olabilir.&lt;br /&gt;Tatmin edici bir iş hayatımıza belli bir yapı ve anlam kazandırabilir. Aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir canlanma sağlar. &lt;br /&gt;Mutlu çalışanlar mutlu müşteriler yaratırlar; çünkü araştırmalar, mutluluğun gerçekten de verimliliği ve geliri artırdığını kanıtlamaktadır. Aynı zamanda mutlu insanlar işlerini kaytarmamakta ve işlerinden ayrılma eğiliminde almamaktadırlar ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;Cambell ve arkadaşları ise gelir farklılıkları kontrol edildiğinde bile işsiz kişilerin en mutsuz insanlar olduklarını saplamışlardır. ( Kalafat, 1996 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. EĞİTİM&lt;br /&gt;Eğitim ile mutluluk arasındaki bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte gelir düzeyi gibi diğer değişkenlerle de etkileşim içinde olduğu belirlenmiştir ( Kalafat, 1996 ).&lt;br /&gt;Son yıllarda mutluluğun öğrenilebilen bir kavram olduğu üzerinde durulmaktadır. Mutluluğun öğrenilen bir kavram olması mutluluğun okullarda ders olarak okutulmaya başlanması düşünülmektedir. İngiltere''nin Berkshire kentindeki Wellington Koleji, eylül ayından bu yana müfredatında mutluluk dersine yer veriyor. 14 - 16 yaş grubundaki öğrenciler haftada bir saat pozitif olma, hayattan keyif alma, güzellikleri fark edebilme sanatı üzerine dersler görüyor. Bu derslerde eski Yunan'dan bugüne mutluluk üzerine yoğunlaşan felsefi söylemler tartışılıyor, karakter canlandırmaları yapılıyor, yeteneklerin, duyguların ve enerjilerin paylaşımı derslerde önemli bir rol oynuyor. Bu dersler duygusal zekaya odaklanıyor. Mutluluk dersleriyle amaç genel beklentiler içine hapsolmamış, materyalist bakış açısından sıyrılmış, kendisiyle sorunlarını çözmüş ve ne istediğini bilen mutlu gençler yetiştirmek olarak açıklanıyor. Kolej, bu girişimden başarılı sonuç alınırsa mutluluk derslerinin tüm sınıflarda okutulmasını planlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. EVLİLİK VE AİLE&lt;br /&gt;Çoğu insan için karşı cinsten biriyle paylaşılan sevgi ilişkisi tarif edilemez bir mutluluk oluşturur. Bütün olası zorluklarına rağmen, bir erkek ve bir kadının evliliği yalnızlığa karşı en büyük ilaç, duygusal gelişmeye ve mutluluğa da en büyük kaynak olabilir. Mutluluk engeli sadece iki cins arasındaki farklılıklardan doğmaz; bu farklılıkların getirdiği çatışmalar da vardır ( Prager, 1998 ).&lt;br /&gt;Karşılıklı sempatilerin, coşkuların, cinsel dürtülerin, bakar görmez depreşmelerin hüküm sürdüğü ilk günlerin toz pembe bulutların, yerine daha gerçekçi ve güncel yaşamın monotonlaşan gerçekler içinde bir yere oturtmaya başladığında, insanoğlunun bu gerçeklere göstereceği duygusal ve mantıksal uyum o bireyin mutluluğunun veya mutsuzluğunun yaşamına yansıyan haritasını çizecektir.&lt;br /&gt;Her yerde ve her ortamda “ ben” ön plandadır. Bu durumda her iki bireyin ben ve benim diye dayatacağı bir hayatın devamlılığında, eğer taraflar karşılıklı fedakarlıklar içine girmezler veya girmeyi beceremezlerse, bu beraberliğin sonunun hüsran ve mutsuzluk olması doğaldır. (Benazus, 2004)&lt;br /&gt;Ulusal görüşleri araştırma merkezi 35000 Amerikalı üzerinde son 30 yıldır yaptığı araştırma, evli çiftlerin %40’ının kendilerini “ çok mutlu ” olarak tanımladıklarını ve evli olmayan insanların yalnızca %23’ünün bunu söylediğini göstermektedir. Araştırmalar, “ pek mutlu olmayan ” evlilikleri olan insanların mutluluk seviyelerinin, evlenmemiş ya da boşanmış olan insanlardan daha düşük olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;Uluslar arası araştırma verileri, mutluluğa en fazla zarar veren şeylerin sırasıyla ayrılık, boşanma ve işsiz kalma olduğunu göstermektedir ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. SOSYAL İLİŞKİ&lt;br /&gt;Dışa dönük insanların içe dönük insanlara göre daha mutlu olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;2002 yılında, psikologlar Ed Diener ve Martin Seligman tarafından İllinois Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, mutluluk düzeyi en yüksek ve depresyon seviyesi en düşük düzeyde olan öğrencilerin en üst grubunu oluşturan %10luk kısmının en belirgin özelliklerinin aileleri ve arkadaşları ile güçlü bağlar kurmaları ve birlikte zaman geçirmeleri olduğunu göstermektedir. Diener, “ Bu bilginin mutlaka yayılması gerekiyor ” demektedir. Ayrıca sosyal beceriler üzerinde çalışmak, yakın kişisel ilişkiler kurmak ve sosyal bir desteğe sahip olmak mutlu olmak için çok büyük bir önem taşımaktadır ( Hoggard, 2006).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. SAĞLIK VE BESİNLER&lt;br /&gt;Mutluluğa varmak için seçilen yol hangisi olursa olsun bunların içinde sağlık her zaman ön planda yer almaktadır. Neşe çoğu zaman sağlıklı bir yaşamın dışa yansıyan görüntüsü ve mutluluk için en vazgeçilmezidir.&lt;br /&gt;Bugün artık kanıtlanmıştır ki, birçok hastalığın, depresyonun, stresin, ülserin sebebi ne mikroplar, ne yenen yemekler ve hatta ne içilen sular… Esas sebep elinde olsun olmasın bireyi için için yiyen huzursuzluklardır.&lt;br /&gt;Mutluluk için rahat bir döşek kadar, o döşek üzerinde yatacak sağlıklı bir vücuda, huzur dolu bir ruh yapısına gereksinim vardır. Bir baş ağrısı da, bir bel tutulması da, bir kum sancısı da; kralda da kulda da aynı şekilde seyreder, aynı etkileri yapar. Mutluluk tıpkı bunun gibidir. Krala bir başka yoldan kula bir başka yoldan da gelse, eninde sonunda aynı limanda gerçekçi ortamına kavuşacaktır. (Benazus, 2004)&lt;br /&gt;Anksiyete veya stres yaşadığımız zamanlarda mutluluk kaybolur. Böyle olumsuz duygular kendimizi kederli hissetmemize neden olur. Mutluluk hafiflik, coşku ve yenilenen bir enerji sağlar. Fiziksel bedende iyilik duygusunu canlandırır ve ruhu yüceltir. Sağlık, kendimiz ve başkaları hakkında olumlu ve faydalı düşünceler yaratmakla sağlanır. &lt;br /&gt;Stresli insanlar sakin insanlara göre gribe iki kat daha fazla oranda yakalanmakta; astım, ülser, kalp hastalıklarına yakalanma riski artmaktadır. Depresyon kansere zemin hazırlamaktadır. Ayrıca hisleriyle dürüst yaşamayı bilenlerde iyileşme oranını arttırmaktadır. Yaşama sevinci, neşesi yerinde olanlar, problemleri hakkında konuşan ve kabul eden insanlar, diğerlerine göre daha fazla yaşamaktadırlar. ( Yolak, 2006 )&lt;br /&gt;Besinlerin mutluluğumuz üzerindeki etkileri, “ beyin kimyası” olarak adlanırılabilir. Beynimizdeki nöronları birleştiren kimyasallar ruh halimizi etkileyebilir ve bu kimyasallar da yediğimiz besinler tarafından etkilenmektedirler ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;Uzmanlar mutluluk verici ve enerji dolu besinlerin ihmal edilmemesini, zaman zaman tüketilmelerini tavsiye ediyorlar.&lt;br /&gt;Diyetisyen Selahattin Dönmez, temel ihtiyaç olan besinlerin, karnı doyurma işleminin dışında vücuda yararlı etkileri olduğunu vurgulayarak, birçok besinin mideyi olduğu kadar ruhu ve libidoyu da besleyerek, vücutta bir takım afrodizyak etkiler gösterdiğini söyledi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. YAŞAM OLAYLARI&lt;br /&gt;Yaşam olayları ile mutluluk arasında orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Yapılan araştırmalar, güzel olayların olumlu duygulanım, kötü olayların olumsuz duygulanım ile ilişkili olduğunu göstermiştir. &lt;br /&gt;Sağlıklı bir insan için bir kalp hastalığı başlı başına bir endişe ve mutsuzluk sebebidir. Fakat bir kalp hastası için geçirdiği by-pass ameliyatının sonrası bir mutluluk sürecidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUK BİR SEÇİM MİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk ve mutsuzluk bir seçimdir. Seçimlerimiz ve tutumlarımız bize bağlıdır. Bazı insanlar mutluluklarının başkalarının elinde olduğuna inanırlar. Oysa mutluluk bir yaşama hakkıdır. Ona sahip olmak ya da olmamak bizim elimizdedir.&lt;br /&gt;Sabah uyandığınızda, gün sizin gerçeğinizdir. Bu gerçekle ne yaşamayı düşünüyorsunuz? Günün ilk dakikaları ne kadar da yaşam doludur. Aynaya bakın bugün nasıl bir gün olacak? Kararınızı veriniz. Aynada iki kişi görüyorsunuz. Birincisi mutsuz ve kaygılı, ikincisi ise kendine güveni tam bir birey. İçinizdeki savaşı hangi yüzünüz kazanacak?&lt;br /&gt;Mutsuzluğu aşmanın tümüyle size bağlı olduğunu, sizin izniniz olmadan kimsenin sizi mutsuz edemez, yine sizin izniniz olmadan kimsenin sizi yalnız bırakamaz ve sizin izniniz olmadan kimse sizi düş kırıklığına uğratamaz ( Maltz ve Barker, 1995 ). Ne kadar mutsuz olacağımıza kendimiz karar veririz.&lt;br /&gt;Joseph Telushkin buz gibi bir kış gecesi konferans vereceği yere otomobiliyle giderken, lastiği patlamış. Bir çekici çağıracağı vakti olmadığı için, soğuktan titreyerek lastiği değiştirmeye çalışmış, ama başaramamış. &lt;br /&gt;Joseph önemli bir konferansı kaçırmış, bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmış, para kaybı olmuş ve berbat bir gece yaşamış. Ne var ki onunla ertesi gün konuştuğum zaman, başına gelenler yüzünden mutsuz olmadığını öğrendim.&lt;br /&gt;“ Hepimizin hayatında bir lastik patladı kotası olduğuna inanıyorum. ” dedi bana. “ Bugüne kadar benim hiç lastiğim patlamamıştı. ”&lt;br /&gt;Başına böyle bir şey gelen çoğu insan Joseph’ten daha çok mutsuz olurdu. Peki, neden o daha çok mutsuz olmadı? Çünkü Joseph’e bir bakış açısı kazandıran bir hayat felsefesi vardır.&lt;br /&gt;Bir şeyin bizi ne kadar mutsuz edeceğine kendimiz karar veririz. Olaylara göstereceğimiz duygusal tepkiyi kendimizin saptayacağını kabullenmek çoğu insana zor gelir. Çok kimse olayların onları mutsuz ettiğini, mutluluk düzeylerinin başlarına gelen olaylara bağlı olduğunu düşünür. Ama bu doğru değildir. &lt;br /&gt;Örneğin iki insan düşünün; ikisi de içinde kredi kartları, ehliyetleri, paraları ve önemli makbuzları olan cüzdanları kaybediyorlar. Bunlardan biri tam bir hafta boyunca büyük bir üzüntü duyuyor. Diğeri ise sadece bir gün üzülüyor. Kaybolan cüzdanın her, ikisi içinde aynı derecede önemli olduğunu varsayarsak neden bu olay birine diğerinden daha çok üzüntü vermiş olabilir? Çünkü, o kişi böyle olmasına izin vermiştir. Mutsuz olmasına izin verişi de, başına gelen olayla ilgili bir bakış açısı olmayışındandır. &lt;br /&gt;Çoğu kez bir insanın mutluluk düzeyini belirleyen şey o kişinin tavrı ve hayat felsefesidir. Mutluluğumuz günün olaylarına ve bunların yol açtığı anlık duygulara bağlı olarak iner veya çıkar ( Prager, 1998 ).&lt;br /&gt;Hepimiz, tıpkı merkezi ısıtma sistemlerinde olduğu gibi birer mutluluk “ ayar düğmesi ” ne sahipmişiz gibi görünmektedir. Bunun bir kısmı genetik olarak bizlere miras kalmıştır, ama aynı zamanda yaşamımızın ilk 5 yılında neler olduğu ile de yakından ilişkilidir. Örneğin, güvenli ve sabit bir aile yaşamı, bu ayar düğmesini güçlendirebilirken, sabit olmayan ve güvensiz bir ayar düğmesi bu durumu olumsuz etkiler. Bu nedenle, hayatımızda iyi, kötü, harikulade ya da berbat, ne olursa olsun, bir süre sonra kendi ayarladığımız duruma geri döneriz. Psikologlar, kısa dönemler içinde mutluluk düzeyimizde inişler ve çıkışlar yaşanmasına karşın, uzun dönemde daima bir denge durumuna geri dönüldüğünü gözlemlemektedirler.&lt;br /&gt;Genetik mirasımıza ve çocukluğumuzdaki çevresel etmenlere bağlı olan mutluluk kapasitemizin yalnızca %50si önceden belirlenmiştir. Bu nedenle iyi haber şudur ki, hepimizin mutluluk düzeyini artırmamız için bir şansımız ve seçeneğimiz bulunmaktadır. Boyumuzun uzunluğu ve gözümüzün rengi gibi kesin ve değiştirilemez diğer genetik miraslarımızdan farklı olarak, mutluluk düzeyimiz son derece değiştirilebilir bir şeydir ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLU OLMANIN YOLLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk belki sanatların en zoru olduğu halde, insanlar burada neredeyse her şeyi şansa ve rastlantıya bırakırlar, mutlu olabilmek için nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmeyi pek akıllarından geçirmezler. “Armut piş, ağzıma düş” misali mutluluğu hep dış şartlardan beklerler. Oysa insan kendi mutluluğunu kendi elleriyle yaratmak zorundadır; ancak bunun yol ve yordamını öğrenmesi ve başka her işte olduğu gibi mutlu olmayı tutkuyla istemesi, ayrıca gereken çabayı göstermesi de şarttır ( Fromm, 1995 ).&lt;br /&gt;Mutluluk için herkese uyan tek bir evrensel formül bulunmamaktadır. Çoğumuz mutlu olmanın yollarını merak ederiz. Bazımız onu içimizde ararken, bazılarımız uzaklarda arar.&lt;br /&gt;Ama yine de neşenizi ve mutluluğunuzu artırmak için yapabileceğiniz birçok şey bulunmaktadır. &lt;br /&gt;Unutmayın, mutluluk herkes için iyidir, bu nedenle onu önceliğiniz haline getirmekten utanmayın. Fakat mutluluğu bulmak bir yarışma ya da mücadele değildir. Gerçek mutluluk kendi çıtanızı yükseltmektir; kendi çıtanızın yüksekliğini diğerleriyle kıyaslamak değil. Neşe dolu ve mutlu bir yaşam, kişisel olarak yarattığınız bir şeydir, bir tarife uygun olarak hazırladığınız bir şey değil ( Hoggard, 2006 ).&lt;br /&gt;Mutlu ve verimli yaşamanın yedi yolu:&lt;br /&gt;1. Bağımlılıklardan kurtulmak.&lt;br /&gt;2. Şimdi ve burada ilkesini yaşamak.&lt;br /&gt;3. Hayatın akışına uymak.&lt;br /&gt;4. İkiliği/dualiteyi aşmak.&lt;br /&gt;5. Olumlu düşünmek.&lt;br /&gt;6. İletişim kurabilmek.&lt;br /&gt;7. Sevginin gücünü hissetmek. (Özkan,1999)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.BAĞIMLILIKLARDAN KURTULMAK VE ÖZGÜRLÜĞÜ KAZANMAK&lt;br /&gt;Eğer bir insan, bir işi yapmadan duramıyorsa, bir nesneyi almadan rahat edemiyorsa, bir olayı yaşamadan yerinde oturamıyorsa bağımlılığın kucağına düşmüş demektir. Bu kişiyi özgür insan olarak göremeyiz. Ama bu duygularından vazgeçebiliyorsa, vazgeçme gücünü kendinde görebiliyorsa o artık bağımlı değildir. &lt;br /&gt;İstekler doyurulmazsa bağımlılık, negatif duygular üretir. Bir insan mutlu olmak için, illa da başkalarına bağımlı olmak zorunda değildir.&lt;br /&gt;Her bağımlılık mutluluğu azaltır. Bizi başkalarıyla duygusal bir mücadele içine sokar, algılama gücümüzü azaltır. Oysa bu bağımlılıklardan kurtulan insanlar artık ayrıntılarla vakit kaybetmezler daha az alıngan olurlar ve ön yargıların pençesinden kurtulurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ernie E. Zelinski’ye göre mutluluk için;&lt;br /&gt;1. Doyum sağlayacak kadar bir amaç,&lt;br /&gt;2. Geçinebilecek kadar bir iş,&lt;br /&gt;3. Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik,&lt;br /&gt;4. İş ve eğlenceyi sağlayacak kadar bir akıl,&lt;br /&gt;5. Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını sevecek kadar şefkat,&lt;br /&gt;6. Kendini sevecek kadar özsaygı,&lt;br /&gt;7. Muhtaç olanlar verecek kadar iyilik duygusu,&lt;br /&gt;8. Zorluklarla yüzyüze kalacak kadar cesaret,&lt;br /&gt;9. Sorunları çözecek kadar yaratıcılık, &lt;br /&gt;10. Her an gülecek kadar mizah duygusu,&lt;br /&gt;11. İyi bir yarın bekleyecek kadar umut,&lt;br /&gt;12. Hayatı bütün değerleri yaşayacak kadar sağlık,&lt;br /&gt;13. Sahip oldukları için şükran duygusu yeterlidir ( Yolak, 2006 ).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-275635144257425820?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/275635144257425820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=275635144257425820' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/275635144257425820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/275635144257425820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/09/mutlulukhepimizin-pesinde-oldugu-kelime.html' title='Mutluluk....Hepimizin peşinde olduğu kelime'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/Sro45Jl-TsI/AAAAAAAAAdI/Gynt6nuDtm8/s72-c/busraberen_mutluluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1528826180722373474</id><published>2009-03-30T20:47:00.004+02:00</published><updated>2009-03-30T21:24:54.818+02:00</updated><title type='text'>Seçim 2009</title><content type='html'>29 Mart mahalli seçimleri yapıldı.Sonuç olarak seçmen sağduyulu davranıp,vadandaşlık görevini yerine getirdi.Aslında tüm partilere bazı mesajlar verdi.Tabiiki alana !&lt;br /&gt;İktidara yağını denk al!&lt;br /&gt;Muhalefete işinizi yapın,dersinizi daha iyi çalışın gibi !&lt;br /&gt;Ülkemize hayırlı olsun!&lt;br /&gt;Bu arada seçimlerde yaşanan enterasanlıklarda yok değil.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tokat'ın Yeşilyurt ilçesinde DSP adayı ,Sayın Süleyman Sarıca hiç oy alamamış.Acaba kendisi kime oy verdi?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Yine Tokat'ın Pazar ilçesindeki seçimlerde;SP adayı Sayın MUSTAFA AKAR 'ın işi Sayın Süleyman Sarıca'dan daha zor.Çünkü iki oy alan Sayın Mustafa Akar,acaba ikinci oyu kimin verdiğini nasıl çözecek.&lt;br /&gt;Hani Şener Şen'in Züğürt Ağa filmindeki seçim sonuçları gibi....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1528826180722373474?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1528826180722373474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1528826180722373474' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1528826180722373474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1528826180722373474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2009/03/secim-2009.html' title='Seçim 2009'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1857391815331403237</id><published>2008-12-03T11:50:00.001+02:00</published><updated>2008-12-03T11:52:03.154+02:00</updated><title type='text'>'Krizde insanlar seks bile yapmıyor'</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZWuFQrnRI/AAAAAAAAAc4/rN90XTePyd8/s1600-h/cem-boyner-3128_ic.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZWuFQrnRI/AAAAAAAAAc4/rN90XTePyd8/s200/cem-boyner-3128_ic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275499363197230354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, finansal kriz yüzünden tüketicinin kabuğuna çekildiğini belirterek, "İnsanlar alışveriş etmiyor, kahve içmiyor, yemek yeme korkusuyla tuvalete gitmiyor, seks yapmıyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel finansal kriz nedeniyle tüketicinin kabuğuna çekildiğini belirten Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, "İnsanlar alışveriş etmiyor, kahve içmiyor, yemek yeme korkusuyla tuvalete gitmiyor, seks yapmıyor" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Boyner, Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Binbaşgil ile birlikte Management Center Türkiye (MCT) tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Pazarlama Zirvesi’nde, daha 79 gün önce çıkmış olmasına rağmen büyük başarı yakalayan kredi kartı Fish’in öyküsünü anlattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasa savunmaya geçti&lt;br /&gt;Pazarlama Zirvesi’ndeki konuşmasının ardından "Piyasadaki durgunluk ne zaman aşılır" sorumuza Cem Boyner şu yanıtı verdi: "Hükümetin acilen paket açıklaması gerekiyor. Ankara hiç bir şey yapmadığı için piyasa savunmaya geçti. İnsanlar geri çekildi. Harcamalar kısıldı. Firmalar işçi çıkarmaya başladı. Krediler, vadeler kısılıyor. Bir adım atılsa, satın almalar bir anda patlamayacak ama insanlar geri gelecek. Daha çabuk atlatacağız." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;185 günde sokağa indi&lt;br /&gt;79 gün gibi kısa bir sürede 200 bin kullanıcıya ulaşan Fish’in öyküsünü Boyner şu sözlerle anlattı: "Advantage’ı HSBC’ye sattıktan sonra Akbank’la yeni bir proje geliştirirken piyasada tüm kredi kartlarını sahip olduğu taksit, ödül ve mil dışında bir yenilik olsun istedik. Her 10 YTL’lik alışverişe bir çekilişle inanılmaz hediyeler kazanma fırsatı veren sürprizlerle dolu bir kart... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje 185 günde sokağa indi. Kredi kartları antipatiktir. Kimse eve gelen ekstreden hoşlanmaz. Biz pazar değil gönül payı alalım istedik. Sürekli çekilişle kazandıran bir kredi kartı bu. Dünyanın en tatlı kartı bu. Böylesini görmedim. Advantage’ı yaparken iş kolaydı. Öyle bir şey yoktu. Ama şimdi herkeste istemediği kadar kredi kartı var. Fish’in bizim grubun kartı olarak algılanmasından çok korkuyorduk. Şu an Fish’le yapılan alışverişlerin sadece yüzde 22’si bizim grupta gerçekleşiyor." Boyner, Fish’in kriz döneminin şanslı ürünü olduğunu da söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Binbaşgil ise, pek çok kredi kartına göre Fish’in hızlı bir büyüme performansı gösterdiğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umre yerine New York&lt;br /&gt;Cem Boyner Fish’den ödül kazanalarla ilgili şu hikayeyi de aktardı: "Satın aldıkları futbol topu sayesinde New York seyahati kazanan çift, aslında Umre’ye gitmek için para biriktirdiklerini söyledi. ’Fish’den seyahat kazandık ya artık önce New York’a gideceğiz’ dediklerini televizyondan izledim." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fish’den bir daire kazanan başka bir kişiyi ise gerçekten ödül kazandığına ikna etmek epey güç olmuş. Boyner, Akbank’ı defalarca arayan beyefendinin, 9 farklı şubeye giderek gerçekten ödül kazanıp kazanmadığını sorduğunu belirterek, "Bu beyefendi şubelere gidip direkt ’Benim bir daire kazandığım söylendi, doğru mu’ diye sormuyor. Eczaneden prezervatif alırken uydurulan türden bahanelerle ’Bir arkadaşıma böyle bir ödül çıktığı söylenmiş. Acaba doğru mu’ diye soruyor. Neyse ki sonunda inanmış" diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel yarar gözetilmedi finansal kriz çıktı&lt;br /&gt;Pazarlama Zirvesi’nde ’Mavi Okyanus’ stratejisinin kurucularından Chan Kim küresel finansal krizi değerlendirdi. Kim, bankacılıkta Mavi Okyanus açısından hataları şöyle açıkladı: "Mortgage kredileri tahvillere dönüştürülürken bu sadece bir yenilik olarak ele alındı. Ne olduğu düşünülmedi. Oysa ki hiçbir temel yarar getirmiyordu. Riskler bankadan alınarak başka bir finansal kuruluşa aktarıldı. Bu bir Mavi Okyanus değildi, yanlış sonuçlar verdi. Şimdi bir kriz var ve insanlar daha az para harcayacak. Bir kırmızı okyanus oluşacak; işten çıkarılanlar, talep daralması... Hemen bir Mavi Okyanus yaratılmalı." &lt;br /&gt;(Hürriyet)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1857391815331403237?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1857391815331403237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1857391815331403237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1857391815331403237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1857391815331403237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/12/krizde-insanlar-seks-bile-yapmyor.html' title='&apos;Krizde insanlar seks bile yapmıyor&apos;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZWuFQrnRI/AAAAAAAAAc4/rN90XTePyd8/s72-c/cem-boyner-3128_ic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-7074375805117230737</id><published>2008-12-03T11:46:00.003+02:00</published><updated>2008-12-03T11:52:39.513+02:00</updated><title type='text'>İflas erteleme patladı !.....</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZW3rVH-OI/AAAAAAAAAdA/3naM93Qy7Kk/s1600-h/borsa_yabanci78.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 117px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZW3rVH-OI/AAAAAAAAAdA/3naM93Qy7Kk/s200/borsa_yabanci78.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275499528035236066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İflas erteleme patladı &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kriz nedeniyle zorda kalan şirketler, iflas erteleme yolunu   seçiyor. Son üç ayda sadece Bakırköy Ticaret Mahkemeleri'ne başvuran firma sayısı 50'yi buldu. Uzmanlar, bazı firmaların da uygulamayı kötüye kullandığına da dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibel CİNGİ / REFERANS GAZETESİ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ekonomik kriz nedeniyle şirketlerin iflas erteleme başvurularında büyük bir artış yaşanıyor. Bazı şirketler gerçekten zor durumda olduğu için bu yola başvuruyor. Ama bazıları da yasal boşluklardan yararlanarak alacaklılardan kaçmak için iflas ertelemeyi bir kalkan olarak kullanıyor. 2001 krizinden sonra zorda olan firmalara rahat nefes aldırmak amacıyla iflas ertelemenin şartları kolaylaştırılınca zordaki şirketler ile fırsatçılar adeta birbirine karıştı. Hukukçular daha önce hakim takdirinde olan iflas ertelemelerin, 2003'te yapılan yeni bir düzenleme ile takdiri zorunlu hale getirildiğine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki basit şartı olan ve borçları belli bir süre erteleyerek icra takiplerinin önüne geçen iflas erteleme için sadece Bakırköy Ticaret Mahkemesi'ne 2008 yılının son çeyreğinde 50'ye yakın firma başvuruda bulundu. Türkiye genelindeki başvuru sayısı ise 250'nin üzerine çıktı. Şartlar o kadar basit ki hak eden de alıyor, hak etmeyen de diyen hukukçulara göre iflas erteleme son dönemin modası, hatta cennete giden yolun anahtarı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İflas ertelemenin en büyük mağdurları ise alacaklılar ve bankacılar. Bankacılar, Eskiden alacak takibine gittiğimizde karşımıza tabela şirketler çıkardı. Şimdi ise iflas erteleme kararları çıkıyor. İhtiyacı olmayanın bile aldırdığı iflas erteleme kararları bankacılığın en büyük sorunlarından biri haline geldi diyor. Türkiye'nin önde gelen hukukçularından Sümer Altay, bazı kesimlerin iflas ertelemeyi bir rant kapısı haline getirdiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İflas eden şirket için üç yöntem var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de iflas noktasına gelmiş şirketlerin başvuracağı üç yöntem var: Konkordato, yeniden yapılanma ve iflas erteleme. Son dönemde Şahinler Holding ve Profilo gibi zora düşen büyük grupların başvuruları ile gündeme gelen iflas erteleme ise kriz döneminin modası. İflas ertelemenin iki basit şartı var. Birincisi şirketin borca batık durumda olması, diğeri de şirketi ayağa kaldıracak bir projesinin bulunması. Bu iki şartı yerine getiren mahkemelerden iflas ertelemeyi kapıyor. Hem hukukçulara hem de bankacılara göre iflas ertelemeler krizin de etkisi ile son bir yıldır patladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İflas davaları ticaret mahkemelerinde görülüyor. İstanbul'da 14 tane ticaret mahkemesi var. Bunların dördü Kadıköy'de, üçü ise Bakırköy'de. İş dünyasının kalbi olarak görülen İstanbul Avrupa yakasındaki Bakırköy'de yaklaşık 50 iflas erteleme dosyası bulunuyor. Türkiye'deki toplam dosya sayısının ise 250 civarında olduğu belirtiliyor. Ticaret Mahkemelerinin esas defterlerine bakıldığında elektronikten hazırgiyime, kimyadan ipliğe, gıdadan ev tekstiline kadar birçok firmanın iflas erteleme talebinde bulunduğu görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZORDA OLUP DA BAŞVURANLAR &lt;br /&gt;Büyükler nakit darboğazından dolayı istedi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de son dönemde büyük firmaların da iflas erteleme davalarına tanıklık ediyor. Uzmanlar küresel kriz ve Uzakdoğu baskısı ile gerçekten zor durumda olduğu için başvuran firmalara &lt;strong&gt;Şahinler Holding'i &lt;/strong&gt;ve Profilo'yu örnek gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzakdoğulu firmaların acımasız rekabetine daha fazla dayanamayan ve Avrupa pazarında kayba uğrayan Profilo 2007 sonunda bir yıl iflas erteleme istedi. Profilo Telra'nın bankalara 217 milyon YTL, tedarikçilere 62 milyon YTL, işçilerine de 6.8 milyon YTL borcu vardı. Profilo Telra'yı bünyesinde bulunduran Profilo Holding'in CEO'su Göksen Körezlioğlu, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada şirketin aktiflerinin borçları ödeyecek güçte olduğunu belirterek, Tek ihtiyacımız olan şey, zaman demişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir diğer örnek olan Şahinler Holding hakkında ise hakkında da geçen günlerde iflas erteleme kararı verildi. 80 milyon YTL'si bankalara olmak üzere 150 milyon YTL civarında borcu bulunan şirket, 22 Ağustos 2008'de Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iflas erteleme talebinde bulundu. Şirket küresel krizin yarattığı sıkıntı nedeniyle zora düştüğünü mal varlığı olmasına rağmen nakit darboğazında olduğunu açıklamıştı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;FIRSAT BİLİP DE BAŞVURANLAR&lt;br /&gt;Lüks otomobil alıp iflas erteleme istedi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İflas ertelemeden yararlanıp fırsatçılık yapanlar da var. Edinilen bilgiye göre Türkiye'nin büyük illerinden birinde faaliyet gösteren bir şirketin sahibi 300 bin YTL'lik bir lüks araç almak için bayiye gitti. Şirket sahibi aracını da banka kredisi ile aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firma sahibi otomobilinin ilk taksidi olan 8 bin YTL'yi ödedikten 15 gün sonda iflas erteleme başvurusunda bulundu. Alınan iflas erteleme kararıyla da şirket tüm borçlarından bir süreliğine kurtuldu. Ama bu durum banka şube müdürünü işinden etti. Böyle birine nasıl kredi verirsin diyerek banka merkezi şube müdürünü görevden aldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-7074375805117230737?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/7074375805117230737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=7074375805117230737' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7074375805117230737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7074375805117230737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/12/iflas-erteleme-patlad.html' title='İflas erteleme patladı !.....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/STZW3rVH-OI/AAAAAAAAAdA/3naM93Qy7Kk/s72-c/borsa_yabanci78.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5697239241503695994</id><published>2008-10-08T17:09:00.001+02:00</published><updated>2008-10-08T17:11:30.063+02:00</updated><title type='text'>Kamyon üst geçite takıldı(HABER 61)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SOzNerC0LdI/AAAAAAAAAUc/cjdGvuO65tc/s1600-h/kamyon.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SOzNerC0LdI/AAAAAAAAAUc/cjdGvuO65tc/s400/kamyon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254800792068828626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamyon üst geçite takıldı&lt;br /&gt;07 Ekim 2008 / 15:58&lt;br /&gt;Trabzon'da, iki hurda aracı üst üste yükleyerek yola çıkan kamyon sürücüsü, üst geçide takıldı.&lt;br /&gt;Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü'nde, hurdaya çıkmış iki aracı üst üste koyarak Kırıkkale'ye getirmek için yola çıkan İbrahim Karadeniz yönetimindeki 59 YP 866 plakalı kamyon, Gazipaşa Mahallesi'nde bulunan üst geçidin altından geçtiği sırada, yükün yüksek olması nedeniyle üst geçidin altında sıkıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz, 4.60 metre yüksekliğindeki üst geçitten, kendi imkanlarıyla çıkmaya çalışırken de üst geçitte bulunan ve Gazipaşa Mahallesi'ne elektrik veren enerji nakil hatlarının kopmasına neden oldu ve üst geçide zarar verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay yerine gelen trafik ekipleri, trafik güvenliğini tehlikeye sokacak bir şekilde yüksek yük taşıdığı gerekçesiyle, sürücüye 1100 YTL para cezası kesti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEDAŞ ise enerji nakil hatlarına zarar verdiği gerekçesiyle sürücü İbrahim Karadeniz hakkında zararı tanzim etmek için soruşturma açtı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5697239241503695994?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5697239241503695994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5697239241503695994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5697239241503695994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5697239241503695994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/10/kamyon-st-geite-takldhaber-61.html' title='Kamyon üst geçite takıldı(HABER 61)'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SOzNerC0LdI/AAAAAAAAAUc/cjdGvuO65tc/s72-c/kamyon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6498935155709370245</id><published>2008-08-30T14:58:00.002+02:00</published><updated>2008-08-30T15:08:58.106+02:00</updated><title type='text'>KURTULUŞ VE ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SLlGWDsBdKI/AAAAAAAAAUU/byvn3GJfgq8/s1600-h/zafer.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SLlGWDsBdKI/AAAAAAAAAUU/byvn3GJfgq8/s400/zafer.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240296986183300258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tüm Ulusumuzun,30 agustos Kurtuluş ve Zafer Bayramını kutluyor,bu uğurda canlarını veren tüm şehitlerimizin ruhunun şad,mekanlarının cennet olmasını diliyorum.Bu arada,vatan savunmasında kahramanca savaşmış ve savaşan tüm güvenlik mensublarına başarılar diliyor,minnet ve şükranlarımı sunuyorum.Umarım ülkemiz bir daha kurtuluş savaşı yaşamaz,şu an yaşamakta olduğumuz endişeli günleri de cabuk atlatıp,huzura yakın bri zamanda kavuşuruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6498935155709370245?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6498935155709370245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6498935155709370245' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6498935155709370245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6498935155709370245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/08/kurtulu-ve-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun.html' title='KURTULUŞ VE ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SLlGWDsBdKI/AAAAAAAAAUU/byvn3GJfgq8/s72-c/zafer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4592639467757850167</id><published>2008-08-26T17:51:00.000+03:00</published><updated>2008-08-26T17:53:24.793+03:00</updated><title type='text'>BİR DERVİŞTEN NASİHATLER</title><content type='html'>Emanete ihanet etmeyin..&lt;br /&gt;              Halinizden şikayet etmeyin..&lt;br /&gt;              Büyüğünüze emretmeyin.. &lt;br /&gt;              Boş şeylerde israr etmeyin..&lt;br /&gt;              Cahillerle sohbet etmeyin.&lt;br /&gt;              Nefesinizi boşa tüketmeyin..&lt;br /&gt;              İnsanları bekletmeyin. .&lt;br /&gt;              Etrafınızı kirletmeyin.&lt;br /&gt;              Hayatınızı mahvetmeyin. .&lt;br /&gt;              Kimseye minnet etmeyin.&lt;br /&gt;              İnsanları yüzüne karşı methetmeyin. .&lt;br /&gt;              Kimseye küfretmeyin..&lt;br /&gt;              Kötülüge meyil etmeyin..&lt;br /&gt;              Malınızı boşa sarf etmeyin.. &lt;br /&gt;              Sırrınızı açık etmeyin..&lt;br /&gt;              Her şeyi merak etmeyin..&lt;br /&gt;              Suçunuzu inkar etmeyin..&lt;br /&gt;              Şerefinizi kaybetmeyin. .&lt;br /&gt;              Vatanınızı terk etmeyin..&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;              &lt;em&gt;&lt;strong&gt;İyiliğe niyet edin.. &lt;br /&gt;              Büyüklere hürmet edin..&lt;br /&gt;              Sıkıntıya sabredin.&lt;br /&gt;              Aza kanaat edin..&lt;br /&gt;              Sözünüzde sebat edin..&lt;br /&gt;              Bildiğinizle amel edin..&lt;br /&gt;              Hatanızı Kabul edin.. &lt;br /&gt;              Yaramaz ise def edin..&lt;br /&gt;              Varken tasarruf edin..&lt;br /&gt;              Alimlerle sohbet edin..&lt;br /&gt;              Nefsinizle inat edin..&lt;br /&gt;              Sofranıza davet edin..&lt;br /&gt;              Zararlıysa men edin.. &lt;br /&gt;              Seviyorsanız ifade edin..&lt;br /&gt;              Kalpleri fethedin..&lt;br /&gt;              Misafire ikram edin..&lt;br /&gt;              Muhtaca yardım edin..&lt;br /&gt;              Bilseniz de istişare edin..&lt;br /&gt;              Tehlikeye dikkat edin.. &lt;br /&gt;              Hakkı teslim edin..&lt;br /&gt;              Unutacaksanız kaydedin..&lt;br /&gt;              Esirgemeyin lütfedin..&lt;br /&gt;              Gariplere merhamet edin..&lt;br /&gt;              Kazanmaya gayret edin..&lt;br /&gt;              Çalışanı takdir edin.. &lt;br /&gt;              Başarıyı tebrik edin..&lt;br /&gt;              Mazereti Kabul edin..&lt;br /&gt;              Her an tevekkül edin..&lt;br /&gt;              Hastaları ziyaret edin..&lt;br /&gt;              Çocuğunuzu terbiye edin..&lt;br /&gt;              Herkese tebessüm edin.. &lt;br /&gt;              Güvenseniz de kontrol edin..&lt;br /&gt;              İnanmayana ispat edin..&lt;br /&gt;              Fakirleri gözetin..&lt;br /&gt;              Hayır için sarf edin..&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4592639467757850167?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4592639467757850167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4592639467757850167' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4592639467757850167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4592639467757850167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/08/bir-derviten-nasihatler.html' title='BİR DERVİŞTEN NASİHATLER'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5032204069795851131</id><published>2008-08-26T17:50:00.000+03:00</published><updated>2008-08-26T17:51:42.694+03:00</updated><title type='text'>BAŞARININ SIRRI :</title><content type='html'>İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. &lt;br /&gt;Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. &lt;br /&gt;İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. &lt;br /&gt;Birden,  hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. &lt;br /&gt;Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5032204069795851131?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5032204069795851131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5032204069795851131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5032204069795851131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5032204069795851131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/08/baarinin-sirri.html' title='&lt;em&gt;&lt;strong&gt;BAŞARININ SIRRI :&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1784587920648994383</id><published>2008-07-26T16:36:00.000+03:00</published><updated>2008-07-26T16:37:13.196+03:00</updated><title type='text'>my best photos</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://widget-de.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="cy=lt&amp;il=1&amp;channel=360287970207465950&amp;site=widget-de.slide.com" style="width:426px;height:320px" name="flashticker" align="middle"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:426px;text-align:left;"&gt;&lt;a href="http://www.slide.com/pivot?cy=lt&amp;at=un&amp;id=360287970207465950&amp;map=1" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-de.slide.com/p1/360287970207465950/lt_t016_v000_s0un_f00/images/xslide1.gif" border="0" ismap="ismap" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.slide.com/pivot?cy=lt&amp;at=un&amp;id=360287970207465950&amp;map=2" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-de.slide.com/p2/360287970207465950/lt_t016_v000_s0un_f00/images/xslide2.gif" border="0" ismap="ismap" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.slide.com/pivot?cy=lt&amp;at=un&amp;id=360287970207465950&amp;map=F" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-de.slide.com/p4/360287970207465950/lt_t016_v000_s0un_f00/images/xslide42.gif" border="0" ismap="ismap" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1784587920648994383?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1784587920648994383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1784587920648994383' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1784587920648994383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1784587920648994383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/07/my-best-photos.html' title='my best photos'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6566839430469730605</id><published>2008-07-26T16:06:00.000+03:00</published><updated>2008-07-26T16:07:22.963+03:00</updated><title type='text'>VARLIK İÇİNDE YOKLUK YAŞAMAK...</title><content type='html'>GAZETECI VEDAT YENERER'IN YAZISI.....&lt;br /&gt;Petrol yoksa çikartma ruhsati neden vermiyorsunuz?&lt;br /&gt;Degerli okurlar, geçenlerde Türkiye-Suriye sinirinda uydu verilerine göre petrol deniz i oldugu iddiasini yazmistim. Yazi  sonrasinda Silopi de madencilik yapan Besir Yilmaz aradi.  Yazacaklarimi lütfen iyi okuyun!...&lt;br /&gt;Besir Yilmaz telefonda. 'Vedat bey, gelin Silopi' de Cudi eteklerine sizi götüreyim de petrolü kendi gözünüzle görün!..'diyerek feryat ediyordu.&lt;br /&gt;'Nasil yani!..' diye sordugumda anlatmaya basladi..&lt;br /&gt;'Biz aileden madenciyiz.Irak sinirinda yaklasik 300 km ya da bir baska deyisle yaklasik 150 milyon ton asfaltit madeni buldum.. Bu  madeni bir süre resmi olarak islettikten sonra devlet 1978 yilinda kamulastiriyoruz' diyerek el koydu. Rezervin de 50 milyon ton oldugu iddia edildi. Madem asfaltit rezervi az, neden el koyuyorsunuz. Dünyanin neresine giderseniz  gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin altinda petrol vardir.  Silopi'nin alti da petrol deniz idir. Yaz aylarinda etraftaki  ocaklardan resmen petrol akar ve Hezil çayina karisir. Gelin görün!  Sadece petrol degil, burada çok zengin uranyum Ve nikel madeni de&lt;br /&gt;var'&lt;br /&gt;- Nereden biliyorsunuz? 'Türkiye'deki analizlere güvenmedigim için  madenin her tarafindan örnekler alarak Almanya'ya bizzat götürdüm  ve analiz yaptirdim. Raporlari gönderdim size ( Sonuçlar elimde Yatagan ve Tunç bilek'e göre iki misli rakamlar var)&lt;br /&gt;dünyanin en önemli uranyum madenlerinden birisi buradadir ve aktif  haldedir..'&lt;br /&gt;Besir Yilmaz'in anlatacak o kadar çok seyi var ki makineli tüfek  gibi art arda siraliyor.&lt;br /&gt;Ben de zaman zaman araya girip soru soruyorum.&lt;br /&gt;-Petrol oldugunu nereden biliyorsunuz?&lt;br /&gt;'Bu bölgede Ingilizler 1967-87de petrol aramislar. Açilan  kuyulardan gökyüzüne dogru 100 metre kadar petrol fiskirmis.  Ardindan kapatmislar ve betonlamislar. Benim madenimin yaninda da  bu kuyudan var ve vanasini gelin birlikte açalim eger beton ve civa  basip tikamadilarsa bakalim ne kadar petrol fiskiracak. Dönemin  köylüleri arasinda hâlâ yasayan görgü taniklari var ve petrolün 100  metre kadar fiskirdigini görenler var.&lt;br /&gt;'Besir Yilmaz konustukça pür dikkat dinlemeye devam ediyorum..'&lt;br /&gt;Vedat Bey, asfaltit maddesi olan her yerde petrol vardir. Eger  petrol yoksa bana neden petrol çikartma ruhsati vermiyorlar? Musul  ve Kerkük' ün rakimi 80-100 metre civarindadir. Cudi Dagi'ndaki  petrolümüz resmen Irak'a dogru akiyor ve basta Ingilizler ve ABD bunu biliyor..'  Besir Yilmaz bugünlerde Silopi' ye bile zor gider hale gelmis.&lt;br /&gt;Devlet kamulastirilacak diye el koydugu  madeni simdi Turgay Ciner 'in sahibi oldugu&lt;br /&gt;Park Holding'e devretmis. Durum böyle olunca, Yilmaz da dava üstüne  dava açmis ve yürütmeyi durdurma karari aldirmis. Eger tekrar el   konulursa AIHM' YE basvuracakmis.&lt;br /&gt;Kisacasi madeninin pesini birakmiyor ama artik bölgedeki asiret  agalari da onun pesini birakmaz hale getirilmis..Bütün dava tutanaklari elimde okudukça dehsete kapiliyorum. Simdi  siki durun...&lt;br /&gt;Besir Yilmaz Basbakan Tayyib Erdogan' a bu durum üzerine basvurmus   ve  dilekçe vermis dilekçede aynen söyle yaziyor..&lt;br /&gt;'Bürokrasi ve çeteler milletin hak ve hukukunu aramaktan  bezdirmistir. Televizyonda ve basindaki konusmalarinizda 'hortumcu  çetelerin ve bürokrasinin üstüne gidilecektir diyorsunuz'. Millet  buna çok seviniyor. 25 yildir gasp edilen madenimiz çete ve bürokratlarin, anayasa, kanunlar ve insan haklari hiçe sayilarak  ihale yolu ile peskes çekiliyor. Allah'a ve sizin yüksek  adaletinize siginiyorum.' Besir Yilmaz devlet tarafindan el konulan mallarini ve bunun karsiliginda devletin verdigi parayi yaziya  eklemis..&lt;br /&gt;1- 35 km yol yaptim.&lt;br /&gt;2- 500 bin ton hazir çikarilmis kömürüm var.&lt;br /&gt;3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapilmis.&lt;br /&gt;4- Mazot tanklari.&lt;br /&gt;5- Dinamit ambari.&lt;br /&gt;6- Kantar ve kantar binasi.&lt;br /&gt;Resmi olarak bana ait olan ve vergisini ödedigi madenimde Bugüne  kadar yaptigim isler ve halen bulunan demirbas ve çikarilmis maden  içinde 5.800.800 TL. (Buna resmen gasp ve devlet terörü denir!)&lt;br /&gt;Besir Yilmaz Basbakan Erdogan'a yazdigi dilekçede devam ediyor.&lt;br /&gt;'Bu para halen bankada duruyor. Buna ragmen Türkiye Kömür  Isletmeleri ihaleyi adamlarina ve hortumculara peskes çekiyor'&lt;br /&gt;Besir Yilmaz' in bu basvurusuna Basbakan Erdogan bugüne kadar cevap  vermemis.&lt;br /&gt;Besir Yilmaz'dan al ve ABD baglantili sirketlere ver. Uranyum  konusu da bir baska skandal. Güneydogu resmen petrol deniz i  üzerinde ve Türkiye ABD Firmalarinin pesinde 'bize petrol bul' diye  yalvariyor... Iddialar devam ediyor:6 mühendisin kafalari kesildi.&lt;br /&gt;TPIK diye Türkiye Petrolleri'nin kurdugu bir kurum yurt disina  petrol arama islerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar  ediyor.&lt;br /&gt;Besir Yilmaz diyor ki: 'Kimin hain kimin isbirlikçi oldugunu   anlamak çok kolay!&lt;br /&gt;Eger bölgede petrol yok ise neden bana petrol çikartma ruhsati  verilmiyor. Ruhsat verin 800 metreden petrolü çikartmazsam ben bu   ülkeyi terk ederim. MTA yillar önce sondaj yapti 480 metrede su   bulundu ve ardindan delici aletin ucu kirildigi için sondaja son verildi. Herkes bilir sudan sonra petrol gelir. Biz yerli teknoloji   ile 1200 metreye kadar sondaj yapabiliriz kimseye ihtiyacimiz yok.  Izni versinler siz görün petrol nasil   fiskiracak.&lt;br /&gt;' Bu görüsmemizden bir gün sonra Besir Yilmaz tekrar aradi ve  Soma'da görevli bir mühendis ile görüsmemi isteyerek telefon  numarasini verdi. Adini burada yazmak istemiyor. Mühendis ile   görüsmemde daha da çarpici gerçekler çikti ortaya.&lt;br /&gt;Alti ay kadar önce Cudi daglari eteklerinde bulanan 6 insan   iskeletinin ne oldugunu bilip bilmedigimi sordu. Ben de    'bilmiyorum' dedim. Mühendis ekledi&lt;br /&gt;'Bu iskeletler 18 Yil önce Cudi Dagi'nda kaybolan 6 Türk petrol   mühendisinin iskeletleri. Kafalari kesilerek öldürülmüs..' Dondum  kaldim. Ne diyeyim.Kendisi de mühendis oldugu için yalan  söylemiyordur diye düsündüm..Ardindan devam etti..&lt;br /&gt;'Vedat Bey Türkiye maden bakimindan dünyanin en zengin ülkesi. Siz  Ödemis yakinlarindaki Bozdag'in dünyanin en büyük altin rezervi  olan daglarindan biri oldugunu&lt;br /&gt;biliyor musunuz? Ama bu madenleri kimse çikaramaz. Hatta bu konunun  üzerine giden&lt;br /&gt;gazeteciler öldürüldü. Ugur Mumcu ve Çetin Emeç'in öldürülmeden  kisa bir süre önce bu madenler üzerine gittigini biliyorsunuz her  halde...' Ilgiyle dinledim. O kadar çarpici seyler anlatti ki, yazmaya sayfalar yetmez. Iddialarin hepsinin  belgeli oldugunu söyleyen bu mühendis, gazete ve televizyon  kanallarinda hiçbir gazetecinin bu yönde bir haber yapamadigini ve   milletin resmen uyutuldugunu örneklerle anlatti. Besir Yilmaz'a son&lt;br /&gt;sözüm ' Bana anlattiklarinizi Genelkurmay''a anlatiniz mi?' oldu.  Aldigim cevap da aynen söyle.&lt;br /&gt;' Vedat Bey her seyi belgeleriyle birlikte bir kaç kez askeri  büyüklerimize anlattim ama bugüne kadar bir arpa boyu ilerleme  kaydedemedik!'.  Ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin etmis  olanlar utansin!.. Son sözüm: 'AB ve ABD, PKK''yi bosu bosuna  özellikle bu bölgede  güçlendirip milletin basina bela etmedi. Bölgeye gelecek baris  ortami Türkiye''yi   ekonomik olarak uçuracak gelismelere gebedir!..'&lt;br /&gt;Ilgili olacagini düsündügünüz herkese yollayin...önemli!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6566839430469730605?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6566839430469730605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6566839430469730605' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6566839430469730605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6566839430469730605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/07/varlik-iinde-yokluk-yaamak.html' title='VARLIK İÇİNDE YOKLUK YAŞAMAK...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-7888811778509241382</id><published>2008-05-18T13:48:00.001+03:00</published><updated>2008-12-11T12:22:23.790+02:00</updated><title type='text'>Tarih Yazanlara Bir Kez Daha Teşekkürler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAKmAf_CZI/AAAAAAAAATw/BdXO2lwkKfM/s1600-h/uefakupasi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAKmAf_CZI/AAAAAAAAATw/BdXO2lwkKfM/s400/uefakupasi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201669217698384274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tarih Yazanlara Bir Kez Daha Teşekkürler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümsüz kurucumuz Ali Sami Yen’in “Amacımız Türk olmayan takımları yenmektir” şiarıyla yola çıkan Galatasaray, 17 Mayıs 2000 akşamı Türk spor tarihinin en unutulmaz başarısını elde edip UEFA Kupası’nı namağlup olarak kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Galatasaray, böylesi bir başarıya sahip tek Türk takımı olma unvanını tam 8 yıldır koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Mayıs’ın 8. yıldönümü vesilesiyle, şanlı tarihimize unutulmaz bir damga vuran 2000 UEFA Kupası şampiyonluğumuzu andığımız bugün, başta eski başkanımız Faruk Süren olmak üzere dönemin yönetim kurulu üyelerine; Teknik Direktör Fatih Terim'e, bize bu başarıyı getiren futbolcularımıza ve bu şampiyonlukta emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-7888811778509241382?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/7888811778509241382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=7888811778509241382' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7888811778509241382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/7888811778509241382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/tarih-yazanlara-bir-kez-daha-teekkrler.html' title='&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Tarih Yazanlara Bir Kez Daha Teşekkürler&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAKmAf_CZI/AAAAAAAAATw/BdXO2lwkKfM/s72-c/uefakupasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3611677952198295240</id><published>2008-05-11T23:31:00.001+03:00</published><updated>2008-05-11T23:33:28.196+03:00</updated><title type='text'>Anneler Günü Kutlu Olsun</title><content type='html'>Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyor.Allah Tüm Annelere,kendilerine layık evlatlar nasib etsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3611677952198295240?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3611677952198295240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3611677952198295240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3611677952198295240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3611677952198295240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/anneler-gn-kutlu-olsun.html' title='Anneler Günü Kutlu Olsun'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8282607247463880296</id><published>2008-05-11T22:58:00.004+03:00</published><updated>2008-12-11T12:22:24.009+02:00</updated><title type='text'>CİM BOM ŞAMPİYON</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAJXAf_CYI/AAAAAAAAATo/nbWjJuf8qg0/s1600-h/gs2008sampiyonu01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAJXAf_CYI/AAAAAAAAATo/nbWjJuf8qg0/s400/gs2008sampiyonu01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201667860488718722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2007-2008 YILI ŞAMPİYONU GALATASARAYIMIZA TEBRİKLER,ŞAMPİYONLUK HAYIRLI OLSUN.&lt;br /&gt;ŞAMPİYONLUK KUTLAMA GÖRÜNTÜLERİ ÇOK YAKINDA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8282607247463880296?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8282607247463880296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8282607247463880296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8282607247463880296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8282607247463880296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/cim-bom-ampiyon.html' title='CİM BOM ŞAMPİYON'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SDAJXAf_CYI/AAAAAAAAATo/nbWjJuf8qg0/s72-c/gs2008sampiyonu01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6300372362405358905</id><published>2008-05-09T08:52:00.001+03:00</published><updated>2008-12-11T12:22:24.197+02:00</updated><title type='text'>İSPANYA(SPAİN)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPnSjxWbDI/AAAAAAAAATg/QKPR41woAsM/s1600-h/ispanya+bayra%C4%9F%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPnSjxWbDI/AAAAAAAAATg/QKPR41woAsM/s320/ispanya+bayra%C4%9F%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198252700941577266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İSPANYA’NIN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İspanya Krallığı’nın yüzölçümü 505.990 km2dir ve Avrupa kıtasının güneybatısında bulunan İber Yarımadası'nda yer almaktadır. 2006 yılı verilerine göre bu yüzölçümün %34,5'i ekili alan, %15,1'i çayır ya da otlak ve %23,0'ı de ormanlık alanlarla kaplı bulunmaktadır. İber Yarımadası ile Akdeniz'deki Balear Adaları, Afrika'nın kuzeyindeki Ceuta ve Melilla Şehirleri ve Atlantik Okyanusu'ndaki Kanarya Adaları da İspanya Krallığı topraklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya, dağlık bir ülke olup ortalama yüksekliği 600 m. olan dağlarıyla bu konuda Avrupa'da İsviçre'den sonra ikinci sırada yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plato ve yüksek ovaları çevreleyen dağların batı kesimleri hariç yarımadanın beşte ikisinden fazlasını sıradağlar kuşatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarımadanın belli başlı nehirleri doğudan batıya doğru bir yol izleyerek Atlantik Okyanusu'na akar. Ebro nehri, Akdeniz'e dökülür. Denizciliğe elverişli tek nehir olan Guadalquivir ise Sevilla Şehri’nden geçer. İspanya’nın en belirgin özelliklerden biri de ülkede dört mevsimin yaşanıyor olmasıdır. Atlantik Okyanusu'na bakan kısımda kışlar serin, yazlar yumuşak geçerken yağışlar yıl boyunca devam eder, Akdeniz'e bakan kısımda ise kış daha yumuşak, yaz sıcak ve kurak olup yağış oldukça azdır. İç kısımlarda kara iklimi yaşanır, kış aylarının 0 derecenin altında geçmesine karşın yaz mevsimi çok sıcak ve kuraktır, gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı 20 dereceyi bulur. 1200 m.nin üstündeki dağlık kesimlerde de kara iklimi geçerlidir. Kanarya Adaları'nda tropikal bir iklim hakimdir. &lt;br /&gt;Sayfa başı&lt;br /&gt;GENEL BİLGİLER&lt;br /&gt;NÜFUS&lt;br /&gt;Toplam Nüfus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006) 44.708.964&lt;br /&gt;Nüfus Yoğunluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006) 88,4 kişi/km2&lt;br /&gt;Nüfus Artış Oranı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre, &lt;br /&gt;1.1.2005 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre) % 1,4&lt;br /&gt;Kentsel Nüfus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre) % 78,1&lt;br /&gt;Cinsiyet Dağılımına göre nüfus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre) Erkek: % 49,0&lt;br /&gt; Kadın: % 51,0&lt;br /&gt;Büyük Şehirlerdeki Nüfus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( 1.1.2006 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre) Madrid:(Başkent) 3.128,6&lt;br /&gt; Barselona: 1.605,6&lt;br /&gt; Valencia: 805,3&lt;br /&gt; Sevilla: 704,4&lt;br /&gt; Zaragoza: 649,2&lt;br /&gt; Málaga: 560,6&lt;br /&gt; Bilbao: 354,1&lt;br /&gt; Murcia: 417,0&lt;br /&gt; Kanarya Adaları: 377.000&lt;br /&gt; Mayorka: 375,0&lt;br /&gt;Yaş Dağılımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1.1.2006 Yerel Nüfus Sayımı revizyon bilgilerine göre) 0 - 14: % 14,3&lt;br /&gt; 15 - 64: % 69,0&lt;br /&gt; 65+: % 16,7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLLİ GELİR&lt;br /&gt;GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA&lt;br /&gt;Gayri safi yurtiçi hasılanın yapısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Cari fiyatlarla, milyar Euro,2004)&lt;br /&gt; Değer %&lt;br /&gt;Özel tüketim harcamaları 562.952 57,7&lt;br /&gt;Kamu tüketim harcamaları 175,148 17,9&lt;br /&gt;Gayri safi sabit sermaye oluşumu 295,564 30,3&lt;br /&gt;Stok değişimleri 2,798 0,3&lt;br /&gt;Mal ve hizmet ihracatı 254,985 26,1&lt;br /&gt;Mal ve hizmet ithalatı -315.258 -32,3&lt;br /&gt;Gayri safi yurtiçi hasıla(piyasa fiyatlarıyla) 976.189 100,0&lt;br /&gt;Gayri safi Yurtiçi Hasıla'da Reel Büyüme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2000 - 2006 esas alınarak) % 3,9&lt;br /&gt;Kişi başı GSYİH&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cari fiyatlarla (2006, Euro) 22.152&lt;br /&gt;Sayfa başı &lt;br /&gt;SİYASİ YAPI (Haziran 2007)&lt;br /&gt;• Devlet Yönetimi: &lt;br /&gt;Parlamenter Monarşi&lt;br /&gt;• İspanya Devlet Başkanı: &lt;br /&gt;Kral 1. Juan Carlos&lt;br /&gt;• Meclis düzeni: &lt;br /&gt;Meclis 350 milletvekili ve 259 senatörden oluşur. Her dört yılda bir seçim yapılır. Son seçimler 14 Mart 2004'de yapılmıştır.&lt;br /&gt;• Hükümet başkanı: Başbakan &lt;br /&gt;Başbakan José Luis Rodriguez Zapatero (17 Nisan 2004 tarihinden beri)&lt;br /&gt;• İktidar partisi: &lt;br /&gt;14 Mart'ta iktidara gelen Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) 162 Kongre 97 Senato üyeliği), ana muhalefet partisi Halk Partisi (PP) (147 Kongre, 124 Senato üyeliği).&lt;br /&gt;• Devlet topraklarının bölgesel yapısı: &lt;br /&gt;Ülke; kentler, eyaletler ve otonom bölgelere ayrılmıştır. 17 tane otonom bölge mevcuttur. Bugünkü anayasayı 1978'de kabul edilen yasalar oluşturur. Her otonom bölgenin temel kurumsal normları kendi yasalarını oluşturur. Devlet bunları tanımanın yanı sıra kendi asal düzenlemesinin bir parçası olarak da korur.&lt;br /&gt;Sosyal Yapı&lt;br /&gt;• Nüfus yapısı: (1.1.2006) &lt;br /&gt;Nüfusun % 90,7’sı ispanyol ve % 9,3 yabancıdan oluşmaktadır. Toplam yabancı nüfusun çoğunluğunu % 13,6’sı ile faslı, 11,1’i ekvatorlu, % 9,8’i romen, % 6,6’sı ingiliz, %6,4’ü kolombiyalı % 3,6’sı arjantinli ve %3,6’sı almandır.&lt;br /&gt;• Din: (Şubat 2007) &lt;br /&gt;Nüfüsün % 79,1'i Katolik’tir.&lt;br /&gt;• Resmi Dil: &lt;br /&gt;Ülkenin resmi dili İspanyolca’dır.Ülkenin resmi dili İspanyolca’dır. İspanyolca'nın yanı sıra katalan gallego ve bask dilleri konuşulur ki bu diller kendi bölgelerinde resmi dil olarak da kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;Sayfa başı&lt;br /&gt;EKONOMİK YAPI&lt;br /&gt;Ekonomik faaliyet alanları&lt;br /&gt;Sektörel istihdam oranları (2006)&lt;br /&gt;Tarım ve balıkçılık % 4,8&lt;br /&gt;Sanayi (İnşaat dahil) % 29,6&lt;br /&gt;Hizmetler % 65,6&lt;br /&gt;İşsizlik oranı (2003) % 8,5&lt;br /&gt;Fiyatlar (Aralık 2006 - Aralık 2005 farkı)&lt;br /&gt;Sanayi fiyatları % 3,6&lt;br /&gt;Tüketici fiyatları % 2,7&lt;br /&gt;Kamu Borçları (2004) GSYİH' nın&lt;br /&gt;% 1,8’i&lt;br /&gt;Ödemeler dengesi (milyon Euro, 2006)&lt;br /&gt;Ticari denge -80.142&lt;br /&gt;Hizmetler 22.143&lt;br /&gt;Gelir -20.983&lt;br /&gt;Cari Transferler -5.754&lt;br /&gt;Cari hesaplar (g-g) -84.736&lt;br /&gt;Sermaye hesabı (g-g) 6.175&lt;br /&gt;Doğrudan yatırım -55.531&lt;br /&gt;Portföy yatırımı (*) 198.314&lt;br /&gt;Diğer yatırımlar (*) -37.556&lt;br /&gt;Mali Türevler 2.044&lt;br /&gt;İspanyol Merkez Bankası rezervleri -480&lt;br /&gt;Merkez Bankası varlıkları -25.320&lt;br /&gt;..Euro sistemle gelen talepler -12.327&lt;br /&gt;..Diğer net varlıklar -12.993&lt;br /&gt;Mali Hesap (**) 81.471&lt;br /&gt;Net hata ve noksanlar -2.909&lt;br /&gt;(g-g) = gelir-gider&lt;br /&gt;(*) = İspanyol Merkez Bankası olmadan&lt;br /&gt;(**) = borçların(pasiflerin) net değişimi - varlıkların (aktiflerin) net değişimi&lt;br /&gt;Faaliyet alanları itibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) (MİLYON EURO-2006)&lt;br /&gt; Değer %&lt;br /&gt;Tarım ve balıkçılık 27.199 2,8&lt;br /&gt;Enerji 21.152 2,2&lt;br /&gt;Sanayi 130.557 13,4&lt;br /&gt;İnşaat 106.437 10,9&lt;br /&gt;Hizmetler 583.773 59,8&lt;br /&gt;..Pazarlama hizmetleri 457.871 46,9&lt;br /&gt;..Satışa yönelik olmayan hizmetler 125.902 12,9&lt;br /&gt;Ürünlerde net vergi 107.071 11,0&lt;br /&gt;Piyasa fiyatlarıyla GSYİH 976.189 100,0&lt;br /&gt;Başlıca verimli sektörler ve özellikleri&lt;br /&gt;İspanyol tarımın en belirgin özelliği geniş arazilere yayılmış tahıl üretim alanları ve (2006 verilerine göre 6,6 milyon hektar), üzüm ve zeytin başta olmak üzere bu alanlarda ekili bulunan ağaçsı bitkilerdir. Buna rağmen, elde edilen ürünlerin miktarı oranlamasında birinci sırada meyve ve sebze yetiştiriciliği yer almaktadır. Büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği rakamlarına bakıldığında da sırasıyla domuz eti, dana eti ve süt, koyun ve keçi eti ve kümes hayvancılığı üretimi gelmektedir. 2006 senesinde kaydedilen verilere göre Balıkçılık üretimi 1.320.311 metrik tonu bulmaktadır. Bu miktarın 371.966 metrik tonu kültür balıkçılığı üretiminden elde edilmektedir (Bunun % 81,1’i midye üretimidir). &lt;br /&gt;Başta gelen İspanyol sanayi sektörleri arasında gıda, otomobil üretimi, kimyacılık ve metal üretimi sayıla bilinir. Endüstriyel malzemelerin üretimi ve ihracatı yüksek oranlı teknolojik içeriğe sahip sektörlere doğru hızla yönelmektedir. Bunun bir kanıtı olarak, üretim endüstrisi ihracatının yarısından fazlasının orta-yüksek yoğunluklu teknolojiye ait olmasını gösterebiliriz. &lt;br /&gt;2006 yılı sanayi üretim ihracatının % 51,6 ‘sı orta ve ileri teknoloji sektöründe ve 8,5’u ileri teknoloji sektöründe olmuştur. Aynı yıl sanayi ürünleri ihracatı kaydedilen toplam ihracatın %81,5’iydi. Başta gelen ihracat sektörleri arasında tüketim ekipmanları, otomobil, gıda, kimyasal ürünler ve kimyasal olmayan yarı işlenmiş mamuller gelmektedir. &lt;br /&gt;Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya ve istihdama en büyük katkı Hizmet Sektöründen gelmektedir. 2006 yılında İspanya, yabancı turistler tarafından en çok tercih edilen ikinci ülkeydi. 2006’da ülkeye gelen toplam ziyaretçi sayısı 58,5 milyona ulaşmıştır. &lt;br /&gt;İspanyol şirketler ağı büyük ölçüde atomik yapılı işletmelerden oluşmaktadır ve Küçük ve Orta Ölçekli firmaları (KOBİ) durağan bir yapıya sahiptir. 2006 yılı başlarındaki rakamlar itibari ile toplam 3.161.480 KOBİ (0-249 ücretli çalışan eleman) ve 4.139 Büyük İşletme bulunmaktadır. (bu firmalara tarım ve balıkçılıkla iştigal eden işletmeler dahil değildir). Bu şirketlerden % 7,6’sı sanayi alanında, % 14.2’si inşaat, % 26,3’ü ticaret ve % 51,9’u diğer hizmetler alanında faaliyet göstermektedirler. &lt;br /&gt;Kamu sektörünün milli ekonomiye katılımı 1996 senesinde “Kamu Sektörünün Modernizasyonu Programının” kabulüyle kayda değer ölçüde azalmıştır. Gerçekleştirilen sayısız özelleştirme sayesinde zaten bir süredir kopma yolunda ilerleyen Devlet; petrol, doğal gaz, demir çelik, telekomünikasyon, hava ve deniz ulaşımı, elektrik üretimi ve bankacılık sektörlerindeki katılımını sona erdirmiştir. Kamu endüstrisinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla üzerindeki katkısı 1996 senesinde %1,8 iken 2006 senesinde %0,1 olarak kaydedilmiştir. &lt;br /&gt;TİCARİ HİZMETLER VE BANKACILIK PAZARLAMA&lt;br /&gt;TİCARET&lt;br /&gt;Büyük mağazalar ve belirli konularda özelleşmiş hipermarketler İspanyol pazarında paylarını arttırmaya devam etmektedirler. Gıda alanında uzmanlaşmış süpermarketler ise hipermarketlere oranla daha yüksek pazar payına sahip. Hipermarketler bazı spesifik ürünlerin arandığı yerler olarak kalırken süpermarketler şehrin yaşama alanları içindeki dar alanlarda müşteriyle daha yakından ilgilenebilmekte ve bire bir ilişki içerisindeki ticaretin faydalarından istifade etmektedir. Alışveriş merkezleri ise giderek çoğalmaya devam ederek 2006 senesi sonlarında aktif alışveriş merkezlerinin sayısı 463’ü bulmuştur. Bu merkezler bünyesinde brüt 11,3 milyon m2 kiralanabilir alan içermektedir ve geçen sene de insanların boş vakitlerini değerlendirmelerinde önemli bir faktör olmaya devam eden alışveriş merkezleri bu özelliklerinin devam edebilmesini sağlamak amacıyla tesislerinin restorasyonuna yatırım yapmayı ihmal etmediler. &lt;br /&gt;Gıda sektörü dışında hizmet veren ve özellikle mobilya, brikolaj, beyaz eşya ve bilgisayar satışı yapan büyük alışveriş alanlarında bulunan, Franchising sistemiyle çalışan ve 2006 yılı itibariyle sayıları 63.750 ’yi bulan perakende satış yapan işletmelerden 33.750’si küçük ticari işletmeler (bunlardan da 5.652’si gıda ve 5.142’si moda) ve diğer ek hizmetlerden (7.814 video-klüpler) oluşmaktadır. &lt;br /&gt;Geleneksel işletmeler, konserve gıdaların (kuru gıda) etkisiyle self-servis türü işletmelerin karşısında ağırlığını kaybetmektedir. 2006 senesinde kuru gıda satışına geleneksel işletmelerin katılımı % 4,4 iken self-servis türü işletmelerinki %21,2, süpermaketlerinki (400 m2 – 2.500 m2 arasındakiler) %52,0 ve hipermarketlerinki ise (2.500 m2’den büyük olanlar) %22,5 olarak kaydedildi. Taze gıda satışlarında ise (meyve-sebze, et ve balık) geleneksel işletmeler ve bölgesel pazarlar liderliklerini sürdürerek pazar payının %50’sini ellerinde tuttular. &lt;br /&gt;Elektronik ticaret gibi yeni ticaret formülleri gelişimini sürdürmektedir. Elektronik ticareti pazar payı geçen yıla oranla % 110 büyüme göstermiş ve 355 milyon Euro’ya ulaşan faturalandırma olmuştur. &lt;br /&gt;Bankalar&lt;br /&gt;‘Banco de España’ İspanya’nın Merkez Bankasıdır.&lt;br /&gt;İspanya içerisinde yurtiçi şube ağları ve/veya yurtdışı temsilci ofisleri ile faaliyet gösteren başlıca finans kuruluşları sırasıyla Banco Bilbao Vizcaya Argentaria, Santander Central Hispano, Banco Español de Crédito, Banco Popular Español, Banco Sabadell ve Banco Pastor ’dur. &lt;br /&gt;Tasarruf Bankaları olarak yurtdışında da büroları olanlardan başlıca kuruluşlar: La Caixa, Caja Madrid, Bancaja, Caja Galicia, Caja Duero, Caixa Nova, Caja de Ahorros del Mediterraneo ve İspanya Tasarruf Fonu Konfederasyonu’dur. &lt;br /&gt;Ulaşım Altyapısı&lt;br /&gt;• Karayolları &lt;br /&gt;2005 yılında İspanyol karayolu ağı 666.698 km. uzunluğunda olup bunun 538.518 kilometrelik bölümünü şehirlerarası yollar, 128.180 kilometrelik bölümünü de şehir içi yollardan oluşmaktadır. Otobanlar gibi geniş kapasiteli yollar, karayolları ve çift şeritli yolların uzunluğu 13.156 kilometredir. 2005 yılında ülke karayolunu kullanan yolcu sayısı kilometre başına 417.834 milyon kişi, kilometre başına taşınan yük miktarı ise 367.497 milyon tondur. 2005’de karayolu taşımacılığı ülkenin yıllık kapasitesinin %90,0 ını, yük taşımacılığının ise %85,0'ını karşılamıştır. İspanyol Devlet Karayolu ağından (25.415 Km) hafif araçların %49,1’i, ağır taşımacılık araçlarının da % 66,2’si faydalanmıştır. Karayollarına 2005 yılında gerçekleştirilen toplam 8.319 milyon Euro’luk yatırımın % 91,1’i kamu tarafından yapılmış ve geri kalan kısmı ise ücretli otoban olmuştur. &lt;br /&gt;• Demiryolları &lt;br /&gt;2005 yılı verilerine göre İspanyol demiryolu ağı uzunluğu 15.015 kilometredir. Bunun 8,478 kilometresinde elektrikli sistem kullanılmaktadır. Yine aynı yıla ait verilere göre kilometre başına 21.624 milyon yolcu ve 11.641 milyon ton yük taşımıştır. Çalışan Madrid-Sevilla, Antequera uzatması ve Toledo’ya uzanan bir kolu ile ve Madrid-Tarragona olmak üzere iki tane Hızlı Tren Hattı bulunmaktadır. 2005 senesinde Kamu Sektörü demiryollarına 5.456 milyon Euro yatırım yapmıştır. &lt;br /&gt;• Limanlar &lt;br /&gt;2006 yılında kamu işletmesi altında bulunan 46 adet çok amaçlı limandan yapılan deniz taşımacılığının 460 milyon tona ulaşan yük taşımacılığı ve 24,4 milyon yolcu taşımacılığı yapılmıştır. Buna göre bir önceki yıla nazaran, yük taşımacılığında % 4,7 yolcu taşımacılığında ise %5,5’lik bir artış göstermiştir. &lt;br /&gt;2005 yılında ülke içi yük taşımacılığının yaklaşık %9,6’sı(ton/km) denizyoluyla gerçekleşmiştir. 2006 yılında limanlara yapılan yatırımlar 1.089 milyon Euro’ya ulaşarak geçen seneyle kıyaslandığında % 24,0’lık bir artış kaydedilmiştir. &lt;br /&gt;• Havalimanları &lt;br /&gt;Günümüzde İspanya’da ticari trafiğe açık 45 havalimanı bulunmaktadır. 2006 senesinde hava taşımacılığı aracıyla 193,6 milyon kişi seyahat etmiş, toplam 625.872,9 ton ticari yük taşınmıştır. 2005 senesine kıyasla, 2006’de İspanyol havalimanları yolcu trafiğinde %6,8 ticari nitelikli yük trafiğinde de % -0,5 değişim kaydedilmiştir. Havalimanlarının altyapısına ve kamu havacılığına yapılan yatırımlar 1.821,8 milyon Euro tutarında gerçekleşmiştir. &lt;br /&gt;Sayfa başı&lt;br /&gt;PAZARIN DIŞA AÇILIMI VE PAZARA GİRİŞ YAPISI&lt;br /&gt;Pazarın dışa açılım payı&lt;br /&gt;Ticari eşya dağılımı, 2006&lt;br /&gt;GSYİH’ DA Dış Ticaret (İhracat-İthalat) oranı %44,0&lt;br /&gt;GSYİH’ DA İthalat oranı %26,6&lt;br /&gt;Dünya İthalatında, İspanya’nın toplam payı %2,6&lt;br /&gt;Dünya İhracatında, İspanya’nın toplam payı  %1,8&lt;br /&gt;Dış ticaretin yapısı&lt;br /&gt;Dış ticaretin bölgelere göre dağılımı (2006 yılı itibarıyla toplam üzerinden %)&lt;br /&gt;İhracat Rakamları&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İthalat Rakamları&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;*:Euro Bölgesi 2006: Almanya, Avusturya, Belçika, (İspanya), Finlandiya, Fransa,&lt;br /&gt;Yunanistan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz ve Slovenya. &lt;br /&gt;**:2006 AB aday ülkeler: Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan, Türkiye ve Eski &lt;br /&gt;Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya. Bulgaristan ve Romanya 01.01.2007 tarihinden &lt;br /&gt;beri üye ülkeler. &lt;br /&gt;***:Hong Kong hariç ÇinÜlkelere göre dış ticaret (2006 yılı itibarıyla milyon euro olarak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhracat (FOB) Değer 2006-2005&lt;br /&gt;Yılı Farkı&lt;br /&gt;(%)    İthalat (CIF) Değer 2006-2005&lt;br /&gt;Yılı Farkı&lt;br /&gt;(%)&lt;br /&gt; 169.872 9,6   259.599 11,4&lt;br /&gt;Fransa 31.754 6,8  Almanya 36.929 7,5&lt;br /&gt;Almanya 18.486 5,0  Fransa 33.163 1.0&lt;br /&gt;Portekiz 14.972 0,9  İtalya 21.206 6,6&lt;br /&gt;Italya 14.484 11,8  Çin 14.302 22,1&lt;br /&gt;Ingiltere 13.415 3,0  İngiltere 12.754 -3,6&lt;br /&gt;ABD 7.498 17,3  Hollanda 10.355 10,2 &lt;br /&gt;Hollanda 5.546 14,4  Portekiz 8.730 16,22&lt;br /&gt;Belçika 4.958 13,1  ABD 8.476 13,3&lt;br /&gt;Meksika 3.074 16,1  Belçika 7.550 6,3&lt;br /&gt;Türkiye 2.752 2,1  Rusya 7.343 41,5&lt;br /&gt;İsviçre 2.596 1,1  Japonya 5.841 -1,4&lt;br /&gt;Fas 2.562 14,2  Cezayir 4.491 10,1&lt;br /&gt;Yunanistan 1.899 10,5  İrlanda 3.880 10,8&lt;br /&gt;Diğer ülkeler 45.876 16,6  Diğer ülkeler 84.539 19,5&lt;br /&gt;GTIP NUMARALARINA GÖRE DIŞ TİCARET (2006- NUMARALANDIRMA AB STANDARTLARINDA YAPILMIŞTIR)&lt;br /&gt;   Değer  06-05 Farkı (%) &lt;br /&gt;İhracat (FOB)  169.872  9,6 &lt;br /&gt;87. Motorlu kara taşıtları, traktörler…  35.394  6,4 &lt;br /&gt;84. Nükleer reaktörler, kazanlar, makinalar…  13.830  9,1 &lt;br /&gt;85. Elektrikli makina ve cihazlar …  11.918  10,7 &lt;br /&gt;27. Mineral yakıtlar, mineral yağlar  7.894  17,0 &lt;br /&gt;39. Plastikler ve mamulleri...  6.358 10,9 &lt;br /&gt;30. Eczacılık ürünleri..  5.526  10,9 &lt;br /&gt;72. Demir ve çelik.  5.494  19,0 &lt;br /&gt;08. Yenilen meyvalar  4.591  5,6 &lt;br /&gt;89. Gemiler ve suda yüzen taşıt ve araçlar.  4.122  41,9 &lt;br /&gt;73. Demir veya çelikten eşya.  3.800  7,3 &lt;br /&gt;Diğer İhracatlar  70.945  8,4 &lt;br /&gt;   Değer  06-05 Farkı (%) &lt;br /&gt;İthalat (CIF)  259.559  11,4 &lt;br /&gt;27. Mineral yakıtlar, mineral yağlar ...  40.508  23,8 &lt;br /&gt;87.Motorlu kara taşıtları, traktörler…  38.844  6,5 &lt;br /&gt;84 .Nükleer reaktörler, kazanlar, makinalar…  28.191  4,5 &lt;br /&gt;85. Elektrikli makina ve cihazlar …  22.175  15,3 &lt;br /&gt;72. Demir ve çelik...  10.534  25,1 &lt;br /&gt;30. Eczacılık ürünleri...  7.257  5,7 &lt;br /&gt;29.Organik kimyasal ürünler..  6.706  2,8 &lt;br /&gt;90.Optik alet ve cihazlar, ..  5.648  11,4 &lt;br /&gt;62.Örülmemiş giyim eşyası ve aksesuarı  4.946  24,5 &lt;br /&gt;Diğer İthalat  86.519  9,2 &lt;br /&gt;KUR GELİŞİMİ&lt;br /&gt;(Dönemlerin ortalaması) &lt;br /&gt;   2004  2005  2006  2007* &lt;br /&gt;ABD DOLARI/EURO  1,244  1,244  1,256  1.327 &lt;br /&gt;*Ocak-Mayıs &lt;br /&gt;1 Haziran 2007&lt;br /&gt;1 euro=1,344 ABD Doları     &lt;br /&gt;PAZARA ULAŞIM&lt;br /&gt;TİCARET REJİMİ&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Avrupa Birliği'ne üye diğer ülkeler ve bunlarla ticaret yapan topluluk dışı ülkelerden yapılan mal girişinde ithalat izni ve miktar sınırlaması yoktur. Aynı şekilde diğer Avrupa ülkelerine İspanya'dan yapılan ihracat ürünlerinde de miktar sınırlaması ve izin alma zorunluluğu bulunmamaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birlik üyesi olmayan üçüncü ülkelerle gerçekleştirilen tarım ürünleri ithalatında da ne bölgesel ne de milli bir tahdit getirilmeksizin serbest bir ticaret politikası izlenir. Sadece ithal edilecek malın bağlı bulunduğu tarımsal kuruluşun normlarına uygun olup olmadığı konusunda bir teminat olarak (AGRIM) ithalat sertifikası istenir. Genel kurallara istisna olarak bazı tütün çeşitleri ve fildişi ithalatı için izne gerek duyulmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birlik dışı üçüncü ülkelerden yapılacak sanayi ürünleri ithalatında da bazı istisnalar hariç serbest ticaret politikası izlenir. Söz konusu istisnalar arasında, belirlenmiş ülkelerden tespit edilmiş bazı ürünlerin (tekstil ürünleri, konfeksiyon ayakkabı ve  çelikten mamul ürünler) ithalatında miktar kısıtlamaları ve kontrol önlemleri uygulamaları, diğer bazı maddelerin (uyuşturucular, savunma malzemeleri ve çift kullanımlı malzeme ve teknolojileri gibi ) ithalatına konu olan özel izin lisansları sayılabilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birlik dışı ülkelere yapılacak gerek tarım gerekse endüstri ürünlerindeki ihracatta da serbest ticaret politikası bütünüyle izlenir. Uruguay Dolaşım Birliği'nin kurulmasının ardından bazı tarım ürünlerinin ihracatında gerekli olan (AGREX) sertifikasıyla fiyat ve miktar bakımından kontrol altına alınmıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kanarya Adaları'nın ticari ilişkilerini düzenlemesi için özel bir sistem mevcuttur. Belirlenmiş tarımsal ürünler için Topluluk içi yardımları ve aynı ürünler için üçüncü ülkelerden yapılacak ithalatta muafiyet imkanını içermektedir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ceuta ve Melilla, Avrupa Gümrük Birliği'ne dahil değildir. Bu bölgelerin dış ticaretinde ülkenin ticari rejiminden farklı ve geleneksel serbest ticaret esasına dayalı bir ticaret rejimi uygulanmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GÜMRÜK TARİFESİ&lt;br /&gt;Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden yapılan ithalatta gümrük vergisi muafiyeti vardır. Ancak, Birlik üyesi olmayan ülkelerden ithal edilen ürünler için Avrupa Birliği'nin koyduğu gümrük tarifeleri uygulanır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ÜYE OLDUĞU TİCARİ VE EKONOMİK TEŞKİLATLAR&lt;br /&gt;Avrupa Birliği AB&lt;br /&gt;Avrupa Para Birliği UEM&lt;br /&gt;İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı OECD&lt;br /&gt;Dünya Bankası DB&lt;br /&gt;Uluslar arası Para Fonu IMF&lt;br /&gt;Dünya Ticaret Örgütü DTÖ&lt;br /&gt;Ticaret ve Kalkınma Konferansı UNCTAD&lt;br /&gt;Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası EBRD&lt;br /&gt;Afrika Kalkınma Bankası AfDB&lt;br /&gt;Asya Kalkınma Bankası ADB&lt;br /&gt;Interamerikan Kalkınma Bankası IDB&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sayfa başı &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASAL DÜZENLEMELER&lt;br /&gt;VERGİ SİSTEMİ&lt;br /&gt;Üç ayrı katma değer vergisi (KDV) oranı uygulanmaktadır. Genel KDV oranı % 16, düşürülmüş KDV oranı %7, en düşük KDV oranı ise % 4’tür. Bazı işlemler katma değer vergisinden muaf tutulmuştur. Kanarya Adaları, Ceuta ve Melilla’da katma değer vergisi uygulanmamaktadır. Kanarya Adaları’nda % 5 oranında dolaylı genel vergi uygulaması yürürlüktedir. Ceuta ve Melilla’da ise üretim, hizmetler ve ithalatta, Kanarya Adaları’nda geçerli olan standart verginin benzeri uygulanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler için vergi yükümlülüğü net gelir üzerinden % 32,5 oranındadır ve 1.1.2008 tarihinden itibaren bu oran % 30 olacaktır. Bunun haricinde bazı özel vergi oranları da mevcuttur. Devlet reel yatırım fonlarında % 1, belirli kooperatiflerde % 20 ve hidrokarbon arama ve çıkarma çalışmaları yapan kurumlar için bu oran % 37,5 (1.1.2008 tarihinden itibaren % 35 olacaktır) olarak tespit edilmiştir &lt;br /&gt;MARKALARIN VE PATENTLERİN KORUNMASI&lt;br /&gt;İspanya, Dünya Bireysel Mülkiyetler Organizasyonu (WIPO www.wipo.int )’nun oluşturduğu Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına ilişkin Paris Sözleşmesi’ne taraftar olmuştur. Ayrıca İspanya, Avrupa patentlerini konu alan Münih Sözleşmesi’ni ve Patent İşbirliği Anlaşması’nı (PCT), markalar konusunda da Madrid Yönetmeliği’ni imzalamış ülkeler arasındadır.Avrupa patentleri için başvurular İspanyol Patentler ve Markalar Bürosu’na da (www.oepm.es ) yapılabilse de işlemlerin takibi ve patentin onaylanması Genel Merkezi Münih’te yerleşik olan Avrupa Patent Ofisi’nce tamamlanacaktır. &lt;br /&gt;Avrupa Topluluğu kapsamındaki ülkelerdeki markaların denetimini konu alan iç piyasanın uyum ve ahengini sağlayan Ofis (OHIM www.oami.europea.eu )merkezi İspanya’nın Alicante şehrindedir. &lt;br /&gt;ÜRÜNLERİN STANDARDİZASYONU VE BELGELENDİRİLMESİ&lt;br /&gt;Bazı ürünler menşeine bakılmaksızın Avrupa Birliği’nin getirdiği zorunluluklar sebebiyle birtakım mevzuatlarla sınırlandırılmıştır. Diğer taraftan bütün birlik ülkeleri için özellikle haklı rekabeti destekleyici çeşitli garanti sistemleri getirmek gibi yine topluluğun koyduğu birtakım teknik zorunluluklar söz konusudur. İSO kalite normları 9000 serisi kaliteyi garantileyen ve rekabet faktörünü ön plana çıkaran bir uygulamadır. Çevre üzerine İSO 14000 serisi ve OHSAS 18001 teknik özelliklerine göre iş kazalarını önleme sertifikası da her geçen gün daha önem kazanmışlardır. &lt;br /&gt;İspanya Hükümeti tarafından görevlendirilmiş resmi bir kurum olan İspanya Standardizasyon ve Belgelendirme Teşkilatı (AENOR www.aenor.es ), standardizasyon ve sertifikalama faaliyetlerini geliştirmek için çalışmaktadır. Belgelendirme ile ilgili olarak Milli Akreditasyon Kuruluşu (ENAC www.enac.es ) tarafından sektör bazında onaylanmış başka organizasyonlar da mevcuttur. &lt;br /&gt;KARAYOLLARI TAŞIMACILIĞI&lt;br /&gt;Karayolu taşımacılığıyla ilgili bütün uluslararası anlaşmalar CMR, TIR, ADR ve ATP ülke iç tüzüğüne dahil edilmiştir. Avrupa Birliği dahilindeki karayolu yük taşımacılığı konusu 26 Mart 1992’den bu yana CEE 881/92 sayılı yönetmelik kapsamındadır. İspanya ile üçüncü ülkeler kapsamındaki ülkelerin her biri ile değişik ikili sözleşmeler mevcuttur.(www.fomento.es) &lt;br /&gt;Sayfa başı&lt;br /&gt;PRATİK BİLGİLER&lt;br /&gt;PARA BİRİMİ&lt;br /&gt;Euro resmi para birimidir ve 100 cent’lere ayrılmıştır. 5, 10, 20, 50, 100, 200 ve 500’lük olarak banknot halinde ve 1, 2, 5, 10, 20 ve 50’lik cent ile 1 ve 2 Euro’luk metal para olarak İspanya dahil bütün Euro Bölgesi ülkelerinde geçerlidir. &lt;br /&gt;SAAT UYGULAMASI&lt;br /&gt;İspanya, Ekim ayı sonundan Mart sonuna kadar GMT’den bir saat ileridir. Yılın geri kalanında GMT’den iki saat ileridir. Kanarya Adaları ise tüm yıl boyunca, İspanya’dan bir saat geridedir. &lt;br /&gt;ÇALIŞMA SAATLERİ&lt;br /&gt;• BANKALAR &lt;br /&gt;Pazartesi-Cuma sabah 8.30 ile 14.00 arası, Cumartesi günleri 8.30-13.00 arası açıktır. Bankalar, 1 Nisan ile 30 Eylül tarihleri arasında Cumartesi günleri kapalıdır. &lt;br /&gt;• RESMİ DAİRELER &lt;br /&gt;Pazartesi-Cuma günleri ve 08.00-15.00 arası çalışma saatleridir. &lt;br /&gt;• İŞYERLERİ &lt;br /&gt;Bütün İspanya’da dükkanların asgari açık oldukları süre Pazartesi’den Cumartesi’ye kadar 10.00-13.30 arası ve 17.00’den 20.30-21.00 saatleri arasındadır. Büyük mağazalarda, süpermarketlerde ve hipermarketlerde öğle tatili uygulaması yoktur ve daha geç saatlere kadar hizmet verilmektedir. Rekabet esaslarını göz önüne alınarak her otonom bölge, işyerlerine yılda en az 8 kez tatillerde veya pazar günleri açık kalma izni vermektedir. &lt;br /&gt;TATİL GÜNLERİ&lt;br /&gt;YILLIK TATİLLER:&lt;br /&gt;Yılda 30 gün tatil yapmak her çalışanın yasal hakkıdır, bu tatiller genelde Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında, çoğunlukla da Ağustos ayında gerçekleştirilir. &lt;br /&gt;RESMİ TATİL GÜNLERİ:&lt;br /&gt;Pazar günleri iş günü değildir. Hükümet’in, Otonom yönetimlerin ve Belediye’lerin Pazar günlerine ilave olarak onayladıkları yıllık tatil günlerinin sayısı 14’tür. &lt;br /&gt;2007 yılında tüm ülkenin uyguladığı tatil günleri şunlardır: 1 Ocak (Yeni Yılın ilk günü), 6 Nisan (Kutsal Cuma), 1Mayıs İşçi Bayramı, 25 Mart (Kutsal Cuma), 15 Ağustos (Asuncion de la Virgen) 12 Ekim (İspanya’nın Milli Bayramı), 1 Kasım (Bütün Azizlerin günü), 6 Aralık (Anayasanın Kabulu), 8 Aralık (İffet günü) ve 25 Aralık (Hz.İsa’nın Doğumu) &lt;br /&gt;ÜLKEYE GİRİŞ FORMALİTELERİ&lt;br /&gt;Avrupa Birliği ülkeleri, Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve İsviçre vatandaşları için pasaport ya da ulusal kimlik kartı yeterlidir. Diğer ülke vatandaşlarından istenilenler: yasal geçerlilik taşıyan bir pasaport, bulundukları bölgeye göre ilgili olan İspanya’nın Büyükelçilik veya Konsolosluk’ larından alınmış geçici giriş veya oturma vizelerinin olması gereklidir. Vize uygulamasının olmadığı ülke vatandaşları için 90 günü aşmamak ve çalışmamak kaydıyla ülkeye giriş hakkı sınırda kontrolleri yapılmak kaydıyla mevcuttur. Geçici kalış vizesi (Schengen Vizesi) yeni bir vizeye gereksinim duyulmaksızın Almanya, Avusturya, Belçika,Danimarka, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İzlanda, Norveç, İsveç, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz ve İsveç’e giriş hakkını sağlar, aynı şekilde bu ülkelerin herhangi birinden alınan vizeyle de İspanya’ya giriş hakkı doğar. &lt;br /&gt;İş veya ticari vize için gerekli evraklar: &lt;br /&gt;• En az altı ay geçerlilik süresi olan pasaport. &lt;br /&gt;• Pasaportun numarası, vizeler, damgalar ve şahsi bilgilerin bulunduğu sayfaların fotokopisi. &lt;br /&gt;• Eski pasaportun fotokopisi. &lt;br /&gt;• Nüfus cüzdanı fotokopisi. &lt;br /&gt;• Vize başvuru formu &lt;br /&gt;• Bir resim (Yeni çektirilmiş olmalıdır. Renkli fotokopi kabul edilmez). &lt;br /&gt;• Seyahat dönemini kapsayan seyahat sigortası. &lt;br /&gt;• Şirketin antetli kağıdına vize başvuru dilekçesi. &lt;br /&gt;• Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan İşe Giriş Bildirgesi (fotokopi işyerinden onaylı olmalıdır) &lt;br /&gt;• 'Sosyal Sigortalar Kurumu Dört Aylık Sigorta Pirimleri Bildirgesi' veya Emekli Sandığı’ndan benzer belge, &lt;br /&gt;• İspanyol Şirket tarafından, seyahat edecek kişi veya kişilere hitaben yazılmış, seyahatin amacını ve tarihlerini bildiren faks (aynı fax İspanyol şirket tarafından Büyükelçiliğimize de iletilmelidir). &lt;br /&gt;• Son üç ayın maaş bordrosu. &lt;br /&gt;• Şirketin Vergi Levhası’nın Noter tasdikli fotokopisi. &lt;br /&gt;• Şirketin Ticaret Odası Kayıt Belgesi. &lt;br /&gt;• Şirketin İmza Sirküleri’nin Noter tasdikli fotokopisi. &lt;br /&gt;• Ticaret Sicil Gazetesi Fotokopisi. &lt;br /&gt;• Uçak ve Otel rezervasyonu teyidi &lt;br /&gt;• Vize için başvuran şahsın seyahat edeceği ülkedeki masraflarını karşılayabileceğini gösteren belgeler(maaş bordrosu, banka hesap cüzdanı, mülkiyet tapuları, kredi kartlarının orijinalleri ve fotokopileri). &lt;br /&gt;• Vize başvurusunun bir grup için yapılması durumunda, grubu oluşturan şahısların isim ve pasaport numaralarının olduğu liste. &lt;br /&gt;• Pasaportlarında başka Schengen vizesi bulunan şahısların vize başvuruları üçüncü şahıslar tarafından yapılabilmektedir. Pasaportlarında Schengen vizesi bulunmayan şahıslar başvurularını bizzat yapacaklar ve pasaportlarını bizzat teslim alacaklardır &lt;br /&gt;DİKKAT:evraklarin eksiksiz ve iki nüsha halinde (vize başvuru formu dişinda) hazirlanmasi ve her bir nüshanin ayri bir dosyada toplanarak iki takim şeklinde teslim edilmesi gerekmektedir. &lt;br /&gt;ÖNEMLİ NOTLAR: &lt;br /&gt;• Vize Başvurularının, öngörülen seyahat tarihinden EN AZ BİR HAFTA ÖNCE yapılması gerekmektedir. Yabancılar için bu süre ÜÇ HAFTADIR &lt;br /&gt;• Bir grup seyahati söz konusu olduğu takdirde, vize başvurularının öngörülen seyahat tarihinden EN AZ ONBEŞ GÜN ÖNCE yapılması gerekmektedir. &lt;br /&gt;• Yukarıda belirilen evrakların tamamının ibrazı, gerekli vizenin verileceği anlamına gelmemektedir. &lt;br /&gt;• Gerekli görüldüğü takdirde, yukarıdaki listede yer almayan (ikametgah ilmuhabiri vs. gibi) başka evraklar da talep edilebilir. &lt;br /&gt;İstanbul Başkonsolosluğuna bağlı iller&lt;br /&gt;Antalya - Artvin – Aydin – Balikesir – Bartin – Bilecik – Bolu – Burdur – Bursa – Çanakkale – Denizli – Edirne – Giresun – İstanbul – Isparta – İzmir – Karabük – Kastamonu – Kirklareli – Kocaeli – Manisa – Muğla – Ordu – Rize – Sakarya – Samsun – Sinop – Trabzon – Tekirdağ – Yalova Ve Zonguldak. &lt;br /&gt;Diğer iller Ankara konsolosluğuna bağlıdır&lt;br /&gt;Ankara    İstanbul&lt;br /&gt;İspanya Büyükelçiliği İstanbul Başkonsolosluğu &lt;br /&gt;Abdullah Cevdet Sokak No.8 Karanfil Aralığı Sokağı No.16 &lt;br /&gt;Çankaya Ankara 1.Levent 80620 Beşiktaş İstanbul &lt;br /&gt;Tel: 0312.4402169&lt;br /&gt;Tel: 0312.4401796&lt;br /&gt;Tel: 0312.4380392&lt;br /&gt;Tel: 0312.4415992  Tel: 0212.2707410&lt;br /&gt;Tel: 0212.2707414&lt;br /&gt;Tel: 0212.2702465  &lt;br /&gt;Faks: 0312.4403327 Faks: 0212.2707484 &lt;br /&gt;Vize Bölümü Çalışma Saatleri:&lt;br /&gt;Pazartesi-Cuma arası:09.30-12.00&lt;br /&gt;saatleri arası .   &lt;br /&gt;Vize bölümü çalışma saatleri:&lt;br /&gt;• Başvuru formu almak, bilgi danışmak ve randevu almak için &lt;br /&gt;Pazartesi-Cuma günleri arası: 09.30-15.00 arası&lt;br /&gt;• Başvuru formlarını vermek için &lt;br /&gt;Verilen randevu günü 09.00-.09.30 arası&lt;br /&gt;• Vizeyle birlikte pasaportu almak için &lt;br /&gt;Pazartesi - Cuma günleri arası 12.30-12.45 arası.&lt;br /&gt;İspanya'dan ulaşım&lt;br /&gt;• Havayolu ile: &lt;br /&gt;2006 yılında havayolu ulaşımı İspanya’da mevcut olan 45 havalimanında, 41’unda uluslararası yolcu trafiği, 34 havalimanında ise yük taşımacılığı gerçekleştirilmiştir. Yolcu trafiğinin en yoğun olduğu havalimanları Madrid-Barajas havalimanı başta olmak üzere, Palma de Mallorca, Barcelona, Málaga, Alicante, Güney Tenerife ve Büyük Kanarya Adaları’dır. Kargo yük taşımacılığında ise Madrid-Barajas, Barcelona, Vitoria, Büyük Kanarya ve Kuzey Tenerife havalimanları yoğundur. &lt;br /&gt;• Denizyolu ile: &lt;br /&gt;Coğrafi konumu nedeniyle, ülkeyi çevreleyen 4,872 km.lik sahil şeridinde geliştirilmiş liman sistemiyle her yöne deniz hatları mevcuttur . 2006 yılında denizyolu yük taşımacılığında önde gelen limanlar Bahía de Algeciras, Barcelona, Valencia, Bilbao ve Tarragona’dır. &lt;br /&gt;• Karayolu ve Demiryolu ile: &lt;br /&gt;Karayollarında diğer komşu ülkelere birçok sınır kapıları sayesinde devamlı trafiğin akışı gerçekleştirilmektedir. Demiryolu taşımacılığı Portekiz-İspanya arasında dört ayrı sınır kapısından, Avrupa kıtasının geri kalanıyla Irun ve Portbou bağlantılarıyla gerçekleştirilmektedir. &lt;br /&gt;Sağlıkla ilgili önemler&lt;br /&gt;Yoktur.&lt;br /&gt;Elektrik akımı&lt;br /&gt;220 V, tek fazlı, 380 V, üçlü fazlı Frekans: 50Hz.&lt;br /&gt;Web sitemizdeki ADRESLER kısmından İspanya’daki önemli adreslere ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;Sayfa başı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6300372362405358905?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6300372362405358905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6300372362405358905' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6300372362405358905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6300372362405358905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/ispanyaspain.html' title='İSPANYA(SPAİN)'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPnSjxWbDI/AAAAAAAAATg/QKPR41woAsM/s72-c/ispanya+bayra%C4%9F%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8473303542882341270</id><published>2008-05-09T08:48:00.002+03:00</published><updated>2008-12-11T12:22:24.393+02:00</updated><title type='text'>SAGLIK ICIN: ZEYTINYAGI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPmaTxWbCI/AAAAAAAAATY/I8LJxM-YE2A/s1600-h/120px-Italian_olive_oil_2007.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPmaTxWbCI/AAAAAAAAATY/I8LJxM-YE2A/s320/120px-Italian_olive_oil_2007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198251734573935650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugun dunyanin en onemli kanser ilaci kopek baligi kikirdagidir. Kopekbaligindan cikan sgualene adli madde sizma zeytinyaginda bol miktarda bulunur Gunde 100 cl . zeytinyagi tuketimiyle kopekbaligi kikirdagindan alinacak kadar sgualene alinir. Zeytinyagi kanser riskini % 50'ye yakin azaltmaktadir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi hucreleri korur. Zeytinyaginin icinde bulunan Oleiprine adli madde sayesinde hucreler yenilerek kansere karsi hucreleri korur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi uretim asamasinda isiyla temas etmemesi gerekiyor. Bu nedenle sagliklisi Riveriya degil, Sizma olanidir. Aslinda en dogrusu, kokusuna alisip mumkun oldugunca az veya hic rafine edilmemisi kullanmaktir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytin agacinin dallari, yapraklari ve recinesi oldugu kadar, yagida yillardir ilaclarin bilesimlerinde yer alan dogal maddelerden birisidir, dogal bir ilactir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;DERI TAHRISLERINE KARSI ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yiyecegin yanisira merhem olarak da kullanilan zeytinyagi; tahrisin neden oldugu aci ile yanmayi giderici ve yumusatici ozellikleri olan losyondur da. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi, derinin folikullerine penetre olabildigi icin, gerek internal gerekse eksternal dokularin yara veya iritasyonunda ve enfeksiyonlara karsi faydalidir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SINDIRIM ICIN ZEYTINYAGI &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sindirim sistemini etkiler; ister soguk olsun, ister sicak olsun zeytinyagi mideyi cepecevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asitini azaltir. Yemek oncesi veya sonrasi alinan bir kasik zeytinyagi, mide zarini ortup alkolun islemesini onleyecegi gibi, karisik ickilerin yol actigi sarhoslugu da azaltir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gastrit ve ulsere karsi korumada etkin yardim saglar. Hazmi en kolay olan zeytinyagi besinlerin bagirsaklar tarafindan cok daha iyi emilmesini saglayarak bagirsaklarin calismasini duzenler. &lt;br /&gt;Isitilmis olsun yada olmasin zeytinyagi gastrik asiditeyi azaltabilmektedir. Tahris giderici etkileri ulsere karsi koruma saglar. Bagirsaklardan yiyecek gecisini kolaylastirmak suretiyle konstipasyona engel olur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SAFRA KESESI SAGLIGI ICIN ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi safra kesesinin kontraksiyonlarini (kasilma) ve safra salgilanmasini uyararak safra tasi olusum riskini azaltir, hazmi kolaylastirir. Dalakta tas olusumunu onler. Sariliga ve karaciger sancilarina iyi gelir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oruc tutanlar, sahurda bir corba kasigi zeytinyagi icerse safra kesesi ve barsaklari rahatlatacaktir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;BAGSURA KARSI ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sabah kahvaltidan once alinan 1 veya 2 corba kasigi zeytinyagi -basit kronik kabizliga - iyi gelir (daha iyi netice icin suyla karistirilabilir). Basur sikayetlerini giderir; sicak olarak icilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Anne sutunde de bulunan E vitamini ve oleik asit icerigi ile zeytinyagi, normal kemik gelisimine katkida bulunur. Anne karninda ve dogumdan sonra bebegin beyninin oldugu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelisimini de desteklediginden, gebe ve emziren annelere ozellikle yararlidir. &lt;br /&gt;Zeytinyagi yaslanmanin, hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonlari uzerinde ki etkilerini geciktirmektedir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;YUKSEK TANSIYONA KARSI ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yuksek tansiyonu dusurur; yapraklari ve dallarindan cay yapilir. Taze yada kuru zeytin yapragini 300 gr. suda 15 dakika kaynatip, suzdukten sonra seker ilave edrek 15 gun boyunca her sabah aksam sicak icmek faydalidir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;KAN SEKERI ICIN ZEYTINYAGI &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kan sekeri seviyesinin dusmesine yardim eder.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Agri, romatizma, burkulma ve adale incelmelerinde; zeytinyagi surulur veya 200 gr taze cicek ve yaprak, 100 gr sari papatya ile 1 kg zeytinyagini arada sirada karistirarak iki saat 'benmari' icinde kaynattiktan sonra icindekileri suzup agri veren yerler ovulur.   Kapali yaniklarda zeytinyagi surulerek kullanilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;KOLESTROL ICIN ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kotu kolesterol LDL'yi azaltirken, iyi kolesterol HDL'yi artirir.(Yuksek LDL kolesterolu seviyesine bagli olarak yukselen kolesterol seviyesinin aterosklerotik kalp hastaliginda nedensel rol oynadigi kuskusuzdur.Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastaligi vakalarindaki dususun total veya LDL kolesteroldeki dusus ile beraber oldugunu gostermektedir.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Diyetle alinan doymus yag asitlerinin (DYA) total kolesterol seviyesini yukseltettigi iyi bilinmektedir. DYA ile tetiklenen kolesterol yuksekligi cogunlukla LDL kolesterolundeki yukseklige baglidir. DYA ve hayvansal yagdan zengin diyetler HDL kolesterolu ve apo A-1 de de yukselmeye yol acar. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;LIPID DUSURMEK ICIN ZEYTINYAGI &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi saglikli lipid dusurucu diyete yararli katkida bulunur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kalp dostu;zeytinyagi hayvansal yaglarin tersine kandaki kolesterol miktarini ve dolayisiyla kalp krizi riskini azaltir. Kan plateletlerinin toplanmasina engel olarak kan pihtilasmasi riskini de yok eder. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;BEBEKLER VE COCUKLAR ICIN ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Icerdigi linoleik asit yuzdesi nedeniyle anne sutune benzeyen zeytinyagi, inek sutune katildiginda anne sutune yakin deger elde edilir. Sutu kesilen anneler yagsiz inek sutune biraz zeytinyagi katip bebege verilebilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gunde birkac damla zeytinyagi bebegin gelisimine buyuk katki saglar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Icerdigi E, A, K vitaminleri ile her yastaki cocugun gerekli ihtiyacina yanit verir. Bu vitaminler kemiklerin dogal gelisimine ve minerallesmeye yardimci olup, guclenmesini hizlandirir. Her yastaki insan icin yararlidir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bobreklerin islahinda, taslari dusurmede, bagirsak kurtlarini dusurmede, karin agrisinda sicak su ile icilmesi iyi gelir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cocuklari rasitizmden korur. Siyatik, mafsal agrilarina iyi gelir; zeytinyagi tortusu surulur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;AGIZ SAGLIGI ICIN ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Agizda calkalandiginda ,dislerin beyaz olmasini saglar,dis etlerini korur, dis curumelerini onler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zeytinyagi saglik ve guzellik kaynagidir. Cilde ve saclara cok faydalidir. Cildi besler, korur ve yumusatir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SACLARI DOKULENLERE ZEYTINYAGI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Saclari dokulenlere; 1 yumurta sarisi ve zeytinyagi karisimini sac diplerine surerek 1 saat bekletilip daha sonra yikanmasi, arada bir tekrarlanmasi gerekir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALP HASTALIKLARI VE ZEYTINYAGI &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Akdeniz mutfaginda yemeklerin hemen hepsinin zeytinyagi ile pistigi anlarda, batililar zeytinyagiyla genellikle restoranlarda tanisiyordu. 1970' lerde yapilan bir arastirma sayesinde zeytinyagi onem kazandi. Arastirma, batililar arasinda kalp hastaligina en az yakalananlarin Akdenizliler oldugunu ortaya cikarmisti. Akdenizliler' in bol miktarda tukettigi zeytinyaginin bunda bir payi oldugu dusunuldu. Genclik ve ergenligin vucudun daha cok kaliteli gidaya ihtiyac duydugu donem olmasi ve zeytinyagi kullaniminin burada iyi bir tercih gorulmesi, yaslilikta ise kalsiyum kaybini onleyerek kemik erimesine engel olmasi, Akdeniz mutfaginda yemeklerin hemen hepsinin zeytinyagi ile pistigi anlarda, batililar zeytinyagiyla genellikle restoranlarda tanisiyordu. 1970' lerde yapilan bir arastirma sayesinde zeytinyagi onem kazandi. Arastirma, batililar arasinda kalp hastaligina en az yakalananlarin Akdenizliler oldugunu ortaya cikarmisti. Akdenizliler' in bol miktarda tukettigi zeytinyaginin bunda bir payi oldugu dusunuldu. Genclik ve ergenligin vucudun daha cok kaliteli gidaya ihtiyac duydugu donem olmasi ve zeytinyagi kullaniminin burada iyi bir tercih gorulmesi, yaslilikta ise kalsiyum kaybini onleyerek kemik erimesine engel olmasi, hamilelikte, icinde bulunan yag asitleri hucre ve sinir sisteminin olusturulmasinda onemli bir etken teskil etmesi, damar sertliginin onlenmesine yardimci olan "iyi yag" orani ve antioksidanlar acisindan zengin bulunmasi zeytinyagi kullanimini arttirdi. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Boylelikle; 1980' lerden sonra, bati ulkelerinin zeytinyagi tuketiminde cok buyuk bir talep patlamasi oldu. Tuketiciler artik bilincli beslenmeyle onem vermekte, katki maddesi katki maddesi icermeyen dogal urunleri tercih etmekteydiler. Insanlar "daha dogal" besin kullanimini kesfettikce, zeytinyagi da bundan payina duseni aldi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8473303542882341270?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8473303542882341270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8473303542882341270' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8473303542882341270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8473303542882341270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/saglik-icin-zeytinyagi.html' title='SAGLIK ICIN: ZEYTINYAGI'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/SCPmaTxWbCI/AAAAAAAAATY/I8LJxM-YE2A/s72-c/120px-Italian_olive_oil_2007.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2171946001160940907</id><published>2008-05-01T20:14:00.001+03:00</published><updated>2008-05-02T00:30:51.685+03:00</updated><title type='text'>SARI KIZ MESELESİ</title><content type='html'>Yaşlı bir çiftçi trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle, mahkemede savunma yapmaktaydı.&lt;br /&gt;Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&gt; -Kaza yerine gelen polis ekibine 'İyiyim' demediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftçi ifadesine başladı:&lt;br /&gt;&gt; -Traktörümün arkasında besili ineğim sarıkız ile birlikte giderken, bu nakliye şirketinin kamyonu......&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Avukat sözünü kesti;&lt;br /&gt;&gt; -Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruya cevap verin:&lt;br /&gt; Kaza yerine gelen polis ekibine 'İyiyim' Dediniz mi? Demediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; -Şimdi efendim, biz sarıkız ile birlikte giderken........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hâkime dönerek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; -Efendim, Bu adam kaza yerine gelen polis ekibine, kendisine durumunu sorduğu zaman &lt;br /&gt;    'Çok iyiyim' demişti.  Şimdi aradan 3–4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek,&lt;br /&gt;     müvekkilimi dava ediyor.  Lütfen kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusundaki&lt;br /&gt;     soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Hâkim:&lt;br /&gt;&gt; -Bir dakika. Önce şu sarıkız hikâyesini duymak istiyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çiftçi hâkime teşekkür edip, ifadesini sürdürür:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; -Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, sarıkız başka bir&lt;br /&gt;                                                                                                              hendeğe savrulduk.&lt;br /&gt;    Sersemlemiş bir halde yatarken, diğer taraftan sarıkızın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum.&lt;br /&gt;                                                                                                        Belli ki, çok acı çekiyordu.&lt;br /&gt; O sırada hemen ordan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte &lt;br /&gt;    yatan sarıkıza baktı.     1 – 2 dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan sarıkızı iki &lt;br /&gt;    kaşının ortasından vurdu.&lt;br /&gt; Ardından elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana 'Sen nasılsın Amca?' diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Siz olsanız, ne cevap verirdiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2171946001160940907?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2171946001160940907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2171946001160940907' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2171946001160940907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2171946001160940907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/05/sakiz-meselesi.html' title='SARI KIZ MESELESİ'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8153707271320289237</id><published>2008-03-21T23:13:00.001+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:24.687+02:00</updated><title type='text'>Aspirinin Yaşamımıza Katkıları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R-Qlib1CVFI/AAAAAAAAATQ/7_s1evr8NHc/s1600-h/aspirin.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R-Qlib1CVFI/AAAAAAAAATQ/7_s1evr8NHc/s320/aspirin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180306744898901074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ASPIRIN: HARIKA ILAÇ &lt;br /&gt;  Dünyaca ünlü saglik dergisi Men s Health in, uzman       görüslerine basvurarak yaptigi bir derlemede faydalari &lt;br /&gt; saymakla bitirilemeyen Aspirininin iyilestirici etki yaptigi  belirlenen 12       yeni   hastalik daha masaya &lt;br /&gt;  yatirildi. Amerikan Kalp Vakfi nin sözcüsü olan ve   Mayo Clinic te ilaç       uzmani olarak görev yapan Dr. Gerald Fletcher, "Bu &lt;br /&gt;  kadar farkli amaçlarla       kullanilabilecek baska bir ilaç yok. Hala Aspirin in       yeni faydalarini       bulmaya devam ediyoruz" diyor. &lt;br /&gt;  Iste mucize ilacin 12 yeni marifeti.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Kaşıntıyı kesiyor: &lt;br /&gt;      Birkaç tablet Aspirin i ezip toz haline getirin. &lt;br /&gt;      Elde ettiginiz tozu &lt;br /&gt;      bir miktar nemlendiriciyle karistirip kasinan &lt;br /&gt;      bölgeye sürün. Bu losyon &lt;br /&gt;      Aspirin in cilde nüfuz etmesini saglayacak ve &lt;br /&gt;      kasintiyi durduracaktir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Tansiyonu düsürüyor: &lt;br /&gt;      Ispanyol bilimadamlarinin yaptigi bir arastirma, &lt;br /&gt;      Aspirin in yüksek &lt;br /&gt;      tansiyona iyi geldigini ortaya koydu. Her gün alinan &lt;br /&gt;      100 miligram aspirin &lt;br /&gt;      büyük ve küçük tansiyonu belirgin oranda düsürüyor. &lt;br /&gt;      Ancak uzmanlar &lt;br /&gt;      uyariyor: Aspirini sabah degil, geceleri &lt;br /&gt;      içmelisiniz. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Günes yanigina karsi: &lt;br /&gt;      Yazin bir anda korunmasiz olarak günesin altinda &lt;br /&gt;      kalmaktan kaynaklanan &lt;br /&gt;      yaniklar bir hayli can yakicidir ve ardindan cildin &lt;br /&gt;      kabarciklar seklinde &lt;br /&gt;      su toplamasina neden olur. Ancak çok fazla günes &lt;br /&gt;      altinda kaldiktan en az &lt;br /&gt;      bir-iki saat sonra alinacak iki adet Aspirin hem &lt;br /&gt;      yanmayi hem de cildin su &lt;br /&gt;      toplanmasini azaltir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Kalp dostu: &lt;br /&gt;      Günde en az 75 miligram Aspirin almak kani inceltip &lt;br /&gt;      damar &lt;br /&gt;      iltihaplanmasini önleyerek kalp hastaliklari riskini &lt;br /&gt;      yüzde 30 oraninda &lt;br /&gt;      düsürebiliyor. Gögüs agrisi hissedildiginde bir &lt;br /&gt;      Aspirin çignemek, olasi &lt;br /&gt;      kalp krizini bastan önlemeye yardimci oluyor ve kriz &lt;br /&gt;      geçirilmisse bile &lt;br /&gt;      bunun yarattigi tahribati azaltiyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Nasira iyi geliyor: &lt;br /&gt;      5-6 adet Aspirin i toz haline getirip yarimsar çay &lt;br /&gt;      kasigi su ve limon &lt;br /&gt;      suyuyla karistirin. Nasirli bölgeye bu karisimi &lt;br /&gt;      sürdükten sonra üzerini &lt;br /&gt;      sicak ve nemli bir bezle 10 dakika örtün. Aspirin in &lt;br /&gt;      içindeki asit nasiri &lt;br /&gt;      yumusatacak ve süngertasiyla biraz ovduktan sonra &lt;br /&gt;      nasiriniz düzelecektir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Prostati önlüyor: &lt;br /&gt;      Ünlü saglik merkezi Mayo Clinic in uzmanlari &lt;br /&gt;      tarafindan 1400 erkek &lt;br /&gt;      üzerinde 5.5 yil boyunca yapilan bir arastirma, &lt;br /&gt;      prostat riskinin her gün &lt;br /&gt;      Aspirin içen erkeklerde iki kat azaldigini gösterdi. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Kolon kanserini önlüyor: &lt;br /&gt;      Aile bireylerinizden biri kolon kanseriyse her gün &lt;br /&gt;      Aspirin içmenizde &lt;br /&gt;      büyük fayda var. Zira arastirmalara göre günde 81 &lt;br /&gt;      miligram Aspirin alan &lt;br /&gt;      erkeklerde kolon kanseri riski, almayanlara göre &lt;br /&gt;      yüzde 50 oraninda &lt;br /&gt;      düsebiliyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Uçuklari geçiriyor: &lt;br /&gt;      Macar uzmanlar tarafindan yapilan bir arastirmaya &lt;br /&gt;      göre, her gün &lt;br /&gt;      alinacak 125 miligram Aspirin uçuklarin cilt &lt;br /&gt;      üzerindeki ömrünü ortalama 8 &lt;br /&gt;      günden 5 güne düsürerek, neredeyse yari yariya &lt;br /&gt;      azaltabiliyor. Aspirin, &lt;br /&gt;      uçuga neden olan iltihabi da azaltarak, etkilenmis &lt;br /&gt;      bölgenin daha çabuk &lt;br /&gt;      iyilesmesini sagliyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Alzheimer dan koruyor: &lt;br /&gt;      Hollanda daki Erasmus Tip Merkezi nde görevli bilim &lt;br /&gt;      adamlari &lt;br /&gt;      tarafindan yapilan bir arastirmaya göre birkaç yil &lt;br /&gt;      boyunca düzenli &lt;br /&gt;      Aspirin &lt;br /&gt;      kullananlarda Alzheimer hastaligina yakalanma riski, &lt;br /&gt;      bu ilaci düzensiz &lt;br /&gt;      kullananlara göre yaklasik yüzde 80 oraninda daha az &lt;br /&gt;      ortaya çikiyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Kadinda kisirliga iyi geliyor: &lt;br /&gt;      Arjantinli uzmanlar, çocuk sahibi olamayan bir grup &lt;br /&gt;      kadin üzerinde &lt;br /&gt;      testler yapti. Kadinlardan bir bölümüne sadece &lt;br /&gt;      kisirlik ilaci, diger &lt;br /&gt;      gruba ise kisirlik ilaciyla birlikte 100 miligram &lt;br /&gt;      Aspirin verildi. &lt;br /&gt;      Aspirin, yumurtalikta kan dolasimini artirdigi için, &lt;br /&gt;      ilaci Aspirinle &lt;br /&gt;      alanlarin hamile kalma sansi yüzde 40 artti. Sadece &lt;br /&gt;      kisirlik ilaci &lt;br /&gt;      alanlarda ise yüzde 20 artis görüldü. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Sigilleri söküp atiyor: &lt;br /&gt;      Bir parça bant alin, ortasina yuvarlak bir delik &lt;br /&gt;      açin ve bu delik tam &lt;br /&gt;      sigilin üzerine gelecek sekilde banti cildinize &lt;br /&gt;      yapistirin. Ucu banttan &lt;br /&gt;      disari çakan sigilin üzerine, daha önce toz haline &lt;br /&gt;      getirdiginiz Aspirin i &lt;br /&gt;      sürün ancak cildinizin diger taraflarina &lt;br /&gt;      bulastirmayin. Sonra bunun &lt;br /&gt;      üzerini baska bir bantla kapatip ayni islemi üç gece &lt;br /&gt;      üst üste uygulayin. &lt;br /&gt;      Sigiliniz iyilesecektir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Felçten koruyor: &lt;br /&gt;      Felcin nedeni kan pihtilasmasi. Aspirin in en önemli &lt;br /&gt;      özelligi de &lt;br /&gt;      pihtilasmayi önlemesi. Her gün alinacak bir Aspirin &lt;br /&gt;      in, felç geçirmis &lt;br /&gt;      erkeklerde yeni bir felç riskini yüzde 25 oraninda &lt;br /&gt;      önledigi biliniyordu. &lt;br /&gt;      Bundan yola çikan uzmanlar, genel olarak felç riski &lt;br /&gt;      tasiyanlarda da ayni &lt;br /&gt;      oranda etkili olacagini düsünüyor. Hatta bazi &lt;br /&gt;      arastirmalar bu oranin daha &lt;br /&gt;      da yüksek olabilecegini gösteriyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      Bu yeni faydalariyla Aspirin in gerçekten mucize       ilaç oldugu bir kez       daha kanitlandi. Ancak her ilaç gibi Aspirin in de &lt;br /&gt;      zararli etkileri       olabiliyor. Uzmanlar özellikle mide hastalarini       uyariyor: Dikkat, Aspirin       mideyi delebilir. Çünkü mide asit salgilayan bir &lt;br /&gt;      organ. Aspirin veya       romatizma ilaçlari* midenin koruyucu örtüsünü ortadan       kaldiriyor. Böylece       iç örtü asitle dogrudan temasa geçiyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8153707271320289237?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8153707271320289237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8153707271320289237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8153707271320289237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8153707271320289237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/03/aspirinin-yaammza-katklar.html' title='Aspirinin Yaşamımıza Katkıları'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R-Qlib1CVFI/AAAAAAAAATQ/7_s1evr8NHc/s72-c/aspirin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2791577420706593288</id><published>2008-03-21T22:59:00.001+02:00</published><updated>2008-03-21T23:10:44.434+02:00</updated><title type='text'>Gerçekleri öğrenmek için....</title><content type='html'>Gerçek din ve yaşamın sırrı hakkında üstad Ahmed Hulusi'nin okyanusum.com'dan aldığım yazısını bilgilerinize sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şeriat devleti kurulmalı mı?..&lt;br /&gt;Şeriat devleti nasıl olur?..&lt;br /&gt;Yeryüzünde bir örneği var mı?..&lt;br /&gt;Şeriat devletini kimler yönetecek?..&lt;/strong&gt;Bakın geçmişe dair bir devremi anlatayım size...&lt;br /&gt;Henüz on sekiz yaşındayım; bu konulara yeni girmişim... Yalın olarak kelime çeviri bazında hadisleri ve Kurân'ı okumuşum... Büyük bir aşk ve enerji taşması hâli... Alabora olmuş duygu ve düşünceler! Kadın eli tutmak bir yana, kafamı kaldırıp kadına bakmıyorum bile!.. O heyecanla, pencereden komşu hanımlara bağırıyorum başlarını örtmeleri için! Sakal bıraktım, bere giyiyorum, şapka giyenlere ters gözle bakıyorum!&lt;br /&gt;O heyecanla, o zaman çıkmakta olan "Yeni İstiklâl" dergisine şeriatçı yazılar yazıyorum değişik isimlerle... Şeriat uygulanmalı falan gibi konularda.&lt;br /&gt;Bu arada İmam Gazâlî, Abdülkâdir Geylânî, İbrahim Hakkı Erzurumî, İmam Caferî Sadık, Hacı Bektaşî Velî gibi "Tasavvuf”, yani İslâm'ın düşünsel yanını irdeleyen kişileri okumaya başladım. Konunun ezberci değil akılcı bir şekilde ele alınması gerekliliğini gördüm. İslâm'ın bambaşka bir yüzünü fark ettim tasavvuf ehli sayesinde! Gerçek amacını keşfettim İslâm'ın! Uygulamalarım, çalışmalarım değişti... Hayli açılımlar oldu... Bakış açım tümüyle farklılaştı ve yirmi yaşındayken "TECELLİYAT" isimli kitabımı yazdım, o günkü anlayışımı anlatan... O günden bugüne de bu bakış açım hiç değişmedi!&lt;br /&gt;O bakış açısı ve açılımlar olduğu zaman, yaşadığımız Müslüman toplumların "Şeriat" tepsisinde önümüze getirdiği ile "orijin Şeriat"ın birbirinden hayli farklı olduğunu tespit ettim. &lt;br /&gt;Orijin İslâm'da, bugünkü laik uygulamaların vermediği ölçüde insan hakları mevcuttur! Başkalarına bilfiil zarar verme söz konusu olmadıkça, İslâm kişiyi inancıyla baş başa bırakır ve zorlamaz; cezalandırmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Rasûlü ve Nebisi Muhammed (aleyhisselâm)'m yaşadığı süreçte uygulanan kurallar ile daha sonraki süreçte uygulanan Müslümanlık anlayışının çok çok farklı olduğu apaçık ortada idi...&lt;br /&gt;Hadsiz hesapsız kişisel yorumlardan oluşan fetvalarla kar topu gibi olan şeriat; günümüze ulaştığında bir çığ olmuştu!&lt;br /&gt;Geçmişte, tek bir İslâm Devleti olmamıştır Hazreti Âli'nin dünyadan ayrılışından sonra! Hep saltanatlar veya diktatörlükler vardır! Ondan önce ise zaten devlet kavramı yoktu... Kabile yaşamı, bir tür devlet yaşamına döndürülmeye çalışıldı! Bugünkü devlet anlayışı ile o günkü devlet anlayışı arasında sadece isim benzerliği vardır!&lt;br /&gt;Kulaktan dolma dedikodu din bilgisiyle ancak hüsrana varılır!&lt;br /&gt;Kişiler kendi anladıkları İslâm'ı, ele geçirdikleri güç&lt;br /&gt;ile insanlara "orijin İslâm"mış gibi kabul ettirerek saltanatlarını sürdürmüşlerdir yüzyıllardır.&lt;br /&gt;"Orijin İslâm" Kurân ve Hadis'tir!&lt;br /&gt;Bugünkü yanlış kabul ise, "Kurân + Hadis + Kıyası Fukuha + ümmetin ortak kararı"dır!&lt;br /&gt;İşte yanlış bu noktada başlamaktadır!&lt;br /&gt;Kurân veya Hadis'te olmayan HER ŞEY, "KİŞİSEL YORUMDUR", yani "FETVA"DIR ve kimseyi bağlamaz DİN ADINA!&lt;br /&gt;Hele hele, Kurân'da veya Hadis'te olmayan bir konuya ilişkin kişisel yorumunun (fetva) Din hükmüymüş gibi uygulatılmaya kalkışılması, insanlara en büyük zulümdür!&lt;br /&gt;Bırakalım geçmişi bir yana...&lt;br /&gt;Bugün dünya üzerinde, yalnızca Kurân ve Hadis temeline dayalı tek bir İslâm Devleti var mıdır?.. YOKTUR!&lt;br /&gt;Kişinin imanı veya İslâm anlayışı, "İslâm devleti" veya "şeriat devleti" kapsamına bağlı olsaydı, bugün yeryüzünde imanlı veya İslâm'ı kabul etmiş tek kişi olmazdı! Oysa bugün binlerle evliyaullah, "Islâmî olmayan rejimlerle" yönetilen ülkelerde yaşıyor yeryüzünde!&lt;br /&gt;Mezhep, tarikat, cemaat anlayışları dolayısıyla, bölgesel Müslümanlık anlayışları ihtiva eden; kendi anlayışları dışındaki tüm inananları "kâfir" gören dar ve sınırlı bakış sahiplerinin oluşturduğu devletleri nasıl İslâm'a bağlayıp, İslâm'ı küçültebilir, o yüzden İslâm'a laf getirtebiliriz?..&lt;br /&gt;İSLÂM'm yüceliği beşerî yanlışlar yüzünden karalanmaktan münezzehtir!&lt;br /&gt;Kendi cemaatlerinden olmayanı, kendi tarikatlarından olmayanı Müslüman kabul etmeyen; başı örtülü olmayan hanımı dinsiz, kâfir kabul edip kendilerinden saymayan zihniyetler mi şeriat devleti kuracak da toplumları yönetecek elinde sopa ve satır ile?!!&lt;br /&gt;Hangi mezhep ya da tarikat veya cemaat anlayışına göre şeriat devleti kurulacak?.. Böylece de, kaç kişi, kaç kişiye hükmedecek ALLAH ve DİN ADINA, diyerek! Düşünebiliyor musunuz bunun sonucunu! &lt;br /&gt;Bugün Müslümanlar, böylesine birbirini dışlayan veya arkasından kuyusunu kazan anlayış farklılıkları içinde kümelenmişken; kendi görüşünde olmayanların kitaplarını yasaklayan bir kafa yapısına sahipken; nasıl bir birlikten ve o birliğin yönetiminden söz edilebilir ki!&lt;br /&gt;Gerçekçi olalım ve kendimizi aldatmaktan vazgeçelim. Köyümüz sınırları içinde düşünmekten arınıp, global bakmayı ve değerlendirmeyi öğrenelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin olarak bilin ki, "Mehdi" lakabıyla bildirilen YENİLEYİCİ, eğer olağanüstü kuvvelerle donanmış bir ordu beraberinde, beyaz atlı komutan olarak gelmezse, "şeriat devleti" beklentisi, insanların enerjisini yanlış yolda harcatan ham hayal olmaktan öteye gitmeyecektir!&lt;br /&gt;Hayal edildiği şekilde bir Mehdi'nin, ortaya çıkmayacağını 1985'te yazdım. Yenileyici'nin, ta o tarihlerde (1400-1410), işlevini yerine getirmeye başlamış olabileceğini yazdım... Yıllardır her sene hacda Mehdi çıkacağını bekleyenler hep boşa çıktılar! Suudî saltanatı sürdüğü sürece de o Zât'ın açığa çıkacağını sanmıyorum! Bu benim kişisel düşüncemdir. Bundan sonra da ömrü olanlar haklılık derecemi bu konuda da göreceklerdir inşallah!&lt;br /&gt;"Yenileyici", diyelim 1980 ya da 1985 ten beri görevine başlamış, işlevini yerine getiriyorsa, bu kadar zamandır acaba neyle meşgul? Ne yapıyor?&lt;br /&gt;Yaşadığınız günün gerçeklerini iyi görün!&lt;br /&gt;İslâm yeryüzünde, dar kafalı, şekilci anlayışlı, robot beyinli, ezberlediğini tekrardan öteye gidemeyen din âlimleriyle(!?) değil, işin hakikatini görüp yaşayan gönül ehliyle yayılmıştır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devleti değil, gönülleri fethetmeye çalışalım! &lt;br /&gt;Allah yolunda savaşmak demek, Din hakkında bilgi sahibi olup, insanları Rasûlullah yolundan uyarmak demektir! İnsanların neye, neden, nasıl iman etmeleri gerektiğini onların anlayabileceği lisanla anlatmak, açıklamak; onları sürü olarak görüp gütmeye kalkışmamak demektir!&lt;br /&gt;Yaşadığımız devir, insanların imanlarının kurtulmasına hizmet etme devridir! Onlara anladıkları dilden anladıkları tarzda hitap etme devridir! Ehlinin anlamakta zorlandığı lisanla yazılmış kitap veya hitaplarla topluma hiçbir mesaj verilemez!&lt;br /&gt;Rasûlullah, devrinde "kılık-kıyafet Müslümanlığı" yapmamıştır! "Gardıropçuluk" ilkel kafalara mahsus bir haslettir! İlkel insanlar birbirlerinin kıyafetlerine ambargo koymaya kalkarlar! Rasûlullah, Din gerçekleriyle ilgili olmayan konularda, yaşadığı putperest toplumun örf ve âdetlerine saygı göstermiştir! Bu bize açık örnektir! &lt;br /&gt;Mevcut yönetimlerin yanlış, haksız ve belki de inançsızlıkları doğrultusunda amaçlı uygulamalarını, yerinde bulmamak ve karşı çıkmak ayrı şeydir; onun yerine bir başka yanlışı uygulamak uğruna ömrü hebâ etmek ayrı şeydir!&lt;br /&gt;Yıllardır, kapkaç olaylarını "gasp" kapsamında değerlendirecek tek bir kanun maddesi çıkartamayıp, toplumu rahatlatamayan kişilerden, daha büyük sorunların çözümünü nasıl beklersiniz?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığınız dünyanın gerçeklerini görün! Kendinizi aldatmayın! Bunun faturası en ağır fatura olacaktır!&lt;br /&gt;Yıllardır, Türkiye'de perde arkasından "solcuları" veya "şeriat isteklilerini" dar kalıplı söylemlerle itekleyen aynı merkezin ve bu süreçte de amaçlarına ulaşanların kimler olduğunu iyi araştırın! O söylemlere kanan devrimcilerin bugün hangi çizgide olduklarına bakın!&lt;br /&gt;Yıllar içinde, çeşitli sebeplerden dolayı, "DİN" anlayışı Türkiye'de yozlaşmış; gizli Kurân kurslarında, cemaat evlerinde, yetersiz ve kalıpsal bilgiyle bloke olmuş, kendi doğrusundan başka birşey bilmeyen beyinler, topluma din adına yön veren noktalara yerleşmiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüp yok olup, kıyamette topraktan biteceğini düşünen din bilginleri(!) yetiştiren bu kurslar ve cemaatler, İslâm'ın önündeki en büyük perdelerdir esasta, devlet değil! &lt;br /&gt;İnsanlar kendi iyilikleri için, acilen, bizzat, yeni baştan DİN'i araştırmak ve sorgulamak zorundadır!&lt;br /&gt;Ömür geçiyor ve hızla tükeniyor! Süre hızla azalıyor! Yalnızca dünya yaşamında kazanabilecekseniz ebedî hayatı, bu sizin son ve tek şansınız!&lt;br /&gt;Türkiye'de sorun, "şeriat devleti" değil, gerçek "İslâm Dini" bilgisinin kasıtlı olarak örtülmesidir!&lt;br /&gt;Tek bir anlayış, tek bir yorum insanlara ezberletilerek DİN öğretilmiş olmaz!&lt;br /&gt;Ne devletin işine gelmektedir GERÇEK İslâm Dini'nin dillendirilmesi; ne de tarikat veya cemaat ehlinin!&lt;br /&gt;Neden acaba?..&lt;br /&gt;Bunu iyi sorgulamak ve düşünmek gerekir kanaatimce.&lt;br /&gt;Hiçbir dinî işlev, para karşılığı yapılmaz! Yapılırsa, ticaret olur adı, Din'e hizmet değil!&lt;br /&gt;DİN, meslek değildir! Meslek olmaz!&lt;br /&gt;Mesleği DİN olanın, işi de ticarettir!&lt;br /&gt;Din, para kazanmak veya dünyevi başka çıkarlar için kullanılabilir, ama bunun sonucu hüsrandan başka bir şey olmayacaktır!&lt;br /&gt;Kafasında "tanrı" yaratan, kendi anlayışına göre her şeyi mübah görebilir istekleri doğrultusunda... Ancak Hazreti Muhammed'in açıkladığı ALLAH'ı ve O'nun getirdiklerini anlayanların dünyası bambaşka bir dünyadır!&lt;br /&gt;Dünya GEÇİCİDİR!&lt;br /&gt;Hazreti İsa, kendisini siyaset için kullanmak isteyen Barabbas'ın oyununa gelmedi!&lt;br /&gt;Çünkü o "ALLAH" ehliydi... Biliyordu ki insanlar için önemli olan, "sonsuz olan ölüm ötesi yaşam"dır!&lt;br /&gt;Bıraktı onları kendi yaratılış şekilleri üzere dünyevi faaliyetlerle kulluklarını yapmaya!&lt;br /&gt;Yaşamlarında, şeriatın ne olduğunu fark etmemiş insanların, devlete şeriat isteme duyguları ne kadar enteresandır!&lt;br /&gt;Bütün bu konularda yanlış anlamanın gerçekte tek bir sebebi vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurân işaretleri ve uyarıları ile Rasûlullah uygulamasının bir bütün olarak ele alınmayıp; içinden seçilen tek bir âyet veya hadis doğrultusunda meseleye bakılması! Gizli kurslarda veya evlerde ezberletilen yorumların gerçek orijin DİN sanılması!&lt;br /&gt;Devlet müsaade etse de, herkes görüşünü açıkça televizyonlarda söyleyebilse; toplum gerçekleri anlayıp her şeyi değerlendirebilecek, tele-komik ilahiyatçıları fark ettiği gibi!.. Ne var ki buna bile izin yoktur! Çünkü düşündüğünü dile getirme özgürlüğü yoktur ülkelerin çoğunda!&lt;br /&gt;Gerçek özgürlük, düşündüğünü özgürce dillendire-bilme özgürlüğüdür! Uygar ve gelişmiş toplumlarda yaşanan bir özgürlüktür! Bütün özgürlüklerin de başıdır!&lt;br /&gt;Yol uzun... Ömür kısa... şiddetli depremler ve çöküntüler, meteorlar yolda! Üçüncü dünya harbi kapıda... Deccal sırada!.. "Yenileyici" kendi işlevini yapmakta ortaya çıkmadan!.. &lt;br /&gt;Hakikate eremeden, Allah'ı bilemeden, Allah Sistem ve Düzeni'ni kavrayamadan ve buna göre&lt;br /&gt;hazırlanılmadan dünyadan ayrılmak her an söz konusu!&lt;br /&gt;Dünya'da yaşamaktan amaç, özündeki Allah'a ait kuvveleri keşfedip onları uygulamaya sokarak sonsuz yolculuğa çıkmaktır! Bunu başaramazsak, diri diri gireceğimiz mezarda başlayacak sonsuz yolculukta hâlimiz perişan olacak!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabirdeki üç soru, "Rabbin", "Nebin", "Kitabın" sorularıdır sana; şeriat devleti kurup sopayla insanları hidayete eriştirip eriştirmediğin değil! &lt;br /&gt;"Biz isteseydik tüm insanlara hidayet ederdik" veya "... Sen onlar üzerine zorlayıcı değilsin" âyetlerini iyi düşünmek gerek!.. &lt;br /&gt;Konu çok daha geniş, ama sıkmamak için kısa kesmek lazım...&lt;br /&gt;Prensibimizi Rasûlullah koymuş:&lt;br /&gt;"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sevdirin, nefret ettirmeyin!.."&lt;br /&gt;Allah kolaylaştıra...&lt;br /&gt;Ahmed Hulusi....okyanusum.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2791577420706593288?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2791577420706593288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2791577420706593288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2791577420706593288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2791577420706593288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/03/gerekleri-renmek-iin.html' title='Gerçekleri öğrenmek için....'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8568871303958481431</id><published>2008-03-09T11:48:00.002+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:24.710+02:00</updated><title type='text'>SARI &amp; KIRMIZI GÜLLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R9Oz-k8Mg-I/AAAAAAAAATI/md2hN1KKVaI/s1600-h/gul_bahcesi.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R9Oz-k8Mg-I/AAAAAAAAATI/md2hN1KKVaI/s400/gul_bahcesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5175678284428248034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;GÜL BABA'NIN GÜLLERİ &lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed'in yerine geçen oğlu ikinci Bayezıd avdan dönüyordu. Bir an önce saraya varıp &lt;br /&gt;dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu: &lt;br /&gt;"- Bu güzel kokular da nereden gelir böyle?" &lt;br /&gt;Yanındaki vezirlerden biri cevap verdi: &lt;br /&gt;"- Devletlü Padişahım! İstanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, O'na Gül Baba derler. Ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. Şu yamaçları güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. Bu hoş kokular O'nun bahçesinden gelmektedir." &lt;br /&gt;Padişah, vezirin anlattıklarını tebessümle dinliyordu. Sözlerini bitirince kararını bildirdi: &lt;br /&gt;"- Merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim!" &lt;br /&gt;Artık yorgunluklar unutulmuştu. Gül Baba'nın kulübesine doğru yürüdüler. Kulübeye doğru yaklaştıkça gül kokuları artıyor, insanın gözü - gönlü açılıyordu. Değerli misafirlerin geldiğini gören Gül Baba koştu, onları kapıda karşıladı. Padişah, daha atından inmeden sordu: &lt;br /&gt;"- Savaşta bastığı yeri sarsan, barışta oturduğu yeri gül bahçesine çeviren yiğit asker, selam sana!" Gül Baba mahçup olmuştu, güçlükle konuşabildi: &lt;br /&gt;"- Sizden böyle iltifatlar görmek bizim için ne büyük şereftir Sultanım, sağolun!" &lt;br /&gt;"- Sen ki, İstanbul'u fetheden ordunun bir neferi olarak şereflerin en büyüğünü almışsın Gül Baba. O büyük şerefin yanında bizim sözlerimizin hükmü mü olur?" &lt;br /&gt;Gül Baba tebessümle başını öne eğerken Padişah atından indi ve Gül Baba'nın gösterdiği mindere bağdaş kurup oturdu ve O'nun kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıp yorgunluğunu giderdi. Sonra da şöyle bir teklifte bulundu: &lt;br /&gt;"- Dilersen seni saraya alayım. Artık çalışma da yaşlılık devrini dinlenerek geçir!" &lt;br /&gt;"- Sağolun Sultanım! Burada oturmak benim için daha iyi. Amma bir iyilik yapmak istersen, &lt;br /&gt;şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep - medrese yaptır ki, memleketimizin çocukları ilim - irfan öğrensinler!" &lt;br /&gt;Gül Baba'nın sözleri Padişah'ı çok duygulandırmıştı. Yerinden kalkarken O'nu mutlu edecek cevabı verdi: &lt;br /&gt;"- Gönlün rahat olsun Gül Baba, dilediğin olacaktır!" &lt;br /&gt;Sonra bahçeyi gezdiler... &lt;br /&gt;Padişah gülleri okşuyor, eğilip kokluyor ve yanındakilerle konuşuyordu. Bu arada Gül Baba da özenle seçtiği gülleri koparıp demet yapıyordu. Padişah ayrılırken O'na bir demet sarı, bir demet kırmızı gül verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah gülleri alıp kokladı, bağrına bastı ve atını sürüp gitti. &lt;br /&gt;Kısa zaman sonra ise Gül Baba'nın kulübesi yıkıldı ve oraya büyük bir bina yapıldı. Zaman içerisinde okul oldu, hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında "Mekteb-i Sultani" adıyla yeni bir kimliğe bürünen &lt;br /&gt;okul, Cumhuriyet döneminde de "Galatasaray Lisesi" adını aldı. &lt;br /&gt;Gül Baba'nın Sultan İkinci Bayezıd'a verdiği o güzel kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da Galatasaray Spor Kulübü'nün sembolü oldu. &lt;br /&gt;Gül Baba'nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar bekliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8568871303958481431?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8568871303958481431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8568871303958481431' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8568871303958481431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8568871303958481431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2008/03/sari-kirmizi-gller.html' title='SARI &amp; KIRMIZI GÜLLER'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R9Oz-k8Mg-I/AAAAAAAAATI/md2hN1KKVaI/s72-c/gul_bahcesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5963418974709940418</id><published>2007-12-29T23:27:00.000+02:00</published><updated>2007-12-29T23:29:08.853+02:00</updated><title type='text'>Hz.Muhammet Mustafa (sav)</title><content type='html'>PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED MUSTAFA(S.V.) HAYATI&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN DOGUMU &lt;br /&gt;Peygamberimiz Fil vakasından 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri ağarırken, Mekke`de doğdu.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZ DOĞDUĞUNDA BAZI HADISELER VUKU A GELDI&lt;br /&gt;Peygamberimiz doğduğunda bazı hadiseler vuku a geldi,bunlardan bazılarını söyle sıralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu. Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini ,yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.Peygamberimiz doğduğu zaman ,bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece,Ahmed doğmuştur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.&lt;br /&gt;Peygamberimiz doğduğu gece Kisranin sarayından on dört şerefe yıkıldı İranlıların,bin yıldan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su bastı.Iran Sahi, Arapların, ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü,ve telaşa düştü.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH&lt;br /&gt;Peygamberimizin babası Hz. Abdullah Kureyş’in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü,iki gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu.Mekkenin bütün genç kızları onunla evlenmek için can atarlardı.Babasına o kadar itaatliydi ki babasının izinden hiç çıkmazdı.Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmiş ve ``Allahım eğer bana on erkek evladı verirsen onlardan birini senin için kurban edeceğim``demiş ,on evladı olunca da Allaha verdiği sözü tutmak için oğlu Abdullahı kurban etmek istemiştir.Oğlu Abdullah babasına itiraz etmemiş ve boyun eğmiştir Etraftan yapılan eleştirilerle oğlunu kurban etmekten vaz geçmiş onun yerine 100 Adet Deve kurban etmiştir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kısa bir müddet sonra gittiği ticaret kervanından dönerken yolda hastalandı. Medine’de dayısı Beni Adiy bin. Neccarin yanında bir ay hasta aldıktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettiği zaman Peygamberimiz henüz Anne karnında altı aylıktı.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN SÜT ANNEYE VERILISI&lt;br /&gt;Yeni doğan çocukları süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi.&lt;br /&gt;Bu da; kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle ,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi.&lt;br /&gt;Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yıl iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke`ye gelirler,çocukları alıp götürürlerdi.&lt;br /&gt;Peygamber efendimizi(A.S) Ben`i Sa`d b.Bekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.&lt;br /&gt;Peygamberimizin Süt kardeşleri şunlardır::&lt;br /&gt;Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Şeyma bint-i Haris.&lt;br /&gt;Peygamberimizi Yetim olduğu için Arap kadınları kabul etmemiş; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmişti.Peygamberimizi aldıktan sonra Halime ve Ailesinin yaşam tarzı bir anda değişti.&lt;br /&gt;Bunlardan bazılarını Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;`` İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında hiç bir şeyimiz kalmamıştı. Ben, kır merkebimin üzerinde idim.Yanımızda, yaşlı bir devemiz vardı,bize bir damla süt vermiyordu.&lt;br /&gt;Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı çileden cıkartıyordu.Nihayet Mekke’ye varıp emdirilecek oğlan çocukları aramaya başladık. İçimizden hiç bir kadın Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk. Çünkü, bizler emdireceğimiz çoçuğun babasından bahisse kavuşmayı ve ondan armağanlar almayı bekliyorduk.&lt;br /&gt;Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karşılaştım,bana; İsmin nedir ?diye sordu.&lt;br /&gt;Halime dedim. Bana;Ey Halime! Benim yanımda bir yetim çocuğum var onu emzirmek için Beni Sa`d kabilesi kadınlarına teklif ettim öksüz olduğu için kabul etmediler. Sen kabul eder misin? Ben ,``bana biraz müsaade ette kocama bir danışayım``dedim.&lt;br /&gt;Hemen kocamın yanına döndüm,ona haber verdim. Kocam izin verince Muhammedi aldım.&lt;br /&gt;Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmiş olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayıf olan merkebimizi,yolda başka hiç bir binek hayvan geçememeğe,davarlarımıza inen süt hiç bir davara inmemeye başladı.&lt;br /&gt;Peygamberin Çocukluğu daha değişikti. Daha iki Aylık iken,her tarafa yuvarlanmaya çalışıyordu.Üç Aylık olunca Day durmaya çalışıyordu.Dört Aylık olunca, duvara tutunup yürüyordu.Beş Aylık olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu.Altı Ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştı.Yedi Aylık iken her tarafa gidebiliyor,koşabiliyordu. Sekiz Aylık iken,konuşuyor,konuşulanı anlayabiliyordu.On Aylık iken Ok atabiliyordu. İki Yılı doldurduğu zaman,oldukça, iri ve gösterişli bir çocuk olmuştu.Onu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, Yanımızda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.&lt;br /&gt;HZ.AMINENIN MEDINE ZIYARETI VE VEFATI&lt;br /&gt;Hz. Amine Peygamberi de yanına alarak Medine’deki Neccar oğullarından olan Dayılarını ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.&lt;br /&gt;Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamlı kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardı. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkında takındıkları tavırlardan korkmaya başladı Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.&lt;br /&gt;Hz. Amine, Mekke’ye gelirken, yolda hastalanıp Evba köyünde durakladi.Başucunda duran Peygamberimizin yüzene baktı.Sonra da söyle hitap etti:&lt;br /&gt;``Ey çekilen dehşetli ölüm okundan, Allah in lutfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zatin oğlu!Allah, Seni,mübarek ve devamlı kilsin! Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa,Sen Celal ve bol ikram Sahibi tarafından,Adem oğullarına helal ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de, esirgeyecek,alıkoyacaktır.&lt;br /&gt;Her canlı varlık ölecektir. Bende öleceğim.Fakat temelli anılacağım Çünkü, temiz bir oğul doğurmuş,arkamda hayırlı bir anı bırakmış bulunuyorum demiştir.&lt;br /&gt;Ve hz. Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiğinde 30 yaşlarında idi.&lt;br /&gt;Dünyada,böylece Babasız ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce Allah,hamisiz bırakmadı: Önce dedesi Abdulmuttalibin yanında, sonra da amcası Ebu Talib-in yanında kaldı. Peygamberimiz, sekiz yaşına kadar,Dedesi Abdulmuttalibin yanında,sekiz yaşından sonra da Amcası Ebu Talib-in yanında kaldı.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN TICARET HAYATINA ATILISI&lt;br /&gt;Kureyşliler, öteden beri ticaretle uğraşırlardı. Ticaretle uğraşmayanların ise,ellerinde hiç bir şeyleri bulunmazdı. Peygamberimizin de, hazreti Hatice hesabına ticarete başlamadan önce, ticaretle uğraştığı olmuştur. Nitekim, Said b.Ebu Saib, Islamiyetten önce Peygamberimizin ticaret ortağı idi.Peygamberimizin,ticaret yapmak için, sermayesi olmadığından,hazreti Hatice peygamberimizi ücretle tuttu ve Kureyşilerden tuttuğu, başka bir zatıda, Peygamberimizin yanına kattı. Hazreti Hatice yapacağı her sefer için, Peygamberimize, ücret olarak genç ve yiğit birer erkek deve veriyordu. Peygamberimiz, Hazreti Hatice`nin ticaret Malını Şam`a götürmek için ,ilk defa dört tane erkek ve genç deveye anlaştılar. Peygamberimizle Kervan halkı Şam`a gitmek için yola koyuldular: Şam topraklarından Busraya vardıklarında peygamberimiz orada getirdiği bütün malları çok karlı bir şekilde satıp alacaklarını aldıktan sonra,Mekke’ye yardımcısı olan Meysele ile birlikte geri döndü.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN EVLENMESI&lt;br /&gt;Peygamberimiz hazreti Hatice adına ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüş ve yardımcısı Meysele ile Peygamberimize evlilik teklif etmişti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureyşlilerin en soylu kadınlarından olan hazreti Hatice ile evlendi.&lt;br /&gt;PEYGAMBERIMIZIN COCUKLARI&lt;br /&gt;Peygamberimizin, hazreti Haticeden,iki erkek çocuğu,dört kız çocuğu doğmuştur Isimleri şöyleydi: Kasim, Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima ve Cariyesi Mısırlı Maria`dan doğan Ibrahim`dir.&lt;br /&gt;KABENIN KUREYŞILERCE YENIDEN YAPILISI VE PEYGAMBERIMIZIN HAKEMLIGI&lt;br /&gt;Bir Kadın, Kabe Hareminde buhurdanlıkta Öd ağacı yaktığı sırada , buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan Kâbenin kat kat olan örtüsü tutuşup tamamı ile yanmış, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamış bulunuyordu. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskınları ilede Kâbenin tabanı ve duvarları da iyice yıkılacak duruma gelmişti.&lt;br /&gt;Bunun icin,Kureysliler Kabenin duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerinede,tavan çatmak istiyorlar,fakat, yıkmağa kalkarlarsa azaba ugrayabileceklerinden korkuyorlar,aralarinda meşvere ediyorlardı.&lt;br /&gt;Am bu sırada Rum tüccarlarından birisine Ait olan inşaat malzemesi yüklü bir gemi Cüdde sahillerinde parcalandi,bunu fırsat bilen Kureyşliler aralarında yardımlaşarak bu batan gemiden Kabe inşaası için gerekli malzemeleri almış oldular.Ve Kâbenin inşaatına başladılar.&lt;br /&gt;Hacerül Esved taşı yerine konulacağı zaman kabileler ,birbirleriyle anlaşamadılar. Hatta işi okadar ilerlettiler ki aralarında kavga yapmaya çok az bir zaman kaldı. Kureyşiler, Bu iş üzerinde, dört veya beş gece durdular. Sonra Kureyşin yaşlılarından Ebu Ümeyye b. Mugire bir teklifte bulundu;&lt;br /&gt;Teklifine göre ,mescidin kapısından giren ilk kişi bu taşı koymak için hakem olacaktı. Bütün kavmin uluları bu teklifi kabul ettiler.&lt;br /&gt;Tam bu sırada peygamberimiz içeri girdi, bütün kureyşliler el çırparak El-Emin`in hakemligine razıyız dediler.&lt;br /&gt;Peygamberimiz de hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kişi alarak Hacerul Esved-i bir beze koydurdu,ve onu konulacak yere getirttikten sonra besmele çekerek kendi elleriyle Hacerul-Esvedi yerine koymuş oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5963418974709940418?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5963418974709940418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5963418974709940418' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5963418974709940418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5963418974709940418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/12/hzmuhammet-mustafa-sav.html' title='Hz.Muhammet Mustafa (sav)'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1966819838494354741</id><published>2007-12-29T23:20:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:25.335+02:00</updated><title type='text'>Mevlana Celaleddin Rumi.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R3a6uaeF3LI/AAAAAAAAATA/uL3yYtd_kVg/s1600-h/hz.mevlana.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R3a6uaeF3LI/AAAAAAAAATA/uL3yYtd_kVg/s400/hz.mevlana.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149508530487024818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hz. Mevlana'nın Hayatı   &lt;br /&gt; &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bu canım var oldukça ben Kur'ana tutsağım &lt;br /&gt;Muhammed Mustafanın yolundaki toprağım &lt;br /&gt;Benden başkaca bir söz nakledenler olursa &lt;br /&gt;Hem onu söyleyenden hem o sözden uzağım &lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Asıl adı Muhammed Celaleddin olan Mevlana'nın mahlasi Rumi'dir. Daha cok, lakabi olan &lt;br /&gt;Mevlana ile anılır. Kaynaklar onu Ulu Hunkar veya Hunkar Mevlana diye de anmaktadir. &lt;br /&gt;Celaleddin Rumi 30 Eylul 1207'de Belh'te dogdu. Kaynaklara gore annesi Mumine Hatun, &lt;br /&gt;Harzemsahlardan Alaeddin Muhammed'in kizidir. Mumine Hatun Konya Karaman'da Mader-i &lt;br /&gt;Sultan denen cami dergahta yatmaktadir. Mevlana'nin anne tarafindan Halife Ebubekir &lt;br /&gt;soyundan geldigi yolundaki rivayet tarikat erbabinin sikca basvurduklari uydurmalardan &lt;br /&gt;biridir. Bu iddianin tutarsizligi buyuk arastirmaci Golpinarli tarafindan Mevlana'yi &lt;br /&gt;anlatan hemen tum eserlerde gosterilmistir. Rumi'nin babasi, devrinin unlu bilginlerinden &lt;br /&gt;biri olan ve Sultanul Ulema diye anilan Huseyin oglu Bahaeddin Veled'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklara gore, Bahaeddin Veled, Mogollarin Belh'i istilasi uzerine buradan ayrilmis &lt;br /&gt;ve kesin olarak bilemedigi bir yol izleyerek Konya'ya gelip yerlesmistir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultanul Ulema ailesinin Belh'ten ayrilisi sirasinda Mevlana'nin 5 yaslarinda oldugu &lt;br /&gt;yolundaki Eflaki kaydi kesinlikle yanlistir. Mevlana bu goc sirasinda 20 yaslarinda bir &lt;br /&gt;insandi. Nitekim goc yolunda Nisabur'da buyuk sufi Feriduddin Attar'la gorusen Bahaeddin &lt;br /&gt;Veled ailesinin genc ogullarina Attar, eseri Esrar-name'yi vermistir. Yine goc yolunda, &lt;br /&gt;Larende'de Mevlana, Semerkandli Hoca Lala'nin kizi Gevher Hatun'la evlendi. Rumi'nin &lt;br /&gt;ogullari Sultan Veled ve Alaeddin Celebi bu hanimdan dogmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahaeddin Veled Konya'da halka verdigi vaazlarla buyuk bir une kavusmustur. Selcuklu &lt;br /&gt;sultani Alaeddin Keykubat'in lalasi tarafindan Bahaeddin Veled icin Medrese-i &lt;br /&gt;Hudavendigar adli buyuk bir medrese de yaptirilmistir. &lt;br /&gt;Bahaeddin Veled'in olumu uzerine onun bilgi ve aydinlik mirasini temsil etme gorevini &lt;br /&gt;oglu Celaleddin ustlendi. Bahaeddin Veled'in ilim ve kemalinden yararlananlar Mevlana'nin &lt;br /&gt;cevresinde toplanmislardi. Olumunden kisa bir sure sonra, ogrencilerinden unlu sufi &lt;br /&gt;bilgin Burhaneddin Muhakkik Tirmizi'nin Konya'ya geldigini goruyoruz. &lt;br /&gt;Burhaneddin, hocasi Sultanul Ulema ile bulusmak uzere geldigi Konya'da onun yerini &lt;br /&gt;alan Mevlana ile karsilasti ve hocasindan feyz almaya fevam yerine Mevlana'ya feyz &lt;br /&gt;vermeye basladi.&lt;br /&gt;Seyyid Burhaneddin, entellektuel-kitabi bilgilere teslim olmus gorunen Mevlana'da ilk &lt;br /&gt;mistik ilgiyi uyandiran kisi olmustur. Burhaneddin, Mevlana ile 10 yila yakin bir sure &lt;br /&gt;mesgul oldu. Mevlana'nin Halep ve Sam'da tahsil gormesinin de Burhaneddin'in tesvikiyle &lt;br /&gt;oldugu anlasiliyor.&lt;br /&gt;Tirmizli Seyyid, Mevlana'yi, bur sure sonra bir ask tufani gibi Konya'yi saracak olan &lt;br /&gt;Tebrizli Sems'in gelisine hazirlamis ve Sems Konya'ya gelmeden bu kenti terkedip &lt;br /&gt;Kayseri'ye gocmustu.&lt;br /&gt;Maarif adli eserinden buyuk bir bilgi ve ask eri oldugunu anladigimiz Seyyid&lt;br /&gt;Muhakkik'in olumu Mevlana'yi cok etkiledi.&lt;br /&gt;Olumunu duyunca kalkip Kayseri'ye gitti ve hocasinin biraktigi kitaplari da alarak &lt;br /&gt;geri dondu. Burhaneddin'in olumu uzerine, onun baglilari da Mevlana'nin cevresinde &lt;br /&gt;kumelendiler ve Mevlana daha buyuk bir halkaya hitap etmeye basladi.&lt;br /&gt;Mevlana, cevresinden buyuk itibar goren bircok baglisi bulunan bir din bilgini olarak &lt;br /&gt;yasayip giderken onun hayatini alt ust eden bir garip adam geldi Konya'ya: Tebrizli &lt;br /&gt;Sems. Hicbir yerde mekan tutmadigi icin durmadan dolasan Sems (Sems-i Perende) diye &lt;br /&gt;anilan bu zatin derin bir tasavvuf eri oldugu eseri Makalat'tan anlasiliyor. Ancak onu &lt;br /&gt;herhangi bir tarikate veya seyhe mensup gostermek mumkun degil. Ibn Arabi de dahil, &lt;br /&gt;devrinin bircok unlusu ile sohbet etmis fakat kimini felsefeye kapildiklari icin, kimini &lt;br /&gt;de seyhlik ilan ettikleri icin agir tenkitlere maruz birakmistir. Ancak onu herhangi bir &lt;br /&gt;tarikate veya seyhe mensup gostermek mumkun degil. Ibn Arabi de dahil, devrinin bircok &lt;br /&gt;unlusu ile sohbet etmis fakat kimini felsefeye kapildiklari icin, kimini de seyhlik ilan &lt;br /&gt;ettikleri icin agir tenkitlere maruz birakmistir. &lt;br /&gt;Bir kayitsizlik, bir ozgurluk, bir ask ve sonsuzluk devidir Sems. Ve sonunda temsil &lt;br /&gt;ettigi bu degerlerin onurunu hakkiyla tasidigini, sehit olarak ispatlamistir. Iste bu &lt;br /&gt;Sems birden Konya'da goruluyor. Tarih h. 642, m. 1244'tur. Geliyor ve Mevlana ile &lt;br /&gt;tanisiyor. Bu sufi zat ile tanismasidir ki Mevlana'nin hayatinda bir kiyamet olayi kadar &lt;br /&gt;buyuk etki yapti ve Celaleddin'in hayat seyri ve dunya gorusu yeni bir yon kazandi. &lt;br /&gt;Gercekten de, Semseddin Muhammed adli bu Tebrizli Allah asikinin Mevlana'ya dost &lt;br /&gt;olmasiyladir ki insanlik tarihi olumsuz bir sonsuzluk erinin dogumuna gebe olmaya &lt;br /&gt;baslamis ve bur sure sonra da Mesnevi adli abide eser vucut bulmustur.&lt;br /&gt;Tasavvufa ilgisi muhakkak olmakla birlikte yine de siradan bir din adami olarak &lt;br /&gt;yasayan Celaleddin, Sems'le karsilastiktan sonra benlik denizini sinirlayan duvarlari &lt;br /&gt;parcalamis ve caglara sigmayan bir ask ve iman okyanusu halinde akmaya baslamistir. &lt;br /&gt;Sems'in Konya'ya gelisinde Mevlana ile karsilasmasi rahmetli Golpinarli'nin kaleminden &lt;br /&gt;su sekilde verilmektedir:&lt;br /&gt;"Sems Konya'ya gelince, dogruca bir hana, Pirincciler veya Sekerciler hanina indi. &lt;br /&gt;Semseddin, Handa bir sedire, Sems'in tam karsisina oturdu. Bir sure sonra konusmaya &lt;br /&gt;basladilar:&lt;br /&gt;Sems- Muhammed mi buyuktur, Beyazid Bistami mi? Mevlana- Bu nasil soru? Elbette &lt;br /&gt;Muhammed buyuktur?&lt;br /&gt;Sems- Iyi ama, Muhammed: "Kalbim paslanir da bu yuzden Rab'ime gunde yetmis kez &lt;br /&gt;istigfar ederim." diyor. Halbuki Bayezid: "Kendimi noksan sifatlardan tenzih ederim. &lt;br /&gt;Zuhurum ne kadar da buyuktur." diyor. Ve; "Cubbemin icinde Allah'tan baska bir sey yok." &lt;br /&gt;diye de ilave ediyor. Buna ne dersin?"&lt;br /&gt;Mevlana- Hz. Muhammed her gun yetmis makam asiyordu. Her makam ve mertebeye vardiginda &lt;br /&gt;bir onceki makamdan istigfar ediyordu. Bayezid ise, bir tek makamda kaldi ve bu makamin &lt;br /&gt;en yuce makam oldugunu sanarak oyle konustu...&lt;br /&gt;Mevlana'nin bu sozlerini dinleyen Sems, karsisindaki adamin imtihanini basari ile &lt;br /&gt;verdigine hukmediyor ve handan birlikte cikip Mevlana'nin dostlarindan biri olan kuyumcu &lt;br /&gt;Selahaddin'in evinde tam alti ay Halvete cekiliyorlar. Iste, Mevlana'nin benlik dunyasi &lt;br /&gt;bu sekilde yepyeni bir tufana maruz kaliyor ve eski hayati tamamen degisiyor. Mevlana, &lt;br /&gt;benliginde bu essiz degismeye vucut veren Allah adamini ve onunla tanismasinin yarattigi &lt;br /&gt;inkilabi su misralarla dile getirmistir:&lt;br /&gt;"Kiyasa sigmayan guzelliginin bir zerresi gorununce butun guzellerin guzellikleri &lt;br /&gt;bitti, yandi... Dogu olsam, Bati olsam, goklere ciksam senden bir iz bulamadikca ebedi &lt;br /&gt;hayattan bir iz yok bana. Ulkenin zahidiyim, kursuye sahiptim. Gonul kazasi, sana karsi &lt;br /&gt;ellerini oksamaktan ote bir sey yapamayan bir asik haline getirdi beni..."&lt;br /&gt;"Deftere duskundum. Edip ve bilginlerin ust yanina otururdum. Ilahi ask sarabinin &lt;br /&gt;sunucusu olan zati gorunce sarhos oldum, kalemleri kirdim. Gayret gozyaslariyla abdest &lt;br /&gt;aldim da namazimda kiblem sevgilinin yuzu oldu. Senden baska basim varsa yok olsun. &lt;br /&gt;Sensiz yasarsam varligimi yak. Kabe'de de sevgilim sensin, kilisede de..."&lt;br /&gt;"Askimin atesleri Ars'i da gecti, fersi de. Bu ates icinde Semseddin'in yuzunu &lt;br /&gt;gizleyemiyorum..."&lt;br /&gt;"Tebrizli Sems din seyhidir. Alemlerin rabbinin manalar denizidir. Can &lt;br /&gt;deryasidir... Gercege ulasmak icin onun etegine yapismak gerekir... Mevlana, golgesiz bir &lt;br /&gt;gunes oldugu halde Sems'in cevresinde donup dolasmadadir. Sems onu isigin icine almis, &lt;br /&gt;aydinliga bogmustur." &lt;br /&gt;Bu karsilasma, Mevlana ile Sems'i iki asik gibi birbirine baglamis ve Mevlana'yi hem &lt;br /&gt;eski hayatindan hem de eski dostlarindan koparmistir. Celaleddin artik tum zamanini Sems &lt;br /&gt;ile gecirmektedir. Bu surekli beraberlik, Mevlana'nin ihmale ugrayan eski dostlari &lt;br /&gt;tarafindan kiskanclikla karsilanacak ve Sems'e komplolar duzenlenecektir. Mevlana'nin &lt;br /&gt;cevresi dusunmektedir ki Sems Konya'dan giderse Mevlana eski haline doner. Oysa ki, bu &lt;br /&gt;asla olmamis, Sems'in Konya'dan bir sure uzaklasmasi Mevlana'yi iyice divaneye &lt;br /&gt;cevirmistir.&lt;br /&gt;Dedikodular yuzunden Konya'yi 1246'da terkeden Sems, 1247'de tekrar bu kente geldi. &lt;br /&gt;Mevlana sevincten ucuyordu. Ne yazik ki, Sems'in basi bu kez cok daha ciddi bir sebepten &lt;br /&gt;derde girmisti. Bu da Mevlana'nin evlatligi Kimya Hatun'du. Sems, Kimya Hatun'la &lt;br /&gt;evlenmisti. Oysaki, Mevlana'nin oglu Alaeddin'in de bu kizda gonlu vardi. Mevlana bu &lt;br /&gt;gonul meselesinde sirdasi Sems'in tarafini tutmustu. Kimya Hatun, evlenmesinden kisa bir &lt;br /&gt;sure sonra oldu. Fakat o kisa sure icinde Alaeddin'le Sems'in arasi iyiden iyiye &lt;br /&gt;acilmisti. Alaeddin, Mevlana'yi gormeye geldigi zamanlarda inadina Kimya Hatun'un ikamet &lt;br /&gt;ettigi sofanin yanindan gecerdi. Sems onu, buradan gecmemesi icin uyarmak ihtiyacini &lt;br /&gt;duymustu. Bu uyarma, fesatcilar tarafindan Alaeddin'i cileden cikarmak icin kullanildi. &lt;br /&gt;Oyle ya, Sems hem sevdigi kizi almisti hem de kendi evinde Alaeddin'e hukmediyordu.&lt;br /&gt;Mevlana ile Þems'in dostluðunu baþýndan beri kiskananlar bu Kimya Hatun olayini da &lt;br /&gt;kullanarak Alaeddin ve yakinlarini Sems aleyhine iyice kiskirttilar. Nihayet Sems, 1247 &lt;br /&gt;yili Aralik ayinin 5. gunu, bir komplo ile olduruldu.&lt;br /&gt;Sems'in olduruldugu, Mevlana'dan uzun sure saklanmistir. Halk arasinda dolasan &lt;br /&gt;soylentilere ise Mevlana bir turlu inanmak istememistir. Olayin Mevlana'dan gizli &lt;br /&gt;tutulmasi yuzundendir ki, ne Sultan Veled'in eserinde ne de Sipehsalar'da Sems'in &lt;br /&gt;oldurulusune yer verilmez. &lt;br /&gt;Mevlana, Sems'in yine Sam'a gittigini dusunmus ve onu hep oralarda arayip aratmistir. &lt;br /&gt;Nihayet durumu ogrenen Mevlana bu ezel dostundan surekli ayrilmis olmanin acisini icli &lt;br /&gt;misralarla dile getirmeye baslamistir:&lt;br /&gt;"Sevgili, o gariplik yurdunda neden bunca zamandir eglesip kaldin, bu gurbetten don, &lt;br /&gt;gel gene, niceye dek bu pismanlik? Yuzlerce mektup yolladim, yuzlerce yol gosterdim. Ya &lt;br /&gt;yolu bilmiyorsun, ya mektubu okumuyorsun. Gel gene, o hapishanede senin kadrini kimse &lt;br /&gt;bilmez. Tas yureklilerle oturma, sen nihayet bu madenin gevherisin. Ey gonulden, candan &lt;br /&gt;kurtulan, ey gonulden ve candan el yikayan, ey cihan tuzagindan azad olan, gene gel, sen &lt;br /&gt;dostlardansin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu mahallede bir rint, bizim halkamizdan kacip kayboldu. Bu mahallede de birisi &lt;br /&gt;ansizin ondan bir iz buldu. Bakin da izini gorun, bu, onun kanlarla bulanmis elbisesi. &lt;br /&gt;Bir zamandir onu araya-araya yandik. Gece-gunduz elbisemizi yirtarak onu aramaktayiz. &lt;br /&gt;Butun kanlar, eskiyince kararir, kurur. Fakat asiklarin kani ebedi olarak yeniden-yeniye &lt;br /&gt;gonulden cosup akar.&lt;br /&gt;Asiklarin kani eskimez, daima tazedir. Kan da taze olunca kime aitse bilinir. Bu eski &lt;br /&gt;bir kan davasi diye gecistirme. Asiklarin kani, dunyada ne uyumustur, ne de uyuyup &lt;br /&gt;unutulur... Sen de boyle oldurulursen ebedi hayata ulasirsin. Bu cesit oldurulenin &lt;br /&gt;canindan Tebriz'e selamimi, kullugumu ulastir."&lt;br /&gt;"Birisi, Hoca Senai oldu dedi. Olum, boyle bir ere kucuk bir is degil. Saman degil ki &lt;br /&gt;yelle uctu diyelim. Su degildi ki kis yuzunden dondu farzedelim. Tarak degil ki, bir &lt;br /&gt;telden kirilsin. Tohum degildi ki yer onu sikip kurutsun. O, bu yeryuzunde bir altin &lt;br /&gt;madeniydi ki, iki cihani da bir arpaya sayardi. Topraktan yaratilan bedenini topraga &lt;br /&gt;atti, akla mensup canini goklere cikardi. Halkin bilmedigi ikinci cani, bunu da sasirtmak &lt;br /&gt;icin soyluyorum ya, canana teslim etti. Saf sarap, tortuyla karismisti, kupun agzi &lt;br /&gt;acikti, tortudan ayrildi."&lt;br /&gt;"Yaziklar olsun ey sevgili, aramzidan gittin. Bircok dertlerle, hasretlerle ayrildin. &lt;br /&gt;Dostlarin, beraber dusup kalkanlarin haklasindan topraklar icine gttin, karincalara, &lt;br /&gt;yilanlara karistin. Ne oldu o nukteler, ne oldu o guzel sozler? Ne oldu elimizi tutan el, &lt;br /&gt;ne oldu gul bahcelerine giden ayak? Latiftin, guzeldin, insanlari kendine kul ederdin. &lt;br /&gt;Simdi insanlari yiyen toprak icine gittin ha? Nereye gittin ki, izinin tozu bile &lt;br /&gt;belirmiyor? Bu sefer gittigin yol ne de kanli yol... Ey yuzlerce gul bahcesinin cani, &lt;br /&gt;neden yaseminden gizlendin? Ey canimin canina can olan, neden benden gizlendin?... Ey &lt;br /&gt;Sems, bir Yusuf gibi kuyuya gittin! Ey abu hayat, ipten de gizli kaldin."&lt;br /&gt;diyen Mevlana sirdasinin oldurulup kuyuya atildigini nihayet ogrenmis oldugunu da &lt;br /&gt;kulagimiza ufler.&lt;br /&gt;Mevlana, Sems'in oldurulusunde bir numarali rolu oynadigindan emin oldugu icindir ki, &lt;br /&gt;oglu Alaeddin Celebi'nin cenaze namazina bile katilmamistir.&lt;br /&gt;Sems'in olumunden sonra Mevlana, Konyali kuyumcu ve Allah dostu Selahaddin'i sirdas &lt;br /&gt;edindi. 10 yil gibi bir zaman sonra Selahaddin de oldu ve Mevlana, sirdasligini Celebi &lt;br /&gt;Husameddin adli sufi ile surdurdu. Bu sure zarfinda, insanlik tarihinin en buyuk mirasi &lt;br /&gt;arasina girmis bulunan Mesnevi vucuda gelmis bulunuyordu.&lt;br /&gt;Mevlana Celaleddin, 1273'te oldu.&lt;br /&gt;"Ben o padisah degilim ki, tahttan inip tabuta binerek yokluga geceyim; benim &lt;br /&gt;fermanimin ustune "sonsuzluk" damgasi vurulmustur." diyerek caglarustu bir gonul &lt;br /&gt;saltanati kurdugunu ifadeye koyan Mevlana "olum" denen degisimin kendisini yokluga &lt;br /&gt;gommedigini ilan etmekte ve sonsuzluk yolcularinin gonul kulagina sunu fisildamaktadir: &lt;br /&gt;"Olumunuzden sonra bizim mezarimizi toprakta arama. Bizim mezarimiz, Hak erlerinin &lt;br /&gt;gonullerindedir."&lt;br /&gt;Mevlana'yi bizzat kendisinden dinleyebilir mmiyiz? Bu sorunun cevabi "evet" tir. &lt;br /&gt;Gercekten de Mevlana, misyonundan zevklerine, metodundan cektigi istiraplara kadar &lt;br /&gt;kendine iliskin her konudan acikca sozeden, okuyucularina bilgi veren bir sair-&lt;br /&gt;dusunurdur. Onun, kendisini anlatan beyanlari ayri bir etude malzeme olacak kadar coktur. &lt;br /&gt;"Herkes bastan sona gelir, bizse sondan basa gideriz." (DK. 5/289) diyen Ulu Hunkar &lt;br /&gt;varlik ve insana ulasilabilecek son noktadan, Allah'tan baktigini soylemektedir. Esasen &lt;br /&gt;Allah adami, esya ve insana Allah'in gozuyle bakan adamdir. Boyle bir bakisin sahibi olan &lt;br /&gt;gozdur ki insana, zamanustu olani, evrensel-kozmik olani duyurur. "Benim butun &lt;br /&gt;feryatlarim benden degil, O'ndandir."(DK, 7/102) diyen Rumi boyle bir bakis kudretini el &lt;br /&gt;ileri anlamda tasidigini ilan eder.&lt;br /&gt;Anilan bu kudret, benligin yuzunu sonsuza cevirir ve benlik, sekliyle bu alemde, &lt;br /&gt;ozuyle yukari alemlerde seyreden bir varlik-vareden arasi kopru olur. "Topraktakiler &lt;br /&gt;esere yuz cevirdiler; ben esirdenim, esere yuz tutmam." (DK. 7/538) diyen Mevlana eserin &lt;br /&gt;yani yaratilanin bagrindan ayagini kurtarmis olmayi insanin esas dogumu olarak gorur. &lt;br /&gt;Sonsuzluk eri, butun kainati bir tur rahim gibi kullanarak oradan Yaratici suurun sonsuz &lt;br /&gt;hurriyet iklimine dogabilen ruhtur. Rumi bu ruhlardan biridir. Diyor ki: "Ilk dogusum &lt;br /&gt;gecti gitti; bu solukta asktan dogmusum; ben, kendimden de fazlayim artik, ikinci kez &lt;br /&gt;dogmusum ben." (DK. 7/102)&lt;br /&gt;Elbetteki bu ikinci dogum, bu sonsuz hurriyet alanina gecis bedava olmamistir Rumi &lt;br /&gt;icin. Hayat, bedavadan bir cok sey verir ama, sonsuzluk asla bedavadan verilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana, hem kendi erisinin motor gucunu tanitmak hem de sonsuzluk yolcularina ders &lt;br /&gt;vermek uzere soyle konusur: "Omrumun ozeti su uc sozden ibarettir: "Hamdim, pistim, &lt;br /&gt;yandim." Bu eris sancisi, bu varolus cilesi insani su bahtiyarliga ulastirir: "Nice can &lt;br /&gt;Isa'sina ait nice gizli sozleri, esegin gonlune, kulagina zorla soktum." (DK. 5/69)&lt;br /&gt;Esegin, Mevlana diliyle igretiye boyun egmis birey veya toplumun sembol adi oldugunu &lt;br /&gt;hatirlatalim.&lt;br /&gt;Bu esek istiaresi Mevlana'nin bir cok tespiti gibi Kur'an kaynaklidir. Muddesir Suresi &lt;br /&gt;48-55. ayetler, Kur'an'i arkalarina atip ondan kacanlari, onu anlamaya yanasmayanlari &lt;br /&gt;arslandan urkup kacan esek surusune benzetmektedir. Bu bir anlamda vahyin insana sundugu &lt;br /&gt;sonsuzluk nimetine sirt cevirmektir. Ve sonsuzluga sirt cevirenler, esek surusudur.&lt;br /&gt;Kur'an'in bu perspektifi Mevlana'nin butun eserlerinde birey ve toplum bazinda aynen &lt;br /&gt;korunmustur. Mevlana insanin igreti, hayvan yanini idafe eden emmare nefsi de esek diye &lt;br /&gt;anar ve der ki, sonsuzluk yolunu bilmiyorsan esegin tersine yuru; yol oldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuzluk eri, esegin kulagina birseyler sokabilmek gibi essiz bir hunere ulasir ama, &lt;br /&gt;unutmamak gerekir ki bu hunerin korunmadi esegin deger verdigi seylere yenik dusmemekle &lt;br /&gt;mumkundur. Mevlana kendisinin belirgin niteliklerinden birini de esegin deger verdigi &lt;br /&gt;herþeyi degersiz gormek, elinin tersiyle itmek olark tanitir. Soyle diyor: "Su asagilik &lt;br /&gt;buyucu kari, su dunya, madem ki yok olup gidecek bir gun; tahtini, bahtini, hazinelerini &lt;br /&gt;bana bagislasalar ne olur ki?..." (DK. 3/447)&lt;br /&gt;Bu suur, sonsuzluk erini esek surusu (deyim kendisinindir) yani kalabalik icinde &lt;br /&gt;yalniz, anlasilmaz, garip, hatta perisan kalma noktasina getirebilir. Ve Rumi bu noktaya &lt;br /&gt;gelmistir. "Gumusum-altinim olsaydi, esim-dostum az mi olurdu hic?" (DK. 6/109) diyerek &lt;br /&gt;bunu duyuran Rumi, dis gorunusuyle bir dusukluk manzarasi arzeden bu keyfiyetin esasta &lt;br /&gt;bir saltanat olduguna dikkat ceker. Bu saltanat ozgurluk-bagimsizlik saltanatidir. Bir &lt;br /&gt;kozmik azadelik saltanitidir bu... "Benim isiklarla, nimetlerle dolu binlerce dunyam var; &lt;br /&gt;a asagilik ekmekci, sen bana ne naz edersin ki?..." (DK. 3/214) diyen Mevlana, esek &lt;br /&gt;surusunun mide ve bagirsaktan gelen gururlarinin nasil bir rezillik ve sefillik &lt;br /&gt;sergiledigini ifadeye koyar. Ve devam eder: "Degil mi ki gonul mutfaginda yemekler tabak &lt;br /&gt;tabak; peki ne diye asagilik kisilerin mutfagina kase tutacakmisiz?" (DK. 7/339) &lt;br /&gt;Esek surusunun degerleriyle beslenen herseyden tiksinir Rumi. Ruhuna bineklik yaotigi &lt;br /&gt;halde, bedenden bile tiksinir. Cunku beden de "asagilik ekmekci" nin taptigi seylerle &lt;br /&gt;besleniyor. Soyle yakariyor Mevlana: "Topraktan yaratilmis beden bir kadehtir, cansa ari-&lt;br /&gt;duru sarap. Bana bir baska kadeh bagisla, zaten bu kadeh kusurlu."(DK. 2/50) Bu igreti &lt;br /&gt;kadehle elde edilebilecek degerleri bir sey sananlari alay konusu eder Rumi, aci onlara. &lt;br /&gt;"Bana testi satma; akar irmagi olan, testiyi ne yapacak?" (DK. 2/35) diye de sorar. &lt;br /&gt;Nihayet igretinin, sonsuzu tanitmaya yonelik en saf degerlerine bile sirt doner. Mesela &lt;br /&gt;Allah'in essizlik ve birligini anlatmak gibi bir buyuk rolu ustlenen (1) rakamina bile &lt;br /&gt;dudak bukerek bakar. Bu haliyle o, "Allah kelimesinin harfleri bile tevhidin safligini &lt;br /&gt;zedeler" diye dusunen cagdasi Ibn Arabi'ye ne kadar benzer! Allah'i tanitmakla birlikte &lt;br /&gt;"tek" ve "bir" sozleri bile sirk kokusu tasir; cunku onlar da igreti alemin, esek &lt;br /&gt;surusunun degerledidir: "Oyle bir zerreyiz ki, dort unsura da isyan ettik, bes duyuya da, &lt;br /&gt;alti yone de. Zaten bes-alti dedigin de nedir? Tek Allah'a bile kizginim ben." (DK. 1/296)&lt;br /&gt;Evet "Allah tektir, birdir" deriz. Ama bu, baska turlu O'nun essizligini ifade &lt;br /&gt;edemedigimizdendir. Allah, sayi, keyfiyet, olcu otesi birdir, tektir. Bunu ifade edecek &lt;br /&gt;bir seyse elimizde de yok, dilimizde de.&lt;br /&gt;Rumi'nin bir anlamda kendini anlatan, ama bir anlamda da onu izleyecek gonul erlerini &lt;br /&gt;bekleyen cileleri, tehlikeleri haber veren beyanlari da ilginctir. Bu beyanlarin ozeti &lt;br /&gt;sudur: "Beni seviyorsan cileye, yalnizliga, dostsuz kalmaya hazir ol! Bakin ne diyor: &lt;br /&gt;"Kimde benim atesimden varsa, benden hirka giymistir o. Huseyin gibi yaralidir O, Hasan &lt;br /&gt;gibi bir kadehi vardir onun." (DK. 2/53)&lt;br /&gt;Ve sunun altini bircok kez cizmistir Rumi: "Hak erinin bu toprak dunyada dostu olmaz. &lt;br /&gt;Var sanan aldanir, olup olmadigini anlamak icin olup tekrar gelmek lazimdir; o da &lt;br /&gt;olmuyor: "Dusman kimmis, dost kim? &lt;br /&gt;Bunu anlamak icin oldukten sonra bir kez daha dunyaya gelmek lazim." (DK. 5/181,185)&lt;br /&gt;Sonsuzluk eri, igretinin besledigi hicbir seyi, hatta bedeni bile umursamaz demistik. &lt;br /&gt;Boyle olunca, sonsuzluk eri icin olum, bir sizlanma sebebi degildir. Olum, Hak erinin &lt;br /&gt;ayak bagini cozen bir vuslat araci, bir erdiricidir. Ama bunu anlamak icin esek surusunun &lt;br /&gt;de degerlerine mahkum olmamak gerekir.&lt;br /&gt;Rumi, bir sonsuzluk eri, esek surusune teslim olmamis bir ask ve iman eri olarak olumu &lt;br /&gt;selamlar, kutsar. Once sunu soyluyor Ebedi Dost'a: "Mademki bedenimden can isteyen &lt;br /&gt;sensin, onu verirken kivranirsam adam degilim." (DK. 7/355) ve hayret edenlere soyle &lt;br /&gt;sesleniyor: "Olum yasayistir, yasayis; fakat gercegi orten gorus tersine gosterir onu." &lt;br /&gt;(DK. 5/97)&lt;br /&gt;Ve Rumi, hayat macerasinin hakkini en ideal anlamda vermis bir Yaratici ben, bir Allah &lt;br /&gt;halifesi sifatiyla olumun kendisini goturecegi essiz guzellikler yurdunu, aldatmayan, &lt;br /&gt;yalniz komayan dostu gorur ve bunu goremediklerini icin tabutu arkasindan &lt;br /&gt;aglayabileceklere soyle seslenir:&lt;br /&gt;"Olum gunumde tabutum yuruyup gitmeye basladi mi bende bu dunyanin gami var, dunyadan &lt;br /&gt;ayrildigima tasalaniyorum sanma, bu cesit bir supheye dusme.&lt;br /&gt;Benim icin aglama, yazik-yazik deme; seytanin oyununa duser, duzenine kapilirsan yazik &lt;br /&gt;olur, yazik- yazik demenin sirasi gelir.&lt;br /&gt;Cenazemi gorunce ah ayrilik-ayrilik demeye kalkisma; kavusup bulusmam o zamandir &lt;br /&gt;benim. Beni kabre indirip birakinca elveda-elveda deme; cunku kabir, can toplulugunun bir &lt;br /&gt;perdesidir.&lt;br /&gt;Batmayi gordun ya, dogmayi da seyret; gunese, aya batmadan ne ziyan geliyor ki? Sana &lt;br /&gt;batmak gorunur amma dogmaktir o; mezar, hapis gorunur amma canin kurtulusudur o. Hangi &lt;br /&gt;tohum, yere ekildi de bitmedi; ne diye insan tohumunda da boyle bir supheye dusmuyorsun &lt;br /&gt;yani?&lt;br /&gt;Hangi kova kuyuya salindi da dolu-dolu cikmadi; can Yusuf'u, ne diye kuyudan feryad &lt;br /&gt;etsin? Bu yanda agzini yumdun mu ac o yanda; artik senin hay-huyun, mekansizlik aleminin &lt;br /&gt;havalarindadir." (DK. 3/169)&lt;br /&gt;Rumi, sevgi ve isik kadar sonsuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;•  Mevlana'nın dogumu: Belh, 6 Rebiülevvel 604 / 30 Eylül 1207 &lt;br /&gt;•  Ailesiyle Belh şehrinden hicret: 610 / 1212 veya 618 / 1221 tarihlerinde &lt;br /&gt;•  Hicaz'a gittikten sonra Şam yoluyla Anadolu'ya geçiş, bazı şehirlerde bulunduktan sonra Larende'de ikamet edilirken Mevlana'nın Gevher Hatunla evlenmesi: Larende (Karaman), 622 / 1229 &lt;br /&gt;•  Mevlana'nın oğlu Sultan Veled'in doğumu: Larende, 623 / 1226 &lt;br /&gt;•  Konya'ya varış: 626 / 1229 &lt;br /&gt;•  Sultanu'l ulema Bahauddin Veled'in vefatı: Konya, 18 Rebiülahir 628 / 12 Ocak 1231 &lt;br /&gt;•  Seyyid Burhaneddin-i Muhakkik'in Konya'ya gelişi: 629 / 1232 &lt;br /&gt;•  Seyyid Burhaneddin'in vefatı: Kayseri, 638 / 1240- 1241 &lt;br /&gt;•  Şems-i Tebriz'in Konya'ya gelişi: 26 Cemaziyelahir 642 /23 Ekim 1244 &lt;br /&gt;•  Şems-i Tebrizi'nin Konya'dan ilk ayrılışı: 643 / 1246 &lt;br /&gt;•  Ricalarla geri dönmüş olan Şems'in ortadan kayboluşu: 645 / 1247 &lt;br /&gt;•  Mevlana'nın Konya'lı Kuyumcu Selahattin'i halife tayin edişi: 647 / 1249 &lt;br /&gt;•  Kuyumcu Selahattin'in vefatı: 657 / 1258 &lt;br /&gt;•  Mevlana'nın vefatı: 5 Cemaziyelahir 672 /17 Aralık 1273 &lt;br /&gt;Çalışma : www.esselam.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1966819838494354741?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1966819838494354741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1966819838494354741' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1966819838494354741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1966819838494354741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/12/mevlana-celaleddin-rumi.html' title='Mevlana Celaleddin Rumi.'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R3a6uaeF3LI/AAAAAAAAATA/uL3yYtd_kVg/s72-c/hz.mevlana.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5374656635292128452</id><published>2007-12-27T08:55:00.000+02:00</published><updated>2007-12-27T08:56:46.308+02:00</updated><title type='text'>2007 'nin İlginç Olayları</title><content type='html'>Fransız haber ajansı AFP 2007 yılına damgasını vuran ilginç olayları derleyip dün dünyaya geçti. İşte bir sene boyunca bizleri güldüren komik haberler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’nın ünlü haber kanalı CNN, terör örgütü El-Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin ile ilgili bir program için Amerika Başkanlığı’na aday adayı olan Barack Obama’dan özür dilemek zorunda kaldı. Çünkü program sırasında ekranda “Usame nerede?'' yazısı yerine “Obama nerede?'' yazısı görünmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya’da bir kadın, parasını yatırdığı bankanın güvenliğini test etmek için kedisi adına kredi kartı başvurusu yaptı. Banka kediye kredi kartı gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya’da 100 yaşındaki bir kadın huzurevine yerleşmişti. Fakat bir süre sonra huzurevinin diğer sakinlerinin sıkıcı ve ‘çokyaşlı’ olduğunu söyleyerek evine geri döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir ülke olan Liechtenstein’da bir sabah İsviçreli askerlerle karşılaşan vatandaşlar ülkelerinin istila edildiğini zannetti. Askerlerin gece eğitimi sırasında yollarını kaybedip farkında olmadan sınırı geçtikleri ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hong Kong’da 9 yaşındaki matematik dehası March Boedihardjo üniversiteye kabul edildi. Küçük deha dersleri kolay ve sıkıcı bulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir İngiliz en yüksek dağ olan Everest’in zirvesinde dünyanın ilk cep telefonu görüşmesini yaptı. İlk sözleri ise “Hava çok soğuk'' oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisine çiçek yollayan bir adam daha sonra çiçekçiyi dava etti. Gerekçesi ise çiçekçinin evine “Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz'' notu yollamasıydı. Bu not sayesinde eşi, adamın kendisini aldattığını öğrenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanzanya’da bir adam, kabile üyelerine atalarının suyun altında gizlenmiş ruhlarını çıkartacağını söyleyerek nehire daldı. Adam bir daha su yüzüne çıkamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belçika’da ülkenin neredeyse bölünmesine neden olan siyasi krizi protesto etmek isteyen bir kişi, ülkeyi internet açık artırma sitesi ebay’da satışa çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filipinler’de bir bankanın alarmı gece saatlerinde çalınca ağır silahlı polisler bölgeye sevkedildi. Polisler önce bankanın etrafını çevirdi, sonra da içeriye baskın düzenledi. Tüm bu paniğe yol açanın çatıdaki küçük bir delikten içeriye giren kedi olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya’da güçlükle nefes aldığı gerekçesiyle veterinere götürülen kedinin kanında yüksek miktarda kokain çıktı. Yapılan incelemede kedinin sahibinin evde bir parti verdiği ve hayvanın parti için hazırlanan kokaini yediği tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı Leona Helmsley öldüğünde 12 milyon dolarlık servetini köpeği Trouble’a bırakmıştı. Trouble, ölüm tehditlerinden kurtulmak için New York’tan Florida’ya taşındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç’te bir hayvanat bahçesinde görevlilerin anestezi uygulamaya çalıştığı zürafa, uyuşturucu ilacın etkisiyle personelin üzerine düştü. Bir görevli beyin sarsıntısı geçirirken zürafa ‘boynu kırılarak’ öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bangladeş’te rüşvet soruşturması için eski bir bakanın evine baskın düzenleyen polisler gördükleri karşısında şoke oldu. Bakan, evde 4 geyik, 7 tavuskuşu, 2 devekuşu ve ender bulunan pek çok kuş besliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere’de doğal yaşam parkında kalan bir papağan, Paskalya yumurtasını gerçek sanarak 2 hafta boyunca kuluçkaya yattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan’da bir çoban, sürüsüne otomobilini takip etmeyi öğretti. Böylece sürüyü gezdirirken yürümek zorunda kalmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’da bir avcı vurduğu kuşu köpeğinin getirmesini beklerken tüfeğini yere koydu. Geri dönen köpek, yerdeki tüfeğin tetiğine basınca avcı bacağından vuruldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5374656635292128452?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5374656635292128452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5374656635292128452' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5374656635292128452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5374656635292128452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/12/2007-nin-ilgin-olaylar.html' title='&lt;strong&gt;2007 &apos;nin İlginç Olayları&lt;/strong&gt;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6906961958566281852</id><published>2007-12-08T17:23:00.000+02:00</published><updated>2007-12-29T23:19:35.845+02:00</updated><title type='text'>AŞIK VEYSEL SATIROGLU</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AŞIK VEYSEL SATIROĞLU   &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;   Ben giderim adım kalır&lt;br /&gt;   Dostlar beni hatırlasın&lt;br /&gt;   Düğün olur bayram gelir &lt;br /&gt;   Dostlar beni hatırlasın&lt;br /&gt;               Can bedenden ayrılacak&lt;br /&gt;               Tütmez baca, yanmaz ocak&lt;br /&gt;               Selam olsun kucak kucak&lt;br /&gt;               Dostlar beni hatırlasın... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âşık Veysel (asıl adı: Veysel Şatıroğlu) (d. 1894, Şarkışla, Sivas - ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı.&lt;br /&gt;Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Âşık Veysel, yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda sol gözünü, bir talihsizlik sonucuyla da sağ gözünü kaybetti. Aslen Avşar Türkmenlerinin Şatırlı kabilesindendir. Soyadı olan Şatıroğlu buradan gelir. Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı, 1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.&lt;br /&gt;Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı yaptı. 1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Avşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır.&lt;br /&gt;Eserleri Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yöntemi gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dostlar beni hatırlasın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben giderim adım kalır&lt;br /&gt;Dostlar beni hatırlasın&lt;br /&gt;Düğün olur bayram gelir&lt;br /&gt;Dostlar beni hatırlasın  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can kafeste durmaz uçar&lt;br /&gt;Dünya bir han, konan göçer&lt;br /&gt;Ay dolanır yıllar geçer&lt;br /&gt;Dostlar beni hatırlasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can bedenden ayrılacak&lt;br /&gt;Tütmez baca, yanmaz ocak&lt;br /&gt;Selam olsun kucak kucak&lt;br /&gt;Dostlar beni hatırlasın... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kara Toprak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice Güzellere Bağlandım Kaldım&lt;br /&gt;Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım&lt;br /&gt;Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi&lt;br /&gt;Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi&lt;br /&gt;Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ademden Bu Deme Neslim Getirdi&lt;br /&gt;Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi&lt;br /&gt;Her gün Beni Tepesinde Götürdü&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnin Yardim Kazma İle Bel İle&lt;br /&gt;Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle&lt;br /&gt;Yine Beni Karşıladı Gül İle &lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi&lt;br /&gt;Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü&lt;br /&gt;Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaya Bakarsam Hava Alırım&lt;br /&gt;Toprağa Bakarsam Dua Alırım&lt;br /&gt;Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dileğin Varsa İste Allah'tan&lt;br /&gt;Almak İçin Uzak Gitme Topraktan&lt;br /&gt;Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta&lt;br /&gt;Allah Kula Yakın Kul Da Allah'a&lt;br /&gt;Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor&lt;br /&gt;Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor&lt;br /&gt;Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar&lt;br /&gt;Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser&lt;br /&gt;Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar&lt;br /&gt;Benim Sadık Yarim Kara Topraktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Derdimi Dökersem Derin Dereye&lt;/strong&gt;Derdimi dökersem derin dereye&lt;br /&gt;Doldurur dereyi düz olur gider&lt;br /&gt;Irakipler geldi girdi araya&lt;br /&gt;Korkarım yar benden yoz olur gider&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilgıt ılgıt yeller eser seherde&lt;br /&gt;Yar beni düşürdü onulmaz derde&lt;br /&gt;Yar ile buluşsak bir tenha yerde&lt;br /&gt;Duyar düşmanlarım söz olur gider&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pervane ateşten sakınmaz canı&lt;br /&gt;Uğruna koymuşum başı bedeni&lt;br /&gt;Doldur tüfengini hedef al beni&lt;br /&gt;Yaram doksan dokuz yüz olur gider&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel der çıkayım bir yüce dağa&lt;br /&gt;Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa&lt;br /&gt;Bir gün olur tenim düşer toprağa&lt;br /&gt;Karışır toprağa toz olur gider &lt;br /&gt;Hacı Bektaş&lt;br /&gt;Medet mürvet deyip kapına geldim &lt;br /&gt;İsteğim dileğim ver Hacı Bektaş &lt;br /&gt;İndim eşiğine yüzümü sürdüm &lt;br /&gt;Kusurum günahım var Hacı Bektaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kul olanın elbet olur kusuru &lt;br /&gt;Nesli Peygambersin cihanın nuru &lt;br /&gt;Alisin Velisin Pirlerin Piri &lt;br /&gt;Galma kusurlara Pir Hacı Bektaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horasandan ayak bastın uruma &lt;br /&gt;Mucizeler şahit oldu pirime &lt;br /&gt;Bak şu vaziyete bak şu duruma &lt;br /&gt;Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmem dedin duvarımda sinekten &lt;br /&gt;Yalan sadir olmaz ervahı pekten &lt;br /&gt;Sana inanmışım ervahtan kökten &lt;br /&gt;Sana inanmayan kör Hacı Bektaş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana yalvarıyor VEYSEL biçare &lt;br /&gt;Yine senden olur her derde çare &lt;br /&gt;Bir arzuhal sundum gani Hünkare &lt;br /&gt;Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beni Hor Görme Gardaşım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beni Hor Görme Kardeşim&lt;br /&gt;Sen Altındın Ben Tunç Muyum&lt;br /&gt;Aynı Vardan Var Olmuşuz&lt;br /&gt;Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Var İse Sende Bende&lt;br /&gt;Aynı Varlık Her Bedende&lt;br /&gt;Yarin Mezara Girende&lt;br /&gt;Sen Toksun Da Be Aç Miyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi Molla Kimi Derviş&lt;br /&gt;Allah Bize Neler Vermiş&lt;br /&gt;Kimi Arı Çiçek Dermiş&lt;br /&gt;Sen Balsın Da Ben Cec Miyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraktandır Cümle Beden&lt;br /&gt;Nefsini Öldür Ölmeden&lt;br /&gt;Böyle Emretmiş Yaradan&lt;br /&gt;Sen Kalemsin Ben Uç Muyum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiata Veysel Aşık&lt;br /&gt;Topraktan Olduk Kardaşık&lt;br /&gt;Aynı Yolcuyuz Yoldaşık&lt;br /&gt;Sen Yolcusun Ben Bacmiyim    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Senlik Benlik Nedir Bırak &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allah birdir Peygamber Hak &lt;br /&gt;Rabbül alemindir mutlak &lt;br /&gt;Senlik benlik nedir bırak &lt;br /&gt;Söyleyim geldi sırası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtü Türkü ne Çerkezi &lt;br /&gt;Hep Ademin oğlu kızı &lt;br /&gt;Beraberce şehit gazi &lt;br /&gt;Yanlış var mı ve neresi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurana bak İncile bak &lt;br /&gt;Dört kitabın dördü de hak &lt;br /&gt;Hakir görüp ırk ayırmak &lt;br /&gt;Hakikatte yüz karası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binbir ismin birinden tut &lt;br /&gt;Senlik benlik nedir sil at &lt;br /&gt;Tuttuğun yola doğru git &lt;br /&gt;Yoldan çıkıp olma asi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yezit nedir, ne kızılbaş &lt;br /&gt;Değil miyiz hep bir kardaş &lt;br /&gt;Bizi yakar bizim ataş &lt;br /&gt;Söndürmektir tek çaresi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi ne çeker dilinden &lt;br /&gt;Hem belinden, hem elinden &lt;br /&gt;Hayır ve şer emelinden &lt;br /&gt;Hakikat bunun burası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu alemi yaratan bir &lt;br /&gt;Odur külli şeye Kadir &lt;br /&gt;Alevi Sünnilik nedir &lt;br /&gt;Menfaattir var varası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümle canlı hep topraktan &lt;br /&gt;Var olmuştur emir Haktan &lt;br /&gt;Rahmet dile sen Allah'tan &lt;br /&gt;Tükenmez rahmet deryası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel sapma sağa sola &lt;br /&gt;Sen Allah'tan birlik dile &lt;br /&gt;İkilikten gelir bela &lt;br /&gt;Dava insanlık davası… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir Derd Ehli Bulsam Derdim Söylesem&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir derd ehli bulsam derdim soylesem&lt;br /&gt;Iyi olmaz derdlerim halim n'olacak&lt;br /&gt;Hekimler derdime derman bulamaz&lt;br /&gt;Bir degil bes degil derd kucak kucak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El vurma yarama yaklasma kardas&lt;br /&gt;Derdimi soylesem tukenmez bas bas&lt;br /&gt;Icimde yaniyor tutunsuz ates&lt;br /&gt;Ceset soba gibi kalbim bir ocak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşıklar alemde gülmez dediler&lt;br /&gt;Akar göz, yaslarim silmez dediler&lt;br /&gt;El elin derdini bilmez dediler&lt;br /&gt;Kimler gelip hatırımı soracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katlan bu cefaya sabreyle gönül&lt;br /&gt;Bu dünyanın isi hep böyle gönül&lt;br /&gt;Başından geçeni sen söyle gönül&lt;br /&gt;Neler geldi geç oldu olacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel'in derdine bulunmaz çare&lt;br /&gt;Etseler vücudun hem pare pare&lt;br /&gt;Bir arzuhal sundum hakiki yare&lt;br /&gt;O yar gelip yaralarım saracak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir Küçük Dünyam Var İçimde Benim&lt;/strong&gt;Bir kucuk dunyam var icimde benim&lt;br /&gt;Mihnetim ziynetim bana kafidir&lt;br /&gt;Gorenler dar gorur genistir bana&lt;br /&gt;Sohbetim ulfetim bana kafidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istemem dunyanin saltanatini&lt;br /&gt;Suslu giyimini Arap atini&lt;br /&gt;Bilirsem Turklugum var kiymetini&lt;br /&gt;Vatanim milletim bana kafidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isterdim hayatta dusmanla savas&lt;br /&gt;Milletime kurban olaydi bu bas&lt;br /&gt;Nasip degil imis sehitlik kardas&lt;br /&gt;Imanim niyetim bana kafidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dunya genis olsun ister dar olsun&lt;br /&gt;Yeter ki kalbimde iman var olsun&lt;br /&gt;Her zaman milletim bahtiyar olsun&lt;br /&gt;Rutbemle mesnedim bana kafidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Icimde beslerim bir buyuk ordu&lt;br /&gt;Cignesin dusmani yukseltsin yurdu&lt;br /&gt;Azmi zihniyeti Veysel'in derdi&lt;br /&gt;Iste bu niyetim bana kafidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi&lt;/strong&gt;Askin beni elden ele gezdirdi&lt;br /&gt;Cok dolandim bulamadim esini&lt;br /&gt;Beni candan usandirdi bezdirdi&lt;br /&gt;Tuzlu imis yiyemedim asini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ile gezdin beni arattin&lt;br /&gt;Beraber oturup beraber yattin&lt;br /&gt;Turlu turlu gullerinden koklattin&lt;br /&gt;Asik ettin gule bulbul kusunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altmis iki yildir seni ararim&lt;br /&gt;Tukendi sabrim yoktur kararim&lt;br /&gt;Daga tasa kurda kusa sorarim&lt;br /&gt;Kimse bilmez hikmetini isini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her millete birer yuzden gorundun&lt;br /&gt;Kendini sakladin sardin sarindin&lt;br /&gt;Bu dunyayi sen yarattin girindin&lt;br /&gt;Her nesnede gosterirsin naksini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gorenlere acik korlere gizli&lt;br /&gt;Kimine gorundun oruc namazli&lt;br /&gt;Veysel'e gorundun cilveli nazli&lt;br /&gt;Tutan birakir mi senin pesini&lt;br /&gt;Sen Olmasan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bir aşksın ben bir mecnun &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;Sen bir gülsün ben bir bülbül &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimde yaşarsın her an &lt;br /&gt;Varım yoğum sensin inan &lt;br /&gt;Kalbimdeki aziz mihman &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansızın kalbime girdin &lt;br /&gt;Türlü türlü dertler verdin &lt;br /&gt;Beraberce çeker derdin &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensin benim cümle varım &lt;br /&gt;Yoktur başka kisb ü kârım &lt;br /&gt;Hem yazımsın hem baharım &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağrımdaki açan çiçek &lt;br /&gt;Türlü koku türlü irenk &lt;br /&gt;Bu bendeki olan gerçek &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokun Veysel tele dokun &lt;br /&gt;Coştu gönül etti akın &lt;br /&gt;Sensin bana benden yakın &lt;br /&gt;Sen olmasan ben olmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gönül Bir Güzeli Sevmiş &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz &lt;br /&gt;Dolanır peşinde çoban misâli &lt;br /&gt;Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez &lt;br /&gt;Azmış yaraları perişan hali &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lokman çâre bulmaz yoktur Eflâtun &lt;br /&gt;Yârdan ayrılması ölümden çetin &lt;br /&gt;Elde endaz ettim bu aşkın atın &lt;br /&gt;Terkettim sılayı vatanı ili &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat Şirin için kestiği taşlar &lt;br /&gt;Benim senin için döktüğüm yaşlar &lt;br /&gt;Seni yaksın beni yakan ateşler &lt;br /&gt;Yaktı bu sinemi savruldu külü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılar bal için bekler petekler &lt;br /&gt;Alır her çiçekten verir emekler &lt;br /&gt;Mecnun Leylâ için pınarı bekler &lt;br /&gt;Ben de bir yâr için olmuşum deli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvelden var idi bu sevda bende &lt;br /&gt;İlikte damarda cesette canda &lt;br /&gt;Ölünce hû çeksin kemiğim sinde &lt;br /&gt;Dünyâda durunca Veysel'in dili &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sen bir ceylan olsan ben de bir avci &lt;br /&gt;Avlasam collerde saz ile seni &lt;br /&gt;Bulunmaz dermani yoktur ilaci &lt;br /&gt;Vursam yaralasam soz ile seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurulma sevdigim guzelim deyin &lt;br /&gt;Baglanma karayi allari geyin &lt;br /&gt;Ben bir coban olsam sen de bir koyun &lt;br /&gt;Seslesem elime tuz ile seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyun olsan otlatirdim yaylada &lt;br /&gt;Tellerini yoldurmazdim hoyrada &lt;br /&gt;Balik olsan takla donsen deryada &lt;br /&gt;Dusursem toruma bez ile seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel der ismini koymam dilimden &lt;br /&gt;Ayri dustum vatanimdan ilimden &lt;br /&gt;Kus olsan da kurtulmazdin elimden &lt;br /&gt;Eger gorsem idi goz ile seni  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ala Gözlü Benli Dilber&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ala gözlü benli dilber&lt;br /&gt;Bir gün gelsen bize doğru&lt;br /&gt;Seni sevdim can u dilden&lt;br /&gt;Çekme kendini naza doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne pervam var ne de perdem&lt;br /&gt;Sanma beni hali bir dem&lt;br /&gt;Söyler seni teller her dem&lt;br /&gt;Kulak versen saza doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asika zulfukar isen&lt;br /&gt;Gulsende güle zar isen&lt;br /&gt;Hakikatli bir yar isen&lt;br /&gt;Ben geleyim size doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönülleri bir edelim&lt;br /&gt;Gayrileri biz nidelim&lt;br /&gt;İkimiz de bir gidelim&lt;br /&gt;Yürüyelim ize doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün için feryadı zar&lt;br /&gt;Bülbül eder her dem seher&lt;br /&gt;Aç sinemi gel gör ne var&lt;br /&gt;Arttı derdim yüze doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafi derdim bir derd katma&lt;br /&gt;Veysel'i yabana atma&lt;br /&gt;Kerem eyle çok uzatma&lt;br /&gt;Kavuşalım yaza doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hepimiz Bu Yurdun Evlatlarıyız&lt;/strong&gt;Bu nasıl kavgalar çirkin dogusler&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;Yolumuza engel olur bu isler&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşiriz bir bayrağın altında&lt;br /&gt;Biz Türklerin ikilik yok aslında&lt;br /&gt;Yanar tutuşuruz vatan aşkında&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedef alıp dövüştüğün kardeşin&lt;br /&gt;Seni yaralıyor attığın taşın&lt;br /&gt;Topluma zararlı yersiz savaşın&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes ilim deryasında yüzüyor&lt;br /&gt;Çıkmış ayin çevresinde geziyor&lt;br /&gt;Yazık bize yollarımız uzuyor&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplar yazılmış nasihat dolu&lt;br /&gt;Birlikte güçlenir gençliğin kolu&lt;br /&gt;Gençliğe emanet Atatürk yolu&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez&lt;br /&gt;Bulanık çeşmeden kimse su içmez&lt;br /&gt;Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz&lt;br /&gt;Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Memlekete Destan Oldum&lt;/strong&gt;Memlekete destan oldum&lt;br /&gt;Karim beni beğenmedi&lt;br /&gt;Esten oldum dosttan oldum&lt;br /&gt;Yarim beni beğenmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne söylesem "deli" dedi&lt;br /&gt;"Meyva vermez cali" dedi&lt;br /&gt;"Açma bana kolu" dedi&lt;br /&gt;Sarim beni beğenmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gönlümün valisiyim&lt;br /&gt;Altı çocuk velisiyim&lt;br /&gt;Bir güzel delisiyim&lt;br /&gt;Durum beni beğenmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine düştüm dilden dile&lt;br /&gt;Göz yaşlarım sile sile&lt;br /&gt;Attı beni gurbet ele&lt;br /&gt;Yarim beni beğenmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçti güzelliğin cağı&lt;br /&gt;Golkoy'e kurdum otagi&lt;br /&gt;Guz geldi doktu yapragi&lt;br /&gt;Dalim beni begenmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel yonum yare dondum&lt;br /&gt;Lodos degmis kara dondum&lt;br /&gt;Yesillenmis yare dondum&lt;br /&gt;Pirim beni begenmedi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6906961958566281852?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6906961958566281852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6906961958566281852' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6906961958566281852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6906961958566281852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/12/aik-veysel-satiroglu.html' title='AŞIK VEYSEL SATIROGLU'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8213921149850130962</id><published>2007-11-24T16:25:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:25.682+02:00</updated><title type='text'>Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R0g2xVoTzXI/AAAAAAAAASw/G8S9F-Jb5ps/s1600-h/%C3%B6%C4%9Fretmen.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R0g2xVoTzXI/AAAAAAAAASw/G8S9F-Jb5ps/s400/%C3%B6%C4%9Fretmen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5136415596263755122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 78’inci ve bu günün öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının 26’ıncı yılı…24 Kasım Öğretmenler günü…Sizin gününüz…&lt;br /&gt;Çok özel, çok yüce bir mesleğin sahibisiniz. Bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar saygın. Sevgi ve fedakârlık mesleği. Sınırları okul ve sınıf duvarlarıyla çizilemeyecek, zil ile başlayıp bitmeyecek kadar ağır bir sorumluluk gerektiren kutsal bir görev. Bu mesleğin tarih boyunca da böyle görüldüğünü, “bilgelik mesleği” olarak kabul edildiğini, değerinin ve öneminin her dönemde vurgulandığını biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk diyor ki “Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.” Yüzyılar öncesinde Diyojen, “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum.”demiştir. Socrates ise öğretmenin ve öğretmenliğin önemini, “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri hem her şeydir hem de hiçbir şeydir.” diye belirtmektedir. Hz. Ali, öğretmenliğin paha biçilmez değerini en kısa ve etkili biçimde, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyerek ifade etmektedir. Bu şekilde ünlüleri ve sözlerini çoğaltarak pekçok örnek sıralamak mümkün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8213921149850130962?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8213921149850130962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8213921149850130962' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8213921149850130962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8213921149850130962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/11/retmenler-gn-kutlu-olsun.html' title='Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/R0g2xVoTzXI/AAAAAAAAASw/G8S9F-Jb5ps/s72-c/%C3%B6%C4%9Fretmen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8754234303190611978</id><published>2007-11-08T21:03:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:25.867+02:00</updated><title type='text'>Seni her zamankinden daha çok seviyoruz ....ATAM...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNduSNsEhI/AAAAAAAAASo/PXkui2gRc8I/s1600-h/ata6_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNduSNsEhI/AAAAAAAAASo/PXkui2gRc8I/s320/ata6_2%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130547450249744914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i Sevmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğü ve bağımsızlığı sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları karakter, yani ruh, öz, omurga olarak kabul edenleri sevmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Fikri hür, ilmi hür, irfanı hür olanları sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksul, yürekli, namuslu,yalansız, riyasız, pazarlıksız…Tertemiz alnından vurulup düşen hem de daha , bir tek kurşun atmadan, o istedi diye Allah deyip şehitlik için ileri atılan dedelerimiz, Eğinli dedem, Ali Çavuş gibi sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopan bacağını tüfeğinin dipçiğinin kayışıyla bağlayıp savaşarak ölen Ezineli Yahya Çavuş gibi sevmek… Çanakkale'de 19. Tümen 'in her bir neferi gibi sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek… Ölmeyi emreden birini, Mustafa Kemal'i sevmek… Ölenleri dün olduğu gibi bugün de anlamak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benimle beraber burada muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek …Mustafa Kemal'i sevmek… Dün olduğu gibi bugün de bir adım geri gitmeyenleri ,gitmeyecekleri sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i Sevmek… Ölümden kaçarken durup onu dinleyip ölüme koşmak… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah saatlerinde Mustafa Kemal 57.Alay'ı bir batarya ile Koca Çimen Tepe istikametinde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek için Conk Bayırı'na çıktığında Arı Burnu tarafından erlerin çekilmekte olduğunu gördü. Seslendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Niçin kaçıyorsunuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Efendim düşman" dediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nerede?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve ileri doğru yürüyordu. Askerlere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Düşmandan kaçılmaz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cephanemiz kalmadı" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cephaneniz yoksa, süngünüz var," dedi. "Ve bağırarak süngü taktırdı. Yere yatırdı... Ölmeyi emretti…Öldüler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnız size 'Bomba Sırtı olayını' anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8 metre, yani ölüm kesin... Birinci siperdekiler hiç biri kurtulamamacasına hepsi düşüyor; ikincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, 3 dakika kadar sonra öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."…' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Ölesiye sevmek… Dün değil bugün gibi sevmek… Bugün de ölmeyi bilmek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölen çocuklarının ardından Avusturalyalı annelerin acısını dindiren,onlara :&lt;br /&gt;"Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı siliniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler, onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyebilen Mustafa Kemal'i sevmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam &lt;br /&gt;nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu &lt;br /&gt;ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, &lt;br /&gt;birdenbire beş adım sağında onu gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paşalar onun arkasındaydılar.&lt;br /&gt;O, saati sordu&lt;br /&gt;Paşalar: "Üç", dediler.&lt;br /&gt;Sarışın bir kurda benziyordu&lt;br /&gt;Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.&lt;br /&gt;Yürüdü uçurumun başına kadar,&lt;br /&gt;eğildi, durdu.&lt;br /&gt;Bıraksalar&lt;br /&gt;ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak&lt;br /&gt;ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak&lt;br /&gt;Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı" … &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atladı…Bir ayağı İzmir' de bir ayağı Ankara'da dimdik durdu… Sevmek.. Mustafa Kemal'i Nazım gibi sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetini emanet ettiği gençler gibi sevmek… 23 Nisan çocukları gibi sevmek. Dünyanın en aydınlık yüzü Türk kadınları gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Kütahya'da Kurtuluş savaşının ortasında, 2 yıldır görmediği oğlunun sekiz ay önce hastalıktan öldüğünü duyup el defterine, " oğlum İzzet sekiz ay önce ölmüş." diye not düşüp savaşa devam eden, İsmet Paşa kadar sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Genelkurmay Başkanı ve Mareşali iken rütbelerini sıyırıp, onunla Anadolu'ya geçip yeniden kavgaya tutuşacak Fevzi Çakmak Paşa kadar sevmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Erzurum'da bir yalnız adama, silahlarını teslim etmemiş tek Osmanlı ordusu olan 9 kolorduyu kendisiyle birlikte teslim edecek kadar çok inanıp, emrine girip, cenk edip, barışta karşı durup, ciltlerce kitap yazacak Kazım Karabekir Paşa kadar sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek…Yağan yağmur altında,ayaklar çıplak yürürken hastalıktan,açlıktan ateşler içinde yanan bebesinin üzerindeki örtüyü alıp, cephane yüklü kağnının üzerine örten analar kadar sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Kadın olup aşık olduğun adamdan, evladından, anandan, babandan daha çok sevmek Mustafa Kemal'i… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak o kadınları, onları anlamak için kendilerini kurtarmaya gelen askerleri " Kemal'in askerleri" diye selamlamalarını anlamak, Afyon'da, Antep 'de, Maraş 'da, Eskişehir'de yani Anadolu'da, düşman işgali altında tecavüze uğrayıp, ölmemek…O acılar içinde sağ kalmak…Herkesin sattığı, terk ettiği, arkadan vurduğu ,hançerlediği bir halkı elinden tutup kaldırmak. Yokluğunu yokluklarına, gözyaşlarını gözyaşlarına, azmini, azimlerine ekleyip onlara haydi diyebileni sevmek… Yaşama azminin adının Mustafa Kemal olmasını anlamak… Namusun adının Mustafa Kemal olmasını, onurun, erdemin adının Mustafa Kemal olmasını anlamak… Bu toprağın kadını, erkeği, evladı olmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek, tecavüze uğrayan o Anadolu kadınları gibi sevmek, tecavüzden kurtarılan o Anadolu kadınları analarımız, bacılarımız, kardeşlerimiz gibi sevmek… Dinimizi, milletimizi, devletimizi kurtaranları, Kemal'in askerlerini sevmek… Acıyı bilenler, unutmayanlar,unutmayacaklar gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i namus bilmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek… İzmir'de ki o sevda anıtı gibi dimdik durmak…İzmir'e ilk giren Kemal'in askerlerinin Yunan askerleri tarafından şehit edilmesi üzerine o anıta Mustafa Kemal'in Türkiye'nin macerasını anlattığı Nutuk 'da kavgasının parolası ve işareti olarak yazdığı "Vatan ve Namus" diye yazan İzmirliler gibi sevmek ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Vatan ve Namus gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i Vatan ve Namus bilmek… Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençler gibi sevmek… Bağımsızlığı ve özgürlüğü sever gibi sevmek…Gelişmiş,büyük Türkiye'yi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet'i…Devrimciliği… Milliyetçiliği…Halkçılığı…Laikliği…Devletçiliği sever gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anti emperyalizmi sever gibi, sömürgeciliğe karşı duranları sever gibi… Türkiye'nin çınarlarını, çiçeklerini,bozkırını, bataklıklarını,denizlerini, havasını, kuşunu, kurdunu sever gibi ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın aç ve yoksul çocuklarını sever gibi, çocuklarımızı sever gibi, insanları, doğayı sever gibi, dünyayı, iyiyi,doğruyu,güzeli sever gibi sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusalcılar gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kursağından haram lokma geçmemiş çocuklar gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazreti Ömer'i bile kıskandıracak o büyük ahlakı sevmek… Yaratıp, kazanıp, anasının ak sütü gibi helal mallarının hepsini, ölünce milletine bağışlayanı sever gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'nun kalpaklı fotoğrafı ellerinde ,oğullarının al bayrağa sarılı naaşlarının önünde "Devlet , millet sağ olsun" diyen şehit anaları gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmalılı hoca Mustafa Yazır gibi , Tuncelili Diab Ağa gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş savaşında tebdili kıyafet gezen Galip Hoca gibi sevmek…Sonra barışta Celal Bayar olup kavgalardan geçip, ölmeden önce " Atatürk seni sevmek ibadettir" diyerek sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de Yunan'a ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin'in ruhunu şad edip, beş yıl sonra düşmanı kovup namusu ve şerefi yerden kaldırıp; İzmir'de , büyük kısmı hain iğfasına uymuş, İstanbul gazetecilerini toplayıp:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Türkiye basını, milletin hakiki sada ve iradesinin belirtisi olan Cumhuriyet'in etrafında çelikten bir kale vücuda getirecektir. Bir fikir kalesi, zihniyet kalesi. Basın mensuplarından bunu talep, Cumhuriyetin hakkıdır…" diyen Mustafa Kemal'i, doğumunun 125. yılında vefa ve minnet duygularıyla ilk günkü gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'na karşı görevini yerine getirememenin utancıyla manda yürekleri çatlayıp ölemeyenler, intihar bile edemeyen dönekler,korkaklar, alçaklar, hainler, satılmışlar gibi değil… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i Türk halkı gibi sevmek, Türk milleti gibi sevmek, Türkiye gibi sevmek, namuslu gazeteciler, yazarlar, yayıncılar gibi… Abartısız, yalansız, sade, duru, basit… Kanaltürk gibi sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… Onun bildiği gibi, "memleketimizin halini, ihtiyacını milletimizin elemlerini ve emellerini" bilmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdasını Vatan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdasını Namus…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdasını Bayrak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdasını Türkiye bilenler gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esaret altında yaşamaktansa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yoksul ve bitap milleti ayağa kaldıramamaktansa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun kazanımlarını koruyamamaktansa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'yi muassır medeniyete, çağdaş; bilimde teknolojide, eğitimde, sağlıkta, adalette, emekte gelişmiş, çalışanın kazanacağı,eşit,kardeş, özgür insanların yaşadığı ülkelerin düzeyine ulaştıramamaktansa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'yi tam bağımsızlık ilkesiyle yönetememektense…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'yi bilimden, aydınlıktan koparıp şeriata, karanlığa, irticaya, şeyhlere, tarikatlara teslim etmektense…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlarda çoban ateşleri yakacaklar gibi sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i sevmek "Vatan ve Namus" demek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka da hiçbir şey demek değil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanlarına, döneklere, eski ve yeni mandacılara, takiyecilere, yalancılara, bin bir suratlı para kölelerine, mezarının önünde ağlayıp eğilip, sana ve devrimlerine kalleşlik edenlere inat…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…Seni her zamankinden daha çok seviyoruz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Özkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8754234303190611978?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8754234303190611978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8754234303190611978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8754234303190611978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8754234303190611978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/11/seni-her-zamankinden-daha-ok-seviyoruz.html' title='Seni her zamankinden daha çok seviyoruz ....ATAM...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNduSNsEhI/AAAAAAAAASo/PXkui2gRc8I/s72-c/ata6_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3991392293468394135</id><published>2007-11-08T20:55:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:26.089+02:00</updated><title type='text'>Atam İzindeyiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNcPSNsEgI/AAAAAAAAASc/UCtLDcPp0ms/s1600-h/ata9_2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNcPSNsEgI/AAAAAAAAASc/UCtLDcPp0ms/s320/ata9_2%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130545818162172418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1881 Selanik'te doğdu. &lt;br /&gt;1893 Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazıldı ve öğretmeni Mustafa Sabri Efendi, kendisine Kemal ek adını verdi. &lt;br /&gt;1895 Manastır Askeri İdadisi'ne girdi. &lt;br /&gt;18 Mart 1899 İstanbul'da Harp Okulu piyade sınıfına yazıldı. &lt;br /&gt;1902 Harp Akademisi'ne girdi. &lt;br /&gt;11 Ocak 1905 Kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi'ni bitirdi. Merkezi Şam'da bulunan 5. Ordu'da göreve başladı. &lt;br /&gt;Ekim 1906 Arkadaşlarıyla birlikte Şam'da gizli Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. &lt;br /&gt;20 Haziran 1907 Rütbesi kolağalığa yükseltildi. &lt;br /&gt;Eylül 1907 3. Ordu'ya atanarak Selanik'e gitti. &lt;br /&gt;13 Nisan 1909 31 Mart Ayaklanması'nı bastırmak üzere Hareket Ordusu'nda kurmay oldu. &lt;br /&gt;1910 Mahmud Şevket Paşa'nın kurmay başkanı olarak Arnavutluk isyanının bastırılmasında görev aldı. &lt;br /&gt;13 Eylül 1911 İstanbul'da genelkurmayda göreve atandı. &lt;br /&gt;27 Kasım 1911 Binbaşılığa yükseltildi. &lt;br /&gt;9 Ocak 1912 Trablusgarp'da Tobruk Savaşı'nı yönetti. &lt;br /&gt;27 Ekim 1913 Sofya'ya askeri ateşe atandı. &lt;br /&gt;1 Mart 1914 Yarbaylığa yükseltildi. &lt;br /&gt;Şubat 1915 Tekirdağ'da 19. Tümen'i kurdu. &lt;br /&gt;25 Nisan 1915 ANZAK askerlerini Arıburnu'da durdurdu. &lt;br /&gt;1 Haziran 1915 Albaylığa yükseltildi. &lt;br /&gt;10 Ağustos 1915 Anafartalar Grubu komutanı olarak İngiliz ve ANZAK birliklerini durdurdu. &lt;br /&gt;14 Ocak 1916 Edirne'de 16. Kolordu komutanı oldu. &lt;br /&gt;1 Nisan 1916 Mirlivalığa(tuğgeneralliğe) yükseltildi. &lt;br /&gt;5 Temmuz 1917 7. Ordu Komutanlığı'na atandı. &lt;br /&gt;Ekim 1917 7. Ordu Komutanlığı'ndan ayrılarak İstanbul'a döndü. &lt;br /&gt;31 Ekim 1918 Yıldırım Orduları Grubu komutanı oldu. &lt;br /&gt;19 Mayıs 1919 Samsun'a vardı. &lt;br /&gt;21/22 Haziran 1919 Amasya Tamimi'ni açıkladı. &lt;br /&gt;8 Temmuz 1919 3. Ordu Müfettişliği'nden ve askerlikten çekildi. &lt;br /&gt;23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi'ne başkan seçildi. &lt;br /&gt;4 Eylül 1919 Sivas Kongresi'ne başkanlık etti. &lt;br /&gt;7 Kasım 1919 Meclis-i Mebusan için yapılan seçimde Erzurum'dan milletvekili seçildi. &lt;br /&gt;27 Aralık 1919 Heyet-i Temsiliye ile birlikte Ankara'ya geldi. &lt;br /&gt;23 Nisan 1920 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı. &lt;br /&gt;11 Mayıs 1920 İstanbul Divan-ı Harp tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. &lt;br /&gt;5 Ağustos 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce başkomutan yapıldı. &lt;br /&gt;23 Ağustos 1921 Sakarya Savaşı'nı yönetti. &lt;br /&gt;19 Eylül 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce mareşallik rütbesi ve gazi sanı verildi. &lt;br /&gt;26 Ağustos 1922 Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetti. &lt;br /&gt;30 Ağustos 1922 Dumlupınar'da Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazandı. &lt;br /&gt;8 Eylül 1922 İzmir'i düşmandan kurtardı. &lt;br /&gt;1 Kasım 1922 Saltanat kaldırıldı. &lt;br /&gt;29 Ocak 1923 İzmir'de Latife Hanım ile evlendi(5 Ağustos 1925'te ayrıldı). &lt;br /&gt;17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi açıldı. &lt;br /&gt;11 Ağustos 1923 İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçildi. &lt;br /&gt;9 Eylül 1923 Halk Fırkası'nı kurdu. &lt;br /&gt;29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. &lt;br /&gt;3 Mart 1924 Halifelik kaldırıldı. &lt;br /&gt;20 Nisan 1924 Yeni Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. &lt;br /&gt;17 Kasım 1924 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu(3 Haziran 1925'te kapatıldı). &lt;br /&gt;25 Kasım 1925 Şapka Yasası kabul edildi. &lt;br /&gt;26 Aralık 1925 Uluslararası takvim ve saat kabul edildi. &lt;br /&gt;1 Kasım 1927 İkinci kez cumhurbaşkanlığına seçildi. &lt;br /&gt;1 Kasım 1928 Latin harflerinin kabulüne ilişkin yasa çıktı. &lt;br /&gt;12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu(17 Kasım 1930'da dağıldı). &lt;br /&gt;15 Nisan 1931 Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'ni kurdu. &lt;br /&gt;4 Mayıs 1931 Üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. &lt;br /&gt;12 Temmuz 1932 Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdu. &lt;br /&gt;24 Kasım 1934 Atatürk soyadı verildi. &lt;br /&gt;27 Ocak 1937 Hatay'ın bağımsızlığı Milletler Cemiyeti'nce kabul edildi. &lt;br /&gt;10 Kasım 1938 Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiliği&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atatürk ve manevi çocuklarından Sabiha GökçenKitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi, uçuş seyretmeyi ve yüzmeyi severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Devlet adamlarının, sanatçıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, ülke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri Çankaya Köşkü'nde sık rastlanan bir durumdu. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede Fransızca ve az Almanca biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğu olmayan Atatürk, savaş yıllarından başlayarak birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da evlat edinmişti. Atatürk'ün manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Nebile Hanım, Rukiye Erkin, Zehra Aylin, Sığırtmaç Mustafa, Abdurrahim Tuncak, İhsan'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir zaferinde Yunan bayrağını yerden alması bilinen bir olaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnkılapları&lt;br /&gt;Atatürk İnkılapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Siyasal inkılaplar &lt;br /&gt;Saltanatın Kaldırılması&lt;br /&gt;Cumhuriyetin İlanı&lt;br /&gt;Halifeliğin Kaldırılması&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Toplumsal inkılaplar &lt;br /&gt;Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı&lt;br /&gt;Şapka Kanunu&lt;br /&gt;Tekke, Zâviye ve Türbelerin Kapatılması&lt;br /&gt;Soyadı Kanunu&lt;br /&gt;Lâkap ve Unvanların Kaldırılması&lt;br /&gt;Uluslararası Ölçülerin Kabulü&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğitim ve kültür alanındaki inkılaplar &lt;br /&gt;Öğretimin Birleştirilmesi&lt;br /&gt;Harf Devrimi&lt;br /&gt;Köy Enstitüleri&lt;br /&gt;Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarının Kurulması&lt;br /&gt;Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi&lt;br /&gt;Güzel Sanatlarda Yenilikler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ekonomik inkılaplar &lt;br /&gt;Aşarın Kaldırılması&lt;br /&gt;Çiftçinin Özendirilmesi&lt;br /&gt;Toprak Reformu&lt;br /&gt;Örnek Çiftliklerin Kurulması&lt;br /&gt;Sanayi Teşvik Kanunu&lt;br /&gt;I. ve II. Kalkınma Planları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hukuki inkılaplar &lt;br /&gt;Mecellenin Kaldırılması&lt;br /&gt;Medeni Kanun&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ana madde: Atatürk İnkılapları&lt;br /&gt;Mustafa Kemal, kendi deyişiyle Türkiye'yi "muasır medeniyet seviyesine çıkarmak" amacıyla bir dizi radikal dönüşüme imza attı. Sözkonusu düzenlemeler başlangıçta Osmanlıca "reform" veya "dönüşüm" anlamına gelen "inkılap" adıyla anıldılar. 1960'lı yıllarda, inkılap karşılığı olarak Öztürkçe "devrim" kelimesi kullanıldı. Ancak 12 Eylül 1980 askeri ihtilalinden sonra, "devrim", kanlı bir düzen değişikliğini (Fransızca: révolution) ve sol dünya görüşünü çağrıştırdığı gerekçesiyle resmi kullanımda yeniden "inkılap" sözcüğü benimsendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk inkılapları beş ana başlık altında toplanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasal&lt;br /&gt;Osmanlı saltanatının kaldırılması ve Osmanlı Devletinin tasfiyesi (1 Kasım 1922). &lt;br /&gt;Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923). &lt;br /&gt;Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılması (3 Mart 1924). &lt;br /&gt;Laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1928) &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mustafa Kemal Latin alfabesini tanıtıyor, Sivas, 20 Eylül 1928&lt;br /&gt;Toplumsal&lt;br /&gt;Şapka Kanunu (25 Kasım 1925) &lt;br /&gt;Tekkelerin, zaviyelerin ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925) &lt;br /&gt;Kadınlara belediye seçimlerinde (1930) ve genel seçimlerde (1935) seçme ve seçilme hakkı tanınması &lt;br /&gt;Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) &lt;br /&gt;Efendi, Bey, Paşa gibi lakab ve ünvanlarin kullanımının yasaklanması (26 Kasım 1934) &lt;br /&gt;Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerinin kabulü (1925-1931)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3991392293468394135?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3991392293468394135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3991392293468394135' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3991392293468394135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3991392293468394135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/11/atam-izindeyiz.html' title='Atam İzindeyiz'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RzNcPSNsEgI/AAAAAAAAASc/UCtLDcPp0ms/s72-c/ata9_2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-9164692231365004604</id><published>2007-10-29T21:49:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:26.793+02:00</updated><title type='text'>CUMHURİYET BAYRAMI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KUTLANIYOR.</title><content type='html'>BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KUTLADIĞIMIZ CUMHURİYET BAYRAMI ÜLKEMİZİN NE KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ.TEK EKSİĞİMİZ BİR VE BERABER OLMAK.ZİRA HACI BEKTAŞ'I VELİ'NİN DEDİĞİ GİBİ:&lt;br /&gt;Bir olalım,iri olalım,diri olalım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY87jK8ReI/AAAAAAAAASQ/Qt-U6AzENeg/s1600-h/29.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY87jK8ReI/AAAAAAAAASQ/Qt-U6AzENeg/s320/29.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126852219558970850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY8TDK8RdI/AAAAAAAAASI/5XpE3rLWpv8/s1600-h/26.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY8TDK8RdI/AAAAAAAAASI/5XpE3rLWpv8/s320/26.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126851523774268882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY8BzK8RcI/AAAAAAAAASA/WFUSlPI8psk/s1600-h/40.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY8BzK8RcI/AAAAAAAAASA/WFUSlPI8psk/s400/40.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126851227421525442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-9164692231365004604?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/9164692231365004604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=9164692231365004604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9164692231365004604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9164692231365004604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/cumhuriyet-bayrami-birlik-ve-beraberlik.html' title='CUMHURİYET BAYRAMI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KUTLANIYOR.'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyY87jK8ReI/AAAAAAAAASQ/Qt-U6AzENeg/s72-c/29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-2697059936300018956</id><published>2007-10-29T18:24:00.000+02:00</published><updated>2007-10-29T18:46:15.978+02:00</updated><title type='text'>Doğum günün kutlu olsun...Öğretmenim</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="366"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/yj6cbM-h8xg&amp;rel=1&amp;border=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/yj6cbM-h8xg&amp;rel=1&amp;border=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="366"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Yolun yarısına geldiğini söylüyorsun.Buraya kadar yaşadığın güzellikleri düşün ve gelecekte seni ne kadar çok güzelliğin beklediğini tasavvur et.Sevdiklerinle beraber nice doğum günlerine.....&lt;br /&gt;sevgilerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-2697059936300018956?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/2697059936300018956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=2697059936300018956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2697059936300018956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/2697059936300018956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/doum-gnn-kutlu-olsunretmenim.html' title='Doğum günün kutlu olsun...Öğretmenim'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-9069344770810828019</id><published>2007-10-27T21:55:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:27.040+02:00</updated><title type='text'>Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTpkTK8RbI/AAAAAAAAAR4/ykO1QA7__D8/s1600-h/bayrak%26ataturk.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTpkTK8RbI/AAAAAAAAAR4/ykO1QA7__D8/s400/bayrak%26ataturk.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126479085685196210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;CUMHURİYET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Bizlere Bu Günü Kazandıran Şehitler,&lt;br /&gt;Ey Hürriyet Yolunda Can Veren Koçyiğitler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Kahraman Atatürk, Sizlere Minnettarız,&lt;br /&gt;Rahat Rahat Uyuyun Nöbette Bizler Varız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canımızdan Azizdir Bıraktığın Emanet,&lt;br /&gt;Cumhuriyet Şereftir, Namustur Cumhuriyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş İçinde Doğduk, Uyku Bize Yaramaz,&lt;br /&gt;Ölüm Bile Arasa, Bizi Evde Bulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarlada, Fabrikada, Kışlada, Okuldayız,&lt;br /&gt;Fakat Hep Bir Emelde, Bir Yönde , Bir Yoldayız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün Hürriyet İçin Kore'yi Vatan Bildik,&lt;br /&gt;Edirne, Çanakkale, İzmir-Ardahan Bildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnandığımız Yolda Çiğneriz Dağı, Düzü,&lt;br /&gt;Hak Edenin Bağrına Saplarız Süngümüzü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harikalar Yaratır, Bir Damlacık Türk Kanı,&lt;br /&gt;Dünyalar Alkışlıyor, Bir Avuç Kahramanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Bir Avuç Kahraman Biliyor Tarihini,&lt;br /&gt;Onu Muzaffer Eden Şanı, Kanı Ve Dini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seve Seve Bırakıp Köydeki Ocağını,&lt;br /&gt;Göz Kırpmadan Veriyor, Kolunu Bacağını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O Böyle Haşroldukça Hürriyetle, İmanla,&lt;br /&gt;Türk Yurdu Yükselecek Her gün Şeref Ve Şanla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmanlı Göğüslere Karşı Dağlar Duramaz,&lt;br /&gt;Coşarsak Selimize Dünyalar Bent Vuramaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk'üz, Düşman Üstüne İşte Böyle Akarız,&lt;br /&gt;Yirmi Milyon Ateşiz, Yirmi Dünya Yıkarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, Ölümsüz Atatürk, Şerefisin Milletin&lt;br /&gt;Bekçisiyiz Tek Kalsak, İnan Cumhuriyetin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                  BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-9069344770810828019?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/9069344770810828019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=9069344770810828019' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9069344770810828019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9069344770810828019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/cumhuriyet-bayrammz-kutlu-olsun.html' title='Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTpkTK8RbI/AAAAAAAAAR4/ykO1QA7__D8/s72-c/bayrak%26ataturk.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-9124978613014473492</id><published>2007-10-27T21:36:00.000+02:00</published><updated>2007-10-27T22:16:17.783+02:00</updated><title type='text'>Ölüm dili her yeri kapladı ...</title><content type='html'>Pazar sabahı Murat Yetkin arayıp Dağlıca'da 12 şehit olduğunu haber verdiğinde bir süre nefessiz kaldım. &lt;br /&gt;12 can. Elbette &lt;strong&gt;ateş düştüğü yeri yakıyor &lt;/strong&gt;ama bu ateş çok, gerçekten çok uzun zamandan beri yanıyor, o yüzden değip geçmediği, yakıp tarumar etmediği yerimiz de kalmadı galiba. &lt;br /&gt;Haberi aldığımda bir lokantadaydık, etrafımızdakiler de duydu, eşim de. Herkesin gözünde bir üzüntü ve eşzamanlı olarak da bir öfke dalgasını görmedim desem yalan olur. &lt;br /&gt;Anlaşılan bu 'öfke' hali çok yaygın. Daha o günden başlayarak Türkiye'nin dört bir yanında sokak gösterileri başladı, PKK ve terör lanetlendi. Gösteriler hâlâ da sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tabii teröre öfke duyulması, bu öfkenin de barışçı bir biçimde dışa vurulması her bakımdan çok iyi. &lt;/strong&gt;Ama maalesef daha ilk günden itibaren bizim öfkemiz pek de barışçı biçimde dışa vurmadı kimi yerlerde. &lt;br /&gt;Pek çok şehirde ve ilçede öfkeli kalabalıklar PKK'ya yakın gördükleri Demokratik Toplum Partisi binalarına yöneldi, yer yer polis bu kalabalıkları güçlükle kontrol edebildi, bazı yerlerde de edemedi, binalar darmadağın edildi. &lt;br /&gt;Bir büyük kentimizde bir Kürt kökenli vatandaş tarafından işletildiğine inanılan bir market tarumar edildi ve yağmalandı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yeri gelmişken söylemek gerekir; kitleler uzun zamandan beri sokağa çıkmaya teşvik ediliyor, onların içlerinde öfke biriktirmeleri isteniyordu. Geçmişte kitleleri bu yönde teşvik eden açıklamaları, bildirileri yok sayamayız. &lt;br /&gt;Ama şimdi anlaşılıyor ki, bu tehlikeli bir silahtır, en büyük tehlikesi de kontrol edilemez olmasından kaynaklanır. &lt;strong&gt;O yüzde taa pazar gününden beri muhtelif seviyede 'devlet büyükleri' kalabalıkları 'itidalli' olmaya çağırıyorlar. Devletimiz, ansızın Sivas, Çorum ve Kahramanmaraş olaylarını hatırladı. &lt;/strong&gt;Sokakta, internette klavyesi başında veya daha vahimi televizyonda mikrofon önünde insanlar ölümden, öldürmekten, savaştan çok ama çok kolay söz ediyorlar. Bu zehirli kelimelerin ağızlardan bu kadar kolay, bu kadar fütursuzca çıkmasını izlerken insan donup kalıyor. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Biz pazar günü hayatını kaybeden evlatlarımıza mı üzüldük &lt;/strong&gt;ve onların ölmelerine mi öfkelendik, başka bir şeye mi? &lt;br /&gt;'Gidelim, Barzani'ye ceza verip dönelim' deniyor. &lt;br /&gt;Şu sıralar Atatürk'ün moda olan bir sözü var: 'Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır.' Elbette öyledir ama Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyup konuşun: Türkiye PKK terörü tarafından çok daha kötü durumlara sokulmuşken yapılmayan konuşmaları şimdi yapmanın, o zaman söz konusu olmayan paniği şimdi yaşamanın âlemi var mı? &lt;br /&gt;Hatırlamıyor musunuz, bir zamanlar ülkemizde girilemeyen yerler vardı, silahlı ve zırhlı araçlardaki askerlerin bile gece geçemediği anayollar vardı, gece yarısı evlerinden alınıp bir daha cesedi bile bulunmayan vatandaşlarımız vardı, günde 24 saat çalışan işkencehaneler vardı, anne karnında öldürülen bebekler vardı, okulları yakanlar vardı... &lt;br /&gt;Demiyorum ki bugünkü halimize şükredelim; hayır, terör belasından bir an önce kurtulmalıyız. Ama farkında değil miyiz, kontrolsüz öfkemizle kendimizi terörden bin beter ve aslında terörün de tam istediği türden bir belanın içine sokmaya çalışıyoruz bugünlerde. &lt;br /&gt;Vakit tam da herkesin ağzından veya kaleminden çıkanı insan kulağıyla duyması gereken vakit.&lt;br /&gt;İsmet Berkan-Radikal&lt;br /&gt;Zaten bir türlü tanımadığımız düşmanlarımızın istediği ülkeyi karıştırıp,bizi birbirimize düşürmek.Unutmayalım:&lt;em&gt;&lt;strong&gt;kontrolsüz güç güç değildir&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;.Türkiye'nin en güvenli bölgelerinde arabalarına bayrak asıp,maç kutlaması yapar gibi şehir turu yapmanın ,kalabalığın içinde sel gibi sağa sola zarar vererek akmanın kimseye faydası olmayacaktır.Ben Şırnak'ta,Şanlıurfa'da,Elazığ'da Türk Bayrağını alıpta yürüyüş yapan,terörü lanetleyip,ülkesine bağlılığını gösteren tüm vatandaşlarımızı gerek birliğimize bağlılığı gerekse de cesaretlerinden dolayı kutluyorum.Öfkemize hakim olmalıyız...Sokaklarda çığlık atmak yerine ,birlik beraberlik içinde olalım.Cumhuriyet Bayramını fırsat olarak değerlendirelim...Son 25 yılımızı zehir eden,binlerce masum insana hayatı zehir eden,35000 şehidimizin hayatına mal olan bu belayı çözmesi gerekenleri uyaralım,onlara baskı yapalım,anları harekete geçirecek akılcı uygulamalar bulalım....70 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti'nin bunu çözecek gücüde cesareti de var.Artık çözün,artık kan akmasın....&lt;br /&gt;Sonucu neye mal olursa olsun,tüm Türkiye Çözüm istiyor.Artık boşlaf edebiyatı yapmayın.İster askeri,ister siyasi,ister ekonomik...ne gerekiyorsa yapın...Yeterki birşeyler yapın...Boş boş inançsızca konuşmayın....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-9124978613014473492?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/9124978613014473492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=9124978613014473492' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9124978613014473492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/9124978613014473492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/lm-dili-her-yeri-kaplad.html' title='Ölüm dili her yeri kapladı ...'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-4067074193741357846</id><published>2007-10-27T21:33:00.000+02:00</published><updated>2007-10-27T21:36:06.475+02:00</updated><title type='text'>Hakkâri'den Rojbin yazıyor: "Yeter!"</title><content type='html'>Dün gece sizin yaşadığınız yer nasıldı; sonbaharın hüzünlü güzelliği oralarda nasıl yaşandı bilmiyorum; ama ben ve buradaki binlerce kişi dün geceden beri uyumuyoruz. Helikopter sesleri ile bölünen uykumuz, ölümün havasına karıştı ve bir daha gözümüze uyku girmedi.&lt;br /&gt;Sizlere ölümün şehrinden, Hakkâri'den yazıyorum. Yüreğim yangın yeri. &lt;br /&gt;Ölüm... Gencecik insanların ölümü. Sebebi ne olursa olsun hayata kapanan gözler. Bir daha umut edemeyecek, yaşayamayacak, gülemeyecek, sevemeyecek onlarca gencecik insan dün burada toprağa düştü. Adına şehit deyin, onurlandırmak için ne derseniz deyin, ama ölüme onur vermekle öleni geri getiremiyoruz. &lt;br /&gt;Onlar öldüler ve yoklar. Ben ve buradaki birçok insan bunun anlamını çok iyi biliyoruz. Ve bir tek kelime edebildik göz yaşlarımızı zaptetmeye çalışarak: Yeter!&lt;br /&gt;İçim acıyor. Ben bu ülkede bir insan, bir kadın ve bir vatandaş olarak, yürek ve vicdan sahibi olduğunu düşünen biri olarak üstüme düşeni yaptım mı diye soruyorum. &lt;br /&gt;Susmayan helikopter seslerinde ve her gelişlerinde beraberlerinde getirdikleri ölü ve yaralılarda kendi kusurumu aramaktan yorgun düştüm. Vicdanım acıyor. Ölenlerin ve öldürenlerin ülkesi olmamalı burası. Bilelim ki dökülen her damla kanın rengi kırmızı... Ölüm acısının rengi her yerde ve her yürekte aynı tarifsizlikte ağır ve unutulmaz. &lt;br /&gt;Ve bilelim ki acının, kanın hemen ardında kendini gösteren intikam duygusu ve nefret, bizleri sonsuz karanlığa gömecek kazma küreklerdir.&lt;br /&gt;Bugün evimizin yanında nöbet tutan askerlerin yüzlerini görmemek ve utanmamak için dışarıya çıkmakta direndim. Yüzlerindeki tedirginliği, korkuyu ve bana bakarkenki endişeyi görmekten utandım. Yine sokakta, bana çaresizlik içinde dönen yüzleri ve soruları, her sese sinen acıyı duymamak için dışarı çıkamadım.&lt;br /&gt;Acaba çok mu pasif kaldım? Acaba yapacak bir şey, edecek bir söz var mıydı? &lt;br /&gt;Ben o sözü aramak ve o sözü etmek için yeterince gayret ettim mi? &lt;br /&gt;Yapacak ne var diye yeterince kafa yordum mu? &lt;br /&gt;Vicdanım beni sorguluyor. Utanıyorum! Ölümün ülkesinde bu atmosferde sessiz ve soluksuzca ölümü seyretmekten çok utanıyorum. &lt;br /&gt;Devlet, siyaset ve yüksek devlet menfaati diye bir tarafa atamıyorum artık; ben kişi olarak ne yaptım diye kendimi yerden yere vuruyorum. Vicdanım beni çok acıtıyor.&lt;br /&gt;Nasıl olacak bilmiyorum, ama yeter artık! Ben ne helikopter sesi, ne silah sesi, ne de ölümün nefesini ve havasını solumak istiyorum. Ben kimseye düşman olmak ve kimsenin düşmanı olmak istemiyorum. Ama ölüme seyirci kalmak ve ölümün ülkesinde yaşamak, ölümün havasını solumak da istemiyorum.&lt;br /&gt;Bu ülkenin ölümden, öldürmekten, nefretten, düşmanlıktan, şehitlik ve teröristlikten başka sunacak seçenekleri olmalı insanlarına.&lt;br /&gt;Vicdan sahibi insanlar olarak konuşmalı, haykırmalı ve tüm bunlara yeter diye çığlık atmalıyız. Sesime ses verin. Henüz söz bitmedi, biz daha sözümüze başlamadık. Vicdanım ağlıyor ve ben boğazımda düğümlenen çığlıklarıma hükmederek sadece dua edebiliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-4067074193741357846?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/4067074193741357846/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=4067074193741357846' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4067074193741357846'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/4067074193741357846'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/hakkriden-rojbin-yazyor-yeter.html' title='Hakkâri&apos;den Rojbin yazıyor: &quot;Yeter!&quot;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1828728944320960028</id><published>2007-10-27T21:22:00.000+02:00</published><updated>2008-12-11T12:22:27.312+02:00</updated><title type='text'>Harici diskte yeni nesil</title><content type='html'>Bilgisayara yeni bir disk takmak sıradan kullanıcılar için hiç kolay sayılmaz. İşte olayı tersine çeviren bir icat.....HDD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarınızda hiçbir zaman bitmeyecek iki ihtiyaç kalemi var: Bellek ve sabit disk. Ne kadar fazla olursa olsunlar bu iki bileşenin artmasının her zaman bir faydasını göreceksiniz. Üstelik her yeni işletim sistemi ve yazılımla ister istemez yükseltilmeleri gerekiyor. &lt;br /&gt;HDD Stage Rack adlı bu yeni aksesuvar, bilgisayarınıza USB üstünden bağlanan bir beşikten (cradle) oluşuyor. &lt;br /&gt;Üstüne yerleştirdiğiniz 2,5 ya da 3,5 inçlik sabit disklerse otomatik olarak yeni bir sürücü şekilnde sisteminiz tarafından tanınıyor. Kapasiteleri çoğu zaman sınırlı harici disklere kıyasla çok daha akıllıca (ve ekonomik) bir seçenek olduğu kesin. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTm6jK8RaI/AAAAAAAAARw/jfyfyddY5Yc/s1600-h/hdd+player.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTm6jK8RaI/AAAAAAAAARw/jfyfyddY5Yc/s320/hdd+player.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126476169402402210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resimdeki gibi ister backup olarak kullanın ,isterseniz de taşıma olarak düşünüle bilir.Artık 150 gramlık ,el kadar bu makinalarla isterseniz her türlü bilginiz yanınızda.Diğer taraftan video,müsic ve fotograflarınızı burada saklayarak bilgisayarınızın performansını artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;120 GB 2,5" Harddiskli Hdd Player ( Dvd,Divx,Vcd,Mp3,Mp4,Jpeg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem External harddisk hemde Divx player birarada hemde 120 Gb Harddiski içinde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm medya arşivinizi gömlek cebinizde taşıyın. içine 200 divx film veya 60.000 mp3 sığdırabilirsiniz.&lt;br /&gt;İster televizyondan , ister direk projeksiyona , isterseniz direk bilgisayar monitorüne bağlayarak altyazı desteği ile film ( ü,ğ,ş,ç,ö harfleri destekli değildir)  izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;Uzaktan kumandası ile ileri geri sardırma,durdurma, atlatma,zaman girme gibi komutları oturduğunuz yerden verebilirsiniz.&lt;br /&gt;Bu tarz bir hdd media player özelliği olursa 200-300 ytl,media player özelliği olmayanlar ise..150-200 ytl arasına temin edilebilir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1828728944320960028?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1828728944320960028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1828728944320960028' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1828728944320960028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1828728944320960028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/harici-diskte-yeni-nesil.html' title='Harici diskte yeni nesil'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PC9X-R-sGV8/RyTm6jK8RaI/AAAAAAAAARw/jfyfyddY5Yc/s72-c/hdd+player.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-6881086055315105357</id><published>2007-10-20T21:38:00.000+02:00</published><updated>2007-10-20T21:39:10.498+02:00</updated><title type='text'>Köklü Anayasa Değişikliği için Referandum Yarın</title><content type='html'>Cumhurbaşkanının Halkın Seçmesi ve Bunun Yöntemine İlişkin Köklü Değişiklikleri Kapsayan Anayasa Değişikliği Paketi, Yarın Halk Tarafından Oylanacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;-Cumhurbaşkanının halkın seçmesi ve bunun yöntemine ilişkin köklü değişiklikleri kapsayan anayasa değişikliği paketi, yarın halk tarafından oylanacak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oylamada mühür, değişikliklerin kabulü için beyaz zemin üzerindeki evet yazısının üzerine, değişikliklerin reddedilmesi için ise kahverengi zemindeki hayır yazısının üzerine basılacak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yüksek Seçim Kurulu'nun belirlediği seçim yasakları da bu gece yarısından itibaren uygulanmaya başlayacak. Oy verme günü her türlü alkollü içki satışı yasak olurken, referandumla ilgili olarak saat 18.00'e kadar hiçbir haber ve yorum yayınlanamayacak. 18.00- 21.00 saatleri arasında sadece YSK kararları yayınlanabilecek. Yayın yasağı YSK'nın yeni bir kararı olmadığı durumda saat 21.00'de sona erecek  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA (ANKA ) Â– Türkiye'de parlamenter sistem içinde ilk kez cumhurbaşkanını halkın seçmesine ilişkin köklü bir değişiklik öngören anayasa değişikliği için yarın referandum yapılacak. Referandumda ayrıca cumhurbaşkanının görev süresi ve milletvekilleri seçimlerine ilişkin de değişiklik hükümlerine ilişkin hükümler de bulunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül'den bu yana gümrük kapılarında referandumda yeralan değişiklikler için oy kullanılıyor. Buna karşılık, referandum metninde yeralan 11. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin hükümlerin, geçen hafta Mecliste yapılan anayasa değişikliği ile iptal edilmesinden sonra YSK, yeni bir takvim belirlemeye gerek olmadığına karar verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-OYLAMA SAATLERİ- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkoylaması, doğu ve güneydoğu illerinde saat 7.00'de başlayacak ve 16.00'da sona erecek. Diğer illerde oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri ise 8.00 - 17.00 olarak belirlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- OY RENKLERİ - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylamada mühür, değişikliklerin kabulü için beyaz zemin üzerindeki evet yazısının üzerine, değişikliklerin reddedilmesi için ise kahverengi zemindeki hayır yazısının üzerine basılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SEÇİM YASAKLARI- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek Seçim Kurulu'nun belirlediği seçim yasakları da bu gece yarısından itibaren uygulanmaya başlayacak. Oy verme günü her türlü alkollü içki satışı yasak olurken, referandumla ilgili olarak saat 18.00'e kadar hiçbir haber ve yorum yayınlanamayacak. 18.00- 21.00 saatleri arasında sadece YSK kararları yayınlanabilecek. Yayın yasağı YSK'nın yeni bir kararı olmadığı durumda saat 21.00'de sona erecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın oyuna sunulan anayasa değişiklik paketinde, yeralan değişiklikler şunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-TBMM 4 YILDA YENİLENECEK: Milletvekili genel seçimleri beş yıl yerine, dört yılda bir yapılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-184 OY YETECEK: Meclis Genel Kurulu, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tam sayısının en az üçte biri (184) ile toplanacak. Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verilecek,ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamayacak. Bu değişiklikle, 22 Temmuz seçimi öncesinde Anayasa Mahkemesi'nin Mecliste cumhurbaşkanı seçiminde en az 367'yi karar yeter sayısı olarak kabul eden kararın yinelenme imkanını da ortadan kaldırılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-CUMHURBAŞKANINI HALK SEÇER: Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin Anayasanın 101. Maddesinin birinci fıkrası, şu şekilde değiştirildi: "Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-5 YILLIĞINA İKİ KEZ: Anayasanın 101. maddesinde yapılacak bir başka değişiklikle, cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldan beş yıla indirildi. Ayrıca bugüne kadar anayasada bulunmayan bir hüküm konularak, cumhurbaşkanlarının ikinci kez seçilmesine imkan sağlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- CUMHURBAŞKANI ADAYI NASIL GÖSTERİLECEK?- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anayasa değişikliği ile halkoyuyla yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde izlenecek yöntem de yeniden belirlendi. Buna göre, Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi, yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkün olacak. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde 10'u geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilecekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- HALKOYUYLA CUMHURBAŞKANI SEÇİM SÜRECİ- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anayasanın 102. Maddesinde yapılan değişikliğe göre, cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanacak. (Ankara Haber Ajansı) 20.10.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-6881086055315105357?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/6881086055315105357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=6881086055315105357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6881086055315105357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/6881086055315105357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/kkl-anayasa-deiiklii-iin-referandum.html' title='Köklü Anayasa Değişikliği için Referandum Yarın'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-5992706062861316639</id><published>2007-10-20T15:54:00.000+02:00</published><updated>2007-10-20T15:56:52.745+02:00</updated><title type='text'>Şişmanlığın tek nedeni fazla yemek mi?</title><content type='html'>&lt;object width="450" height="404"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.uzmantv.com/getswf/ZrrM0rrd-5c" /&gt;&lt;param name="WMode" value="Transparent"&gt;&lt;param name="allowNetworking" value="all"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed src="http://www.uzmantv.com/getswf/ZrrM0rrd-5c" wmode="transparent" width="450" height="404" name="player" type="application/x-shockwave-flash" allowScriptAccess="always" allowNetworking="all" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-5992706062861316639?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/5992706062861316639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=5992706062861316639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5992706062861316639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/5992706062861316639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/imanln-tek-nedeni-fazla-yemek-mi.html' title='Şişmanlığın tek nedeni fazla yemek mi?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1238197736882692033</id><published>2007-10-17T20:43:00.000+02:00</published><updated>2007-10-17T20:44:42.283+02:00</updated><title type='text'>REFERANDUM MU? O DA NE?</title><content type='html'>5 gün sonra referandum var, ama seçmenlerin çoğu referandumun içeriğini bilmiyor. Çoğunluk sadece cumhurbaşkanlığı için sanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GÖKHAN KARAKAŞ, GÜLAY FIRAT, TAHSİN AKSU, MEHMET AKİF ERDEM, OSMAN KARA İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, 5 gün sonra, 21 Ekim Pazar günü referandum için sandık başına gidiyor. Ancak, referandumun içeriği konusunda kafalardaki soru işaretleri hâlâ aydınlanabilmiş değil. İstanbul'un farklı semtlerinde farklı kesimlerden 70 vatandaşa referandumun içeriğini sorduğumuzda, sandık başına gidecek olanların çok büyük bölümünün referandumun hangi değişiklikleri içerdiğini tam olarak bilmediğini gördük. Referandumun hakkında bilgi sahibi olanların büyük bölümü ise sadece cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik oy verileceğini zannediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADIKÖY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Çelik (Bina görevlisi): "Haberim var. Bu hafta sonu sanırım. Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle yapılıyor. Hayır oyu vereceğim, çok iyi anlatamadılar zaten."&lt;br /&gt;Vural Gündoğdu (Otomotiv): "Biliyorum. Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılıyor. Evet oyu vereceğim, halk seçmeli."&lt;br /&gt;Taner Kurdoğlu (Esnaf): "Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy vereceğiz. 'Evet' diyeceğim."&lt;br /&gt;Ali Kibar (Tamirci): "Haberim yok. İçeriğini ve tarihini bile bilmiyorum. Hiç oy vermeyeceğim."&lt;br /&gt;Hande Çıracı (Sekreter): "Hiç haberim yok. Ne için yapıldığını ve tarihini bilmiyorum." &lt;br /&gt;İsa Kapucu (Emekli): "Haberim yoktu. Yeni haberim oldu, oy verir miyim bilmiyorum."&lt;br /&gt;İsmet Kurt (Esnaf): "Haberim var. Cumhurbaşkanını halk seçmeli."&lt;br /&gt;Ziya Çakmakçı (Oto elektrikçisi): "Haberim var. Tarihini ve içeriğini bilmiyorum. Oy vermeyeceğim, bize masraf yine."&lt;br /&gt;Sevim Gürsoy (Tercüman): "Haberim var. Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy verilecek ama tarihini bilmiyorum. Hayır oyu vereceğim, pakette tam olarak ne var bilmiyorum."&lt;br /&gt;Ahmet Önem (İşletmeci): "Haberim var. İçeriğini bile anlatamadılar. 'Hayır' diyeceğim."&lt;br /&gt;Nuran Şahin (Muhasebeci): "Haberim var, Cumhurbaşkanlığı seçimini oylayacağız. Evet oyu vereceğim"&lt;br /&gt;Hüseyin Başer (Mağaza sorumlusu): "Evet haberim var, bu hafta sonu cumhurbaşkanlığı seçimi için oy vereceğiz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SULTANAHMET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan Eğinci (Turizmci): "Seçimden haberim var. Sandığa gidip evet oyu vereceğim."&lt;br /&gt;Ramazan Koçak (Esnaf): "Cumhurbaşkanını kimin seçeceğinin belirlenmesi için sandığa gidilecek. Oyum, evet."&lt;br /&gt;Yunus Tunç (Emekli): "Cumhurbaşkanı seçimi için referandum yapılacak. Bu hafta sonu yapılacak. Sandığa gidip evet oyu kullanacağım."&lt;br /&gt;Bayram Elmacı (Tamir ustası): "Seçimden haberim yok. Ne için yapılacağını da bilmiyorum. " &lt;br /&gt;Tunçay Evren (İnşaat mühendisi): "Cumhurbaşkanı seçimi ve anayasa değişikliği için sandığa gidilecek. Hayır kullanacağım."&lt;br /&gt;Mine Evren (Emekli komiser): "Bu hafta sonu yapılacak. Sandığa gitme konusunda henüz karar vermedim."&lt;br /&gt;Muhammet Kara (Pazarlama): "21 Ekim'de sadece cumhurbaşkanını halk mı seçsin, Meclis mi seçsin diye referandum yapılacak."&lt;br /&gt;Ahmet Karslı (Avukat): "Cumhurbaşkanının seçimi konusunda sandığa gidilecek. Bu hafta yapılacak."&lt;br /&gt;Yusuf Acar (Kimya mühendisi): "Neden sandığa gidileceğini net olarak bilmiyorum." &lt;br /&gt;Bahar Kazancı (Öğrenci): "Seçimin nedenini tam olarak bilmiyorum."&lt;br /&gt;Hülya Tanca (Muhasebeci): "Yeni anayasa ve cumhurbaşkanlığı seçimi için."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRK HAVALİMANI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan Kandemir (İhracat uzmanı): "Referandumdan haberim var. 21'i mi, 22'si miydi? 22 Ekim'di. İçeriği hakkında bilgi sahibiyim. Cumhurbaşkanını kim seçecek? Halk mı seçsin, Meclis mi seçsin?"&lt;br /&gt;Veysi Aktaş (Ticaret): "Referandum yapılacağından haberimiz var. Bu ayın 22'sinde yapılacak. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yapılacak. Ancak sadece cumhurbaşkanlığı değil. 101. ya da 103. madde hakkında da yapılacak. Oy kullanacağım."&lt;br /&gt;Erdener Teknecioğlu (Serbest meslek): "Referandumdan haberim var. 21 Ekim'de yapılacak. Dün akşam öğrendiğime göre yanılmıyorsam 12. Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilip seçilemeyeceği için referandum yapılacak." &lt;br /&gt;Hüseyin Kurşun (Esnaf): "Referandumdan tabii ki haberim var. 22'sinde yapılacak diye biliyorum. Anayasa değişikliği gibi birşey. Tam olarak kimsenin bilgisi yok ki benim olsun."&lt;br /&gt;Zeynep Müge Ateş (Esnaf): "Haberim var. 21 Ekim'de yapılacak. Genel seçimlerin süresinin kısaltılması. Cumhurbaşkanlığının görev süresinin kısaltılması, anayasayla ilgili olan kısmı çıkarıldı bildiğim kadarıyla. Oy kullanacağım."&lt;br /&gt;Resime Akdemir (Ev hanımı): "Referandum yapılacağı ile ilgili bir bilgim yok. Ne zaman yapılacağını da bilmiyorum. O yüzden oy kullanmayacağım."&lt;br /&gt;Veli Demir (Turizmci): " Yanılmıyorsam 21 Ekim'de, vatandaş bilgilendirilmedi. Cumhurbaşkanını 5 yıllığına halk seçsin. Seçilen cumhurbaşkanı da ikinci kez 5 yıl daha seçilebilsin. Buna evet mi diyorsunuz, hayır mı diyorsunuz? Bildiğim kadarıyla budur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARAKÖY - BEYOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Karcı (Tercüman): "Evet biliyorum. 21 Ekim'de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilip seçilmemesi ile ilgili olacak. Mevcut düzenleme bence yeterli, halk tarafından seçilmesi ile halk tarafından seçilen milletvekilleri tarafından seçilmesi arasında, teknik olarak ne gibi bir fark doğabilir ki? Cumhurbaşkanı seçiminin halk tarafından yapılması, başkanlık sistemi olmayan bir ülkede yapılması bana anlamlı gelmiyor."&lt;br /&gt;Şefiye Şahnaoğlu (Bilgisayar mühendisi): "Cumhurbaşkanı seçimleri için oy vereceğiz, sanırım ekim sonu gibiydi. Olmamalıydı. Bugüne kadar gelinen noktada iyiye yönelik bir işaret değil gibi geliyor bana. Geçtiğimiz genel seçimlerde de beklediğimiz gibi güzel bir noktaya gelmedik. Toplum olarak bu noktada olmamalıyız. Türkiye'de yapılması gerekenler ilgililer tarafından yapılmadığından bu noktaya geldik."&lt;br /&gt;Ayşe Sıdıka Sirer (Avukat): "İki gündür üzerinde uğraştığım metni zarfa koyup 'hayır' yerine bunu atacağım sandığa. Belirsizlik ve 11. Cumhurbaşkanı için ek maddeyle ilgili, daha fazla konuşamam. Erdoğan'ın amacını teyit eden bir sonucun çıkması halinde bundan sonraki günlerin, daha karanlık ve bizim için daha endişe verici olacağını düşünüyorum."&lt;br /&gt;Kasım Yılmaz (Güvenlik görevlisi): "21 Ekim'de Anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olacak. Evet çıkacak, ama hayır çıkmasını istiyorum. Cumhurbaşkanını yine Meclis'in seçmesi gerekir, zaten Meclis'i seçen halk." &lt;br /&gt;Levent Polat (Avukat): "Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci ve anayasadaki birkaç konudaki madde halkoyuna sunulacak. Katılmayacağım, çünkü referandum Anayasa'nın olmazsa olmazlarına aykırı bir referandum. Cumhuriyetin temel değerleriyle oynanan bir süreçte referandum da bu oyunun bir parçası. Sağduyulu bir şekilde Meclis çalışması olarak ele alınmalı."&lt;br /&gt;Tanıl Atay (Kasap): "Referandumdan haberim yok. Valla biz ülkeyi tamamen hükümetin ellerine bıraktık, ne isterlerse yapsınlar. Cumhurbaşkanı seçimi için referanduma gidilecekse, o zaman niye cumhurbaşkanı seçildi ki. O zaman daha önce seçilmeliydi. Şimdi değil, önceden olmalıydı, geçti artık."&lt;br /&gt;Ümit Özkaya (Kuyumcu): "Bence doğru bir karar, halk seçsin. Yeri geldiğinde, en büyük kararı halk verir diyorlar, o zaman halk versin. Söz halkınsa referanduma gidelim, kimse de bundan rahatsız olmasın."&lt;br /&gt;Cemal Çalışkan (Simitçi): "Referandumdan haberim yok. Niçin yapıldığını, ne zaman olduğunu bilmiyorum. Yine aynı cumhurbaşkanı kazanır."&lt;br /&gt;Şenol A. (Kamu çalışanı): "İnsanların oylarının yardım paketleriyle ipotek edildiği ülkemizde cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi önerisi, demokratik olarak görülse de böyle bir şey söz konusu değildir."&lt;br /&gt;Aydın Dinç (Serbest meslek): Haberim var. Bu hafta sonu yapılacak. Ana maddesinin cumhurbaşkanlığı olduğunu biliyorum, ancak detayı hakkında bilgim yok. Katılacağım ve ret oyu vereceğim.&lt;br /&gt;İlhan Gezer (Satış Koordinatörü): Cumhurbaşkanlığı ve anayasa paketi değişikliği ile ilgili olduğunu biliyorum. Seçimde hayır oyu kullanacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAKIRKÖY - BAĞCILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurettin Has (Simitçi): "Ne olacağını bilmiyorum, TV'lerden konuyla ilgili açıklama bekliyorum. Oy kullanacağım ama evet deyince ne olacak, hayır deyince ne olacak bilmiyorum."&lt;br /&gt;Mevlüde Uğur (Ev hanımı): "Referandumun ne zaman yapılacağını bilmiyorum. Ne için yapılacağını da bilmiyorum. Oy kullanırım ama neye göre evet ya da hayır diyeceğim, bilmiyorum."&lt;br /&gt;Haşim Hançerli (İşçi): "Referandum 21 Ekim'de yapılacak. Yasaların değişmesi ve cumhurbaşkanını Meclis mi, halk mı seçsin diye oylama yapılacak. Oy kullanacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Referandumda neyi oyluyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliği paketinde şu düzenlemeler yer alıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi.&lt;br /&gt;Aynı kişinin iki kez cumhurbaşkanı seçilebilmesi.&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi.&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanlığı seçiminin, cumhurbaşkanının görev süresi bitmeden önceki 60 gün içinde tamamlanması. &lt;br /&gt;Genel seçimlerin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması.&lt;br /&gt;TBMM'deki seçimler dahil tüm oturumların 184 milletvekili (TBMM üye tamsayısının üçte ikisi) ile açılması.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-1238197736882692033?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/1238197736882692033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=1238197736882692033' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1238197736882692033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/1238197736882692033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/referandum-mu-o-da-ne.html' title='REFERANDUM MU? O DA NE?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-3558575787777757392</id><published>2007-10-17T20:38:00.002+02:00</published><updated>2007-10-17T20:43:47.238+02:00</updated><title type='text'>REFERANDUMA HAZIR MIYIZ?</title><content type='html'>Milliyet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk halkının beş gün sonra sandığa giderek, Türkiye'nin yönetim sisteminde köklü bir değişikliğe yol açacak bir anayasa referandumu için oy kullanması gerekiyor.&lt;br /&gt;Ancak, toplumun önemli bir bölümünün referandum keyfiyetinden haberdar olmadığı, haberdar olan vatandaşların azımsanmayacak bir bölümünün ise ne konuda oy kullanacağını bilmediği anlaşılıyor.&lt;br /&gt;Türkiye, seçimleri tetikleyen büyük bir kutuplaşmadan sonra 22 Temmuz'da gerilimli bir dönemi geride bırakmış, ardından Abdullah Gül Çankaya Köşkü'ne çıkmıştır. &lt;br /&gt;Bu sancılı dönemin hemen ertesinde, Türk halkının kendisini, cumhurbaşkanının seçim yöntemini konu alan bir referandumla ilişkilendirmekte zorlandığı söylenebilir. &lt;br /&gt;Referandum, aynı zamanda TBMM'nin sınır ötesi operasyon için hükümete yetki vermekte olduğu, ayrıca ABD Kongresi'nde "Ermeni soykırımı" karar tasarısının gündemde asılı durduğu bir döneme rastlıyor.&lt;br /&gt;Zamanlamanın çok isabetli olmadığına hükmetmek yanıltıcı olmaz. &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Meselenin başka düşündürücü yönleri de var. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin, Türkiye gibi kuvvetli bir parlamenter sistemin yürürlükte olduğu bir demokraside ne ölçüde isabetli olduğu tartışmalıdır.&lt;br /&gt;Bir siyasal tasarımın en önemli aktörlerinden birinin seçimini tek başına bütünden koparıp düzenlediğinizde, o aktörün eski tasarıma aynen uyacağını beklemek yanıltıcı olur. Sistem, sonuçta bir yamalı bohçaya dönüşebilir.&lt;br /&gt;Doğrusu, sistemin bir bütün olarak yeniden tasarlanması ve cumhurbaşkanının konumunun -yetkileriyle birlikte- bu yeni tasarım bağlamında düzenlenmesi olmalıydı. Bu düzenleme, herhalde, 2008'e sarktığı anlaşılan yeni anayasanın konusu olacaktır.&lt;br /&gt;Sorunun gerisinde, 22 Temmuz öncesinde başlamış olan bir inatlaşmadan vazgeçilmemesi yatıyor. İnatlaşmalar, ne yazık ki demokrasimizi daha da kırılgan hale getiriyor. &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;AKP iktidarının halkoyuna sıkça başvurma yönündeki niyetlerinin ilk denemesi olarak da görülebilir pazar günkü referandum. Bu niyetler, çoğunluğun her istediğini yapmaya muktedir olduğu şeklinde özetlenebilecek bir demokrasi anlayışını yansıtıyor.&lt;br /&gt;Bu yaklaşım, demokrasinin denetim ve dengeleme işlevlerinin maalesef güdük kaldığı Türkiye açısından ciddi sakıncalar taşıyor. Bu sakıncaların başında ülkemizin ihtiyaç duyduğu konsensüs kültüründen uzaklaşması geliyor.&lt;br /&gt;Referandumların her zaman en sağlıklı sonuçları verip vermediği de ayrı bir tartışma konusudur. Örneğin, 1987 referandumunda Türk halkının yüzde 49.8'i siyasi yasakların sürmesi gibi antidemokratik bir tercihten yana oy kullanabilmiştir.&lt;br /&gt;Arada 90 binlik fark olmasaydı, askeri rejimin koyduğu yasaklar yürürlükte kalacak ve dünya demokrasi literatürünün problemli durumlarından biri ortaya çıkacaktı.&lt;br /&gt;Pazar günü yapılacak referandumun düşük bir katılım oranıyla gerçekleşmesi, oylamanın değerini de ciddi bir şekilde gölgeleyebilir. &lt;br /&gt;Zararın neresinden dönülse kârdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-3558575787777757392?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/3558575787777757392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=3558575787777757392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3558575787777757392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/3558575787777757392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/referanduma-hazir-miyiz.html' title='REFERANDUMA HAZIR MIYIZ?'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-141047198130626235</id><published>2007-10-17T20:38:00.001+02:00</published><updated>2007-10-17T20:38:37.230+02:00</updated><title type='text'>Avrupa ülkeleri sigarayı yasaklıyor</title><content type='html'>Avrupa Birliği'nde sigaraya yasak getiren ilk ülke İrlanda'dır. İrlanda'da 2004 yılı mart ayından bu yana lokantalarda, kahvelerde, kamuya açık tüm mekânlarda sigara içmek yasak.&lt;br /&gt;İrlanda'yı İsveç, Malta ve İtalya izledi. Bilindiği gibi İtalyanlar sigaraya çok düşkündü. İtalyan erkeğinin ve kadınının ağzından sigara eksilmezdi. Şimdilerde İtalya'da lokanta ve kahveler dahil, kamuya açık tüm mekânlarda sigara içilmiyor.&lt;br /&gt;Avrupa'da sigara alışkanlığının en yaygın olduğu ülkelerden biri de Belçika idi. Belçika'da 1 Ocak 2007 tarihinde sigara yasağı başladı. Sağlık kurumları elemanları lokanta ve kahvelerde sıkı denetim uyguluyor.&lt;br /&gt;Deutsche Welle (Almanya'nın Sesi) radyosunun internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, Danimarka, İngiltere, Finlandiya, Estonya ve Letonya'da sigara içme yasağı bu yaz aylarında başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da sigara içen azalıyor&lt;br /&gt;Fransa'da ise sigara içme yasağı işyerlerinde uygulanıyor. Önümüzdeki yıldan itibaren lokanta ve kahvelerde de sigara içilemeyecek.&lt;br /&gt;Bulgaristan ve Yunanistan'da da kamuya ait binalarda sigara içme yasağı var ise de, yasağın uygulanmasının iyi denetlenemediği bildiriliyor.&lt;br /&gt;Bilindiği gibi Almanlar da sigaraya pek meraklı idi. Ama 1 Eylül'den bu yana Almanya'da da sigara yasağı başladı. Almanya'da da kamu binaları ve toplu taşıma araçlarında sigara içmek yasaklandı.&lt;br /&gt;Adı "Vatandaşları Pasif İçiciliğin Zararlarından Koruma Yasası" olan yeni yasayla, tütün ve tütün mamullerinin satışında eskiden 16 olan yeni yaş sınırı 18 yaşa yükseltildi. Yasaklara uymayanlar 1000 euro'ya kadar para cezası ödeyecek.&lt;br /&gt;Geçen ay İngiltere'de yürürlüğe giren yeni karayolları kanunuyla, araç kullananların direksiyon başında cep telefonuyla konuşmaları ve sigara içmeleri yasaklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde sigara tüketimi artıyor&lt;br /&gt;Kamuya açık mekânlarda sigara içmenin yasaklanmasından sonra, aracına binenlerin, direksiyon başına geçer geçmez sigaralarını yaktıkları, sigara içerken dikkatlerinin dağılması nedeniyle kazaya neden oldukları belirtiliyor.&lt;br /&gt;Tabii olarak direksiyon kullananlar için getirilen sigara yasağı, özel araç kullanıcılarından çok, uzun yol şoförlerini ilgilendiriyor. Yeni kanuna göre, direksiyon başında sigara içerken kazaya karışan sürücüler, kazada ölüm veya yaralanma olması bile, "dikkatsiz araç kullanma" maddesi kapsamında 2 bin 500 İngiliz lirası (yaklaşık 5 bin YTL) ceza ödeyecekler.&lt;br /&gt;Geliniz görünüz ki, Avrupa Birliği'nde olan biteni aynen izleme çabasındaki Türkiye'de sigara yasağı bir türlü gündeme gelemiyor.&lt;br /&gt;Türk halkının aktif ve pasif sigara dumanının yarattığı hastalıkları, kanser konusundaki gelişmeleri duymasına, izlemesine rağmen kamu kesimi bu konuya ilgi göstermiyor. Özellikle genç kuşaklar giderek daha yaygın şekilde sigara tüketiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;guras@milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-141047198130626235?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/141047198130626235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=141047198130626235' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/141047198130626235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/141047198130626235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/avrupa-lkeleri-sigaray-yasaklyor.html' title='&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Avrupa ülkeleri sigarayı yasaklıyor&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-8930129288161057408</id><published>2007-10-17T20:34:00.000+02:00</published><updated>2007-10-17T20:35:56.051+02:00</updated><title type='text'>Kaz Dağları(Türkiye'nin oksijen deposu)</title><content type='html'>Ege'nin akciğeri, oksijen deposu yemyeşil Kaz Dağı, "altın arama" gerekçesiyle delik deşik edilecek.&lt;br /&gt;Gerçek amaç bu ise yörenin yeşil dokusuna ve kristal gibi temiz havasına neler olabileceğini Haluk Şahin'den yansıtayım... (Radikal/15.10.07) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kaz Dağı'nın eteklerinde 1 trilyon ton kadar kayayı kazıp, sağa sola saçacaklar; Çanakkale ve ilçelerinin kullandığı kadar suyu yok yere tüketecekler; buralara 300-400 bin ton siyanür koklatacaklar; çıkaracakları 250-300 ton altını buradaki şirketlerinden yurtdışındaki merkezlerine ucuza satmış ve zarar etmiş gösterip vergi kaçıracaklar; bu sayede Toronto ve New York borsalarında birilerine 3-4 milyar dolar kazandıracaklar.&lt;br /&gt;Bu bir sınavdır: bakalım dünyanın en kaz kafalı milleti biz miyiz?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2B yağmasına hazırlık mı?&lt;br /&gt;Ancak...&lt;br /&gt;Bu konuda da kuşkuluyum.&lt;br /&gt;Bin dolaylarında maden arama izni ile ormanlık alanlara ruhsat yağması yaşanmakta olduğu yolunda iddialar yoğun.&lt;br /&gt;Amaç; ormanlık alanda binlerce delik açmak, ağaçları kesmek, yeşil dokuyu tahrip etmek ve bu alanları "orman vasfını kaybetmiş arazi" haline dönüştürmek olabilir mi?&lt;br /&gt;2B yasası yolda...&lt;br /&gt;Orman vasfını yitirmiş araziler yapılaşmaya açılacak.&lt;br /&gt;O zaman... Güzelim ormanlar beton istilasına açılacak.&lt;br /&gt;Oteller, moteller, villalar...&lt;br /&gt;İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı, yeşil alanı imara açarak rant sağlıyorsa, başkaları da "Kaz Dağı'nı yolunacak kaz mı bellemişler" diye kuşku duyulabilir.&lt;br /&gt;"Böyledir" iddiasında değilim.&lt;br /&gt;Fakat...&lt;br /&gt;Tekrarlayayım...&lt;br /&gt;Ciddi kuşkularım var.&lt;br /&gt;Ruhsatlar dağıtılıyor ama denetimin nasıl yapıldığına dair "tık" yok.&lt;br /&gt;Tutun ki, altın arayıcılar bunu, inanarak ve içtenlikle yapıyorlar...&lt;br /&gt;Peki... Çevre Bakanlığı, çevrecilik adına o ruhsatların verilmesini samimiyetle içine sindirebiliyor mu?&lt;br /&gt;Ruhsatlarla çevre politikaları arasında bir koordinasyon var mı?&lt;br /&gt;Ruhsat verilen ormanlık alanların "maden arama" bahaneleriyle delik deşik edilerek, karartılarak "orman vasfını yitirmiş araziye dönüştürülmesini ve 2B yasası çıktığında betonlaşmaya açılmasını" engelleyecek hangi önlemler alındı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE YAPTIK BE BİRADER&lt;br /&gt;Ermenistan'ın ilk Başbakanı Kaçaznuni'nin 1923'te Taşnaksutyun Partisi Kongresi'ne sunduğu rapor nedeniyle yoğun mail'ler ve telefonlar almaktayım.&lt;br /&gt;Kaçaznuni raporunda özetle "Önce biz silahlandık, Ruslarla birleşerek Türkleri arkadan vurduk. Öldük. Öldürdük. Türkiye'nin tehcir kararı doğruydu" ifadesini kullanmıştı.&lt;br /&gt;Bu raporu yansıtan kitabın İngilizce baskısının ABD Temsilciler Meclisi üyelerine ve senatörlere dağıtılması yolundaki çağrım üzerine çeşitli başvurular oldu.&lt;br /&gt;Doğrudan sonuca ulaşabilecek olanlarını yansıtayım...&lt;br /&gt;Sayın Ayduk Koray, "Türkiye için bu hizmetin yapılması amacıyla tüm giderleri karşılamaya hazır olduğunu" bildirdi.&lt;br /&gt;Kitabı yayımlayan Kaynak Yayınları, bu amaç için kullanılmak koşuluyla kitap bedelini yüzde 50 indirdi.&lt;br /&gt;Ünlü markalar için spor giyim üreten sanayici Sayın İbrahim Benli, geçen yıl 40 sanayici dostuyla birlikte 80 bin euro toplayarak kitabın Fransızca, Almanca ve İngilizce baskılarından 10 bin adedini İsviçre, Fransa, Almanya ve İngiltere kamuoyu önderlerine ulaştırdıklarını açıkladı. Şimdi de "Aynı kitabın 10 bin adedini ABD Temsilciler Meclisi üyelerine ve kamuoyu önderlerine ulaştıracağız" diye bir not gönderdi.&lt;br /&gt;Ve işadamı Sayın Zeynel Abidin Erdem, konuyu omuzladı.&lt;br /&gt;Yıllarca yönetiminde olduğu Türk Amerikan Dernekleri tarafından gerek kitapların satın alınması, gerek ABD Temsilciler Meclisi üyelerine ve senatörlerine dağıtılması için gerekenin yapılacağını söyledi.&lt;br /&gt;Derneklerin başkanı Atilla Pak da Amerika'dan arayarak devreye girdi.&lt;br /&gt;Onlar arasında bir koordinasyon kurularak bu hizmet gerçekleşiyor.&lt;br /&gt;Çok sayıda mail'den birinde kitabın ABD'de dağıtılması için "devlet yapamıyorsa, sen yap birader" diye yazıyordu.&lt;br /&gt;İşte yaptık be birader!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gunericivaoglu@milliyet.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5529812574856671481-8930129288161057408?l=incele.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://incele.blogspot.com/feeds/8930129288161057408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5529812574856671481&amp;postID=8930129288161057408' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8930129288161057408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5529812574856671481/posts/default/8930129288161057408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://incele.blogspot.com/2007/10/kaz-dalartrkiyenin-oksijen-deposu.html' title='Kaz Dağları(Türkiye&apos;nin oksijen deposu)'/><author><name>Rüstem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04135847592264760390</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5529812574856671481.post-1563485194203499845</id><published>2007-10-17T20:32:00.000+02:00</published><updated>2007-10-17T20:33:16.451+02:00</updated><title type='text'>İstanbul 2007</title><content type='html'>İşte İstanbul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 14 Eylül 2006... İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Alibeyköy Deresi'nin ıslah çalışmalarının tamamlanması nedeniyle düzenlenen törende konuşuyor:&lt;br /&gt;"Kamulaştırma bedeli dahil toplam 49 milyon YTL'ye mal olan dere ıslah projesinin tamamlanmasıyla Alibeyköy'deki sel baskınları tarihe kavuşmuştur."&lt;br /&gt;Topbaş'ın ardından kürsüye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geliyor. O da şunları söylüyor:&lt;br /&gt;"Her yağmurdan sonra buradaki kardeşlerimizin büyük sıkıntılar çektiğini biliyoruz. Alibeyköy Deresi ıslahı tamamlanmış ve bu sorun tarihe gömülmüştür."&lt;br /&gt;Aradan bir yıl geçiyor. 2007'nin Ekim ayına geliyoruz... Şeker Bayramı'nda İstanbul'a yağmur yağıyor. Yağmur alan yerlerden biri de tabii Alibeyköy.&lt;br /&gt;Gazeteler ertesi gün yağmurun Alibeyköy bilançosunu şu başlıkla veriyorlar:&lt;br /&gt;"Alibeyköy'ü yine sel bastı. 4 ölü var, 255 konut sular altında kaldı. Maddi hasar çok büyük."&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;İstanbul'un en büyük belediyesinin başkanı ve Başbakan bir dere ıslahı projesinde böylesine yanılıyor veya yanıltılıyorlarsa... Varın gerisini hesap ediniz... Bu arada Anakent Belediyesi'ni bu duruma düşüren firma ile ilgili de ses seda çıkmıyor.. O firmaya hesap sorulmayacak mı? Yoksa yandaş firma mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Financial Times gazetesine göre her 10 Türkten 9'u ABD'ye karşıymış.&lt;br /&gt;Öyleyse Türkiye'yi yüzde 46.6 değil, yüzde 10 yönetiyor...&lt;br /&gt;Haldun Ertem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Dışişleri Bakanı Rice:&lt;br /&gt;"Türkiye'nin adımlarını minimize etmeye çalışıyoruz" demiş.&lt;br /&gt;Bu sefer çuvalı başımıza değil, ayaklarımıza geçirmeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;Akif Kökçe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pepe'nin itirafı...&lt;br /&gt;Eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, kendi bakanlığı döneminde çıkan maden arama kanunuyla ilgili olarak diyor ki: "Bu kanunla Türkiye'de doğayı tabiatı korumak mümkün değil. Anasına kızan evden çıkıp taşocağı ruhsatı alıp ormanın en güzel yerinde arama yapıyor. Ben bu konuyu daha önce Sayın Başbakan'a da iletmiştim. Kendi bakanlığım döneminde 150 - 200'e yakın taş ocağı ruhsatını beklettim... Bu kanun değişmeli..."&lt;br /&gt;Başbakan uyarılmış ama faydası olmamış. Neden? Bu yasa kimlerin ekmeğine yağ sürüyor? Başbakan yasanın arkasında kimlerin hatrına duruyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD - AKP işbirliği!&lt;br /&gt;Ankara'daki ABD Büyükelçisi Ross Wilson, Washington Post'a yaptığı açıklamada: "Türk yetkilileri, tasarı geçerse alabilecekleri veya almayı düşündükleri hiçbir somut tedbiri bizimle görüşmediler" diyor.&lt;br /&gt;Anlaşılan bizimkiler bırakın "Ya Ermeni lobisi ya Türkiye" gibi kesin bir tavır koymayı, karşı tarafa küçük bir blöf dahi yapmamışlar...&lt;br /&gt;Dün ayrıca "ABD Başkanı Bush tasarının geçmemesi için büyük çabalar gösterdi, Pelosi'yi telefonla aradı" haberleri de balon çıktı. Bush, Pelosi'yi aramamış. Hem AKP hem ABD sadece Türk halkının gözünü boyuyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşman başına!&lt;br /&gt;Ülkenin en büyük sorunu olan PKK terörüyle ilgili iktidarın politikası nedir? İşbaşına geldiği günden bu yana AKP iktidarı, o iktidarın başı ile diğer yetkilileri bu konuda neler yaptı, neler söyledi? Deniz Baykal, dünkü grup toplantısında bunu şöyle özetledi:&lt;br /&gt;"2002'de iktidara gelir gelmez ilk yaptıkları iş hapisteki teröristleri serbest bırakan Eve Dönüş Yasası'nı çıkarmak oldu... Hiçbir işe yaramadı. Erdoğan yakın zamanda birkaç kez PKK konusunu ABD Başkanı Bush ile görüştü. Bir görüşme sonrası, 'Bush'u PKK ile mücadelede kararlı gördüm' dedi... Asker sınır ötesi harekât için Meclis'ten karar çıkarılmasını istediğinde, 'İçeride 5 bin, dışarıda 500 PKK'lı var. İçeriyi hallettik mi ki dışarıyı halledelim' dedi. Bu arada kimi AKP yöneticileri, '24 kez sınır ötesi harekât yapıldı ama sonuç alınamadı' şeklinde konuşarak sınır ötesi harekâta karşı çıktı... Bütün bunları yapan ve söyleyenler şimdi sınır ötesi harekât izni için Meclis'e tezkere gönderdi."&lt;br /&gt;Ne tutarlı, ne kararlı terör politikası değil mi?&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Sınır ötesi operasyon için Meclis'ten tezkere çıkıyor. AKP bu tezkereyi kamuoyundaki baskılar sonucu mecburen çıkarıyor. Tezkere aylar önce askerler istediği zaman çıkarılsaydı caydırıcılığı olurdu. Bundan sonra caydırıcılığı ne olabilir? Sırf caydırıcılık sağlamak için bir sınır ötesi operasyona girişilebilir ki... Onun sonuçları da bugünkünden fazla baş ağrısı yaratabilir. PKK sınır ötesinde bizi mi bekleyecek? Üstelik arazi harekâta elverişsiz... Bütün dünya karşımızda...&lt;br /&gt;Yapılması gereken, aylar önce, ani bir hava saldırısıyla Kandil Dağı'ndaki PKK kamplarını bombalamaktı. Kararlılık gösterisi oydu. Zaman zaman İsrail'in yaptığıydı... Ne yazık ki iktidar ile TSK arasında eşgüdüm sağlanamadığından bu tür etkili hamleler yapılamıyor. Hep geç kalınıyor... AKP'nin ABD yönetimini darıltmama endişesi sağlıklı karar alınmasına engel oluyor... Bundan sonrasını yönetmek daha da zor... Tanrı bizi korusun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümeti uluslararası arenada, Iraklı aşiret reislerinden sonra Ermeni diyasporasına da yenildi... "Çok geziyor" diye yapılan eleştirilere "Bizimki turistik gezi değil, küresel güç olma yolunda uluslararası diplomatik ilişkiler kuruyoruz" diyen Başbakan Erdoğan gezmelerinin meyvelerini topluyor!&lt;br /&gt;Gülhan Elmas&lt;d
